Ateş, dünya ateşi, nur, ışık, parlaklık, iman, hidayet, hakkı yakinen bilme, marifetler, hakikatlar, Semavi kitap, peygamber, peygamber müessesesi ve din, aydınlatan, ışık veren, aydınlatıcı, açıklığa kavuşturan, apaçık, nurlu, celi, parlak, ışıklandıran, aydınlatan.
نَار duyularla algılanan alevdir. Yüce Allah buyuruyor ki:
اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّت۪ي تُورُونَۜ
Söyleyin şimdi bana tutuşturmakta olduğunuz ateşi, (Vakı’a 71);
Yalnız sıcaklığa da, şu âyette geçen cehennem ateşine de نَار denmektedir.
وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟
Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? O, ateştir. Allah bunu kâfir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir dönüş yeridir (22/Hac 72);
Ayrıca savaş ateşine de bu isim verilmektedir:
كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَاراً لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ
Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. (5/Mâide 64).
Bazıları ise, نَار ve نُورِ sözcüklerinin aynı asıldan geldiğini belirtirler. Aslında bunlar çoğunlukla, beraber bulunan iki şeydir. Şu kadar var ki, نَار dünyada güçlü insanların faydalandığı bir şeydir. نُور ise, onların âhirette faydalanacakları bir şeydir. Onun için نُور ile ilgili olarak iktibas türevleri kullanılmıştır. Allah buyurur ki:
مِنْ نُورِكُمْ ق۪يلَ ارْجِعُوا وَرَٓاءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُوراًۜ
Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım? Onlara: Arkanıza dönün de nur arayın!, denilir. (57/Hadîd 13). (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Nâr, yani ateşe gelince, bu latîf, aydınlatıcı, sıcak ve yakıcı bir cevherdir. Bunun iştikâkı ise, bir şey uzaklaşıp kaçtığı zaman söylenen نَارَ - يَنُورُ fiilindendir. Çünkü ateşte, bir hareket ve bir kaynaşma vardır, “Nûr” (ışık) da bu kökten neşet etmiştir. Ki, bu ateşin ışığı, onun ziyâsı demektir. Alâmet anlamına gelen “menâr” üzerinde ezan okunan şeye ad olarak verilen “menare” kelimeleri de aynı köktendir. Üzerine kandil konulan şeye de “menâre” denilir. (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir - Mefâtihu’l Gayb)
Râgıb el-İsfahânî nârın gözle görülen alev, mutlak mânada ısı, cehennem ateşi ve savaş ateşi gibi kısımlara ayrıldığını belirtir ve bunlar için Kur’an’dan örnekler verir. Ayrıca nâr ile nûrun aynı kökten geldiğini ve birbirinin yerine kullanılabildiğini söyler. Nâr insanların dünya hayatı, nûr ise âhiret hayatı için faydalıdır. Nârın mecazi olarak “akıl, re’y ve görüş” anlamına geldiği de ifade edilmiş ve bunun için Hz. Peygamber’den rivayet edilen, “Müşrikin re’y ve görüşüne başvurmayın” meâlindeki hadiste (Müsned, III, 99; a.e. [Arnaût], XIX, 18-19; Nesâî, “Zînet”, 51) yer alan nâr kelimesi örnek gösterilmiştir. Nâr kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de 145 yerde geçmekte olup 118 yerde cehennemdeki ateşi ifade etmektedir. Bunlardan on iki âyette nâr izâfet terkibi (azâbü’n-nâr) veya başka şekillerde azap kelimesiyle ilişki içindedir, dokuz âyette de “nâr-ı cehennem” terkibi yer almıştır. Kur’an’da dünyevî ateş mânasında yirmi yedi yerde geçen nârın kullanılışları içinde kurbanı yakıp yok edecek ateş (Âl-i İmrân 3/183), savaş çıkarmak amacıyla tutuşturulan ateş veya fitne (el-Mâide 5/64), ilâhî kudretin tecellisi olarak yukarıdan gönderilen alev (er-Rahmân 55/35), Hz. İbrâhim’i yakmayan ateş (el-Enbiyâ 21/69; el-Ankebût 29/24) ve Hz. Mûsâ’nın Sînâ’da gördüğü ateş (Tâhâ 20/10; en-Neml 27/7-8; el-Kasas 28/29) zikredilir. Hadis kaynaklarında nâr Kur’an’daki anlamına paralel biçimde birçok yerde tekrarlanmaktadır. (Bekir Topaloğlu, “Nar”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 32 :385.)
Bir şey parlamak, aydın olmak bir şeyden kaçmak anlamındaki “n-v-r” kökünden türeyen nûr, aydınlık, ışık, ziya demektir. Zulmetin zıddıdır. Çoğulu envârdır. Alev, ateş, görüş, alâmet ve cehennem anlamına gelen “nâr” da aynı kökten gelir. (İsmail Karagöz, Fikret Karaman, Dinî Kavramlar Sözlüğü, s. 530.)
‘Nur’ yalnızca ışık demek değildir. Işık kelimesinden daha geniş bir anlamı vardır. ‘Nur’, aklî, zihnî, maddî ve manevî karanlığın, olumsuzluğun karşıtıdır.
Nur kelimesini dünyaya ve Ahirete ilişkin olmak üzere iki yönü vardır. Dünyaya ait yönü de ikiye ayrılabilir:
Birincisi; kişinin basireti ile (derin bir bakışla) anladığı, akl ettiği şeylerin kaynağı ki, bu ilahî bir temele dayanır. Örneğin, akıl nuru ve Kur'an nuru gibi.
İkincisi; gözün farketmesini, tanımasını sağlayan ve hissedilen kaynak ki bu da lamba, yıldız ve diğer ışık kaynaklarının parlamasıyla meydana gelir.
Nur aynı zamanda bilgidir. Cehalet ise kapkaranlık olan şeydir. Mutlak bilginin kaynağı ise şüphesiz Allah'tır. İnsan O’nun var ettiği ve bildirdiği bilgi ile, ‘nur’ ile bir şeyler bilmektedir.
Nitekim Allah'tan gelen vahye de ‘nur’ denilmektedir.
“Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Tevbe, 32. Saff, 8)
Kur'an, Tevhid dinini sembolleştirmek için ’nur’ kelimesini sürekli tekil olarak kullanırken, karanlık (zulm) kelimesini ‘zulumât-karanlıklar’ şeklinde çoğul olarak kullanmaktadır. Çünkü Tevhid dini bir tanedir, batıl dinler ise karanlıklar gibi çoktur. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 556 - 558.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
نَارًا | ateş |
|
|
بِنُورِهِمْ | onların nurunu |
|
|
النَّارَ | ateşten |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارُ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | cehennem |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
النَّارَ | ateşten |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
النُّورِ | aydınlığa |
|
|
النُّورِ | aydınlık- |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
نَارٌ | ateşli |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارُ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارَ | ateşten |
|
|
النَّارُ | cehennemdir |
|
|
النَّارُ | ateşin |
|
|
الْمُنِيرِ | aydınlatıcı |
|
|
النَّارِ | ateş(in elin)den |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارَ | ateşe |
|
|
نَارًا | ateş |
|
|
نَارًا | ateşe |
|
|
نَارًا | cehenneme |
|
|
نَارًا | bir ateşe |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
نُورًا | bir nur |
|
|
نُورٌ | bir nur |
|
|
النُّورِ | aydınlığa |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
وَنُورٌ | ve nur |
|
|
وَنُورٌ | ve nur |
|
|
نَارًا | bir ateş |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
وَالنُّورَ | ve aydınlığı |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
نُورًا | nur olarak |
|
|
نُورًا | bir ışık |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
نَارٍ | ateşten |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النُّورَ | nura |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşte |
|
|
نُورَ | nurunu |
|
|
نُورَهُ | nurunu |
|
|
نَارِ | ateşi |
|
|
نَارَ | ateşi |
|
|
نَارَ | ateşini |
|
|
نَارُ | ateşi |
|
|
نَارِ | ateşine |
|
|
نُورًا | bir nur |
|
|
النَّارُ | cehennemdir |
