وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُۙ ٢٠
وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُۙ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَا zaid harftir. لَا nefy harfinin tekrarı olumsuzluğu tekid içindir. الظُّلُمَاتُ mahzuf fiilin faili olup damme ile merfûdur Takdiri; تستوي (Eşit olur) şeklindedir.
لَا zaid harftir. لَا nefy harfinin tekrarı olumsuzluğu tekid içindir. النُّورُ atıf harfi وَ ’la makabline matuftur.
وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُۙ
Önceki ayetin devamı olan ayette وَ atıf, لَا nafiyedir.
لَا الظُّلُمَاتُ ve لَا النُّورُۙ , önceki ayetteki الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُ kelimelerine tezâyüf nedeniyle atfedilmiştir. Nefy harfi olumsuzluğu tekid içindir.
الظُّلُمَاتُ - النُّورُ kelimeleri arasında tıbâk-ı îcab sanatı vardır.
Bu ayet-i kerimede الظُّلُمَاتُ ve النُّورُ müstear olmuştur. الظُّلُمَاتُ ile küfür ve dalalet, النُّورُ ile iman ve hidayet kastedilmiştir. Çünkü kafir, küfrü içinde kaybolmuştur, nereye nasıl gideceğini bilmez bir haldedir. Önündeki hakikatlerden habersizdir. Sonunda helak olur. İman ise nur gibidir. Her yer aydınlıktır. Sonunda kurtuluş vardır. Mümin gideceği yeri apaçık görerek yürür. İki kelime de camiddir, dolayısