Âl-i İmrân Sûresi 192. Ayet

رَبَّنَٓا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ  ١٩٢

“Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 رَبَّنَا Rabbimiz ر ب ب
2 إِنَّكَ şüphesiz sen
3 مَنْ kimi
4 تُدْخِلِ sokarsan د خ ل
5 النَّارَ ateşe ن و ر
6 فَقَدْ muhakkak ki
7 أَخْزَيْتَهُ onu perişan etmişsindir خ ز ي
8 وَمَا yoktur
9 لِلظَّالِمِينَ zalimlerin ظ ل م
10 مِنْ hiçbir
11 أَنْصَارٍ yardımcıları ن ص ر
 

   خزي Hızyun: خَزِيَ الرَّجُلُ deyimi bir kişiye ilişen kırgınlık (utanma, mahcubiyet, zor durumda kalma, şerefine leke sürülme) hâlidir. Bunun sebebi kişinin kendiyse (kendi nefsinden kaynaklanıyorsa) utanma ve aşırı mahcubiyettir. Mastarı da utanma demek olan خَزِيٌ dür. Bu kırgınlık bir dış etkenden kaynaklanıyorsa bu bir çeşit hafife alma ve hor görme şeklinde kendini gösterir. Bunun mastarı ise خِزْيٌ sözcüğüdür ki rezil rüsva olmak demektir. (Müfredat) Kuran’ı Kerim’de 26 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan bir türevi bulunmamakla birlikte Kuran-ı Kerim’de 10’dan fazla geçmesi sebebiyle kitabın Arapça kelimeler sözlüğü bölümüne alınmıştır.(Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

 

رَبَّنَٓا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ

 

Nida harfi mahzuftur. Münada olan  رَبَّ  muzâf olup fetha ile mansubdur. Mütekellim zamiri  نَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Nidanın cevabı   اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ’dır.

İsim cümlesidir.  اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.  

كَ  muttasıl zamir  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ  cümlesi, اِنَّ ‘nin haberi olarak mahallen merfûdur. 

Fiil cümlesidir. مَنْ  iki muzari fiili cezm eden şart ismi olup, mukaddem mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.  تُدْخِلِ  şart fiili olup, sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنت ’dir. النَّارَ  ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.

فَ  şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder. 

اَخْزَيْتَ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir  تَ  fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir  هُ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı  يَا ’dır.

Münada alem ise veya mütekellim ya’sına muzafsa yahut nida edilen, nida edenin yakınında bulunursa nida harfi hazfedilebilir. 

Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır. 

Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude. 

Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir. 

Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt  ف ’si) gelmez. Ayrıca  لَمْ  (cahd-ı mutlak) ve  لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt  ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt  ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَخْزَيْتَ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır.  Sülâsîsi  خزي’dir. 

تُدْخِلِ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  دخل ’dir.

İf’al babı fiille, ta’diye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekana duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder.

 وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ

 

İsim cümlesidir. وَ  istînâfiyyedir. مَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. لِلظَّـٰلِمِینَ  car mecruru mahzuf mukaddem habere mütealliktir. مِنۡ  harf-i ceri zaiddir. أَنصَارٍ  lafzen mecrur, muahhar mübteda olarak mahallen merfûdur.

مِنْ  nefy, nehîy ve istifham ifadelerinden sonra gelen fail, mef’ûl ve mübtedaya dahil olduğunda zaid olur ve tekid bildirir. (M.Meral Çörtü Nahiv s. 341)

اَلظَّالِم۪ينَ ; sülâsî mücerredi  ظلم  olan fiilin ism-i failidir.

İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

رَبَّنَٓا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ

 

Ayet, istirham için itiraziyye olarak fasılla gelmiştir. Cümle takdiri  يقولون  (Onlar der ki) olan mahzuf fiilin mekulü’l-kavlidir. Bu takdire göre cümle, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.  

رَبَّنَا  izafeti münadadır. Nida harfinin mahzuf olduğu cümle nida üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

Nida harfinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. Bu hazif mütekellimin Allah Teâlâ’ya yakın olma isteklerinin ve onun rahmetine duydukları ihtiyacın derecesini gösterir. 

İtiraz cümleleri tenzih, tazim, dua, tenbih, teberrük, takrir, tasrih.. gibi çeşitli gayelere binaen yapılan ıtnâb sanatıdır.

İtiraz, bir kelamın ortasında veya aralarında mana açısından benzerlik olan iki kelam arasında (ikincisi birincinin tekidi, beyanı, bedeli veya matufu olma açısından) yer alan ve îrabdan mahalli olmayan bir veya birkaç cümleye denir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Nidanın cevabı olan  اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ  cümlesi,  اِنَّ  ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden lazım-ı faide-i haber inkârî kelamdır. 

İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)

اِنَّ ’nin haberi şart üslubunda haberî isnad olan  مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُ  cümlesidir. Şart cümlesi  مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ  , sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.  