|
|
النَّارِ | cehennem |
|
|
النَّارُ | ateşten |
|
|
فَالنَّارُ | ateştir |
|
|
النَّارَ | ateşe |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارُ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
وَالنُّورُ | ve aydınlık |
|
|
النَّارِ | ateşte |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
النُّورِ | aydınlığa |
|
|
النُّورِ | aydınlığa |
|
|
النَّارِ | ateştir |
|
|
النَّارُ | ateş |
|
|
نَارِ | ateş- |
|
|
النَّارَ | ateş |
|
|
نَارًا | bir ateş |
|
|
النَّارَ | ateşi |
|
|
نَارًا | bir ateş haline |
|
|
نَارًا | bir ateş |
|
|
نَارًا | bir ateş |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
النَّارَ | ateşi |
|
|
يَا نَارُ | ateş |
|
|
مُنِيرٍ | aydınlatıcı |
|
|
نَارٍ | ateş- |
|
|
النَّارُ | ateş! |
|
|
النَّارُ | ateş |
|
|
نَارٌ | ateş |
|
|
نُورٌ | nur |
|
|
نُورٍ | nur |
|
|
لِنُورِهِ | nuruna |
|
|
نُورُ | nurudur |
|
|
نُورِهِ | O’nun nuru |
|
|
نُورًا | bir nur |
|
|
نُورٍ | nuru |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
مُنِيرًا | aydınlatıcı |
|
|
نَارًا | bir ateş |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
النَّارِ | cehenneme |
|
|
نَارًا | bir ateş |
|
|
نَارًا | bir ateş |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
مُنِيرٍ | aydınlatıcı |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النُّورِ | aydınlığa |
|
|
مُنِيرًا | aydınlatıcı |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النُّورُ | aydınlık |
|
|
الْمُنِيرِ | aydınlatıcı |
|
|
نَارُ | ateşi |
|
|
نَارًا | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
النَّارِ | ateşteki |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
نَارٍ | ateş- |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş- |
|
|
النَّارِ | ateşte |
|
|
نُورٍ | bir nur |
|
|
بِنُورِ | nuru ile |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارُ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşte |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
فَالنَّارُ | ateştir |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
النَّارِ | ateşin |
|
|
نُورًا | bir nur |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
النَّارِ | ateşe |
|
|
وَالنَّارُ | ve ateştir |
|
|
النَّارِ | ateşte |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
نَارِ | ateşine |
|
|
النَّارُ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
نَارٍ | ateş- |
|
|
نَارٍ | ateş- |
|
|
النَّارَ | ateşi |
|
|
النُّورِ | aydınlığa |
|
|
نُورُهُمْ | ışıkları |
|
|
نُورِكُمْ | sizin nurunuz- |
|
|
نُورًا | nur |
|
|
النَّارُ | ateştir |
|
|
وَنُورُهُمْ | ve nurları |
|
|
نُورًا | bir nur |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارِ | ateşte kalmaları |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
نُورَ | nurunu |
|
|
نُورِهِ | nurunu |
|
|
وَالنُّورِ | ve nura |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النُّورِ | aydınlığa |
|
|
نَارًا | bir ateşten |
|
|
نُورُهُمْ | onların nuru |
|
|
نُورَنَا | nurumuzu |
|
|
النَّارَ | ateşe |
|
|
نُورًا | nur |
|
|
نَارًا | ateşe |
|
|
نَارَ | ateşi |
|
|
النَّارِ | cehennemin |
|
|
النَّارِ | ateş |
|
|
النَّارَ | ateşe |
|
|
نَارًا | ateşe |
|
|
نَارٌ | bir ateş |
|
|
نَارًا | bir ateşe karşı |
|
|
نَارِ | ateşi |
|
|
نَارٌ | bir ateştir |
|
|
نَارُ | ateşidir |
|
|
نَارًا | bir ateşe |