Müspet meczum muzari fiil sıygasında lazım-ı faide-i haber ibtidaî kelam olan  تُدْخِلِ النَّارَ  cümlesi  مَنْ ’in haberidir.

Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Zamir makamında  النَّارَ ‘ın, mübalağa ve dehşeti belirtmek için zahir olarak tekrarlanmasında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

فَ  karinesiyle gelen  فَقَدْ اَخْزَيْتَهُ  şeklindeki cevap cümlesi, tahkik harfi  قَدْ  ile tekid edilmiş, mazi fiil sıygasında, lâzım-ı faide-i haber talebî kelamdır.

Şart ve cevap cümlelerinden oluşan terkip şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber talebî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. 

Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

Tahir b. Âşûr  اِنَّ ’nin tekid ve tahkikin dışında bazı ayetler bağlamında ihtimam ifade ettiğini söylemiştir.  اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُ [Rabbimiz, Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu şüphesiz rezil etmiş olursun. (Âli İmran/192)] bu ayetin tefsirinde  اِنَّ  ateşten korunma talebi için ta’lil bildirmek üzere sevk edildiğini, aynı şekilde ihtimam isteğiyle bunu ifade etmek için kullanıldığını; zira burada tekidin gerekmediğini söylemiştir. (Aboubacar Mohamadou, İbn Âşûr’un et-Tahrîr ve’t-Tenvîr Adlı Eserinde Sarf Ve Nahiv Merkezli Tercihler, Doktora Tezi)

Hal olan “ateş” söylenmiş, mahal olan cehennem kastedilmiştir. Ateş; cehennemden tağlîb yapılmıştır. Cehennemde başka azaplar da vardır. (Medine Balcı, Dergâhu’l Kur’an)

اَلْخِزْىُ  kelimesi Arapçada telef olmak, hüccetsiz kalmak veyahut da bir belaya düşmek suretiyle helak ve yok olmak manasındadır.  اَلْاِخْزَاءُ  Hor ve hakir kılmak, helak etmek, utandırmak, küçük düşürmektir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Cümlenin başındaki nida (ey Rabbimiz), yalvarış ve yakarışın (tazarru) kuvvetini ifade içindir.

Cümlenin tekitli olması, onun mazmununa olan yakınlığının kemâlini izhar ve korkularının şiddetini ilan içindir.

Azabı yermek için  تُدْخِلِ  fiilinin kullanılması, azabın keyfiyetini tayin ve ne kadar kerih ve utanç verici olduğunu beyan içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)


 وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ

 

Ayetin son cümlesinde  وَ , istînâfiyyedir. 

İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)

Cümle, sübut ve istimrar ifade eden menfi isim cümlesi lazım-ı faide-i haber inkârî kelamdır. Cümlede îcâz-ı hazif ve takdim-tehir sanatları vardır. 

لِلظَّالِم۪ين  mahzuf mukaddem habere mütealliktir. 

Muahhar mübteda olan  مِنْ اَنْصَارٍ ’ deki  مِنْ  harf-i zaiddir ve tekid ifade eder. اَنْصَارٍ ‘ deki nekrelik nev ve kıllet ifade eder. Zaid  مِنْ  harfi sebebiyle kelime “hiçbir yardım” anlamı kazanmıştır. Olumsuz siyakta nekre, umum ve şumûle işaret eder.

Cümle muhatab zamiriyle başlayıp zalimler isminin zikriyle bittiği için iltifat sanatı vardır. Târiz için böyle gelmiştir.

Ateş azabını hak eden zalimdir. Zalim, bir şeyi hak ettiği yere vermeyen, adil herşeyi hak ettiği yere koyandır. Maddi - manevi konularda olabilir.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)

Habere müteallik olan  لِلظَّالِم۪ينَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiştir. 

Zalimler kelimesi zamir makamında gelmiş zahir isimdir, zem ve nâra giriş sebeplerini bildirir.

Rabblerinden, kendilerini cehennem azabından kurtarmasını istedikleri zaman bunun peşi sıra isteme makamı çok büyük olsun diye bu ikâbın büyüklüğüne ve şiddetine delalet eden şeyi yani bu azabın hor ve hakir kılıcı, alçaltıcı bir azap olduğunu zikretmişlerdir. Çünkü Rabbinden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteyen kimse bu istediği şeyin büyüklüğünü ve önemini açıkladığı zaman, onu bu duaya sevk eden şey daha mükemmel ve talebindeki ihlası daha yoğun olmuş olur. Dua ise ancak ihlas ile yapıldığı zaman müstecab olup kabule mazhar olur. İşte bu, Allah’ın kullarına nasıl dua edeceklerini öğretmesidir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Yardımcılardan maksat, savunarak ve zor kullanarak onlara yardım edecek kimseler demektir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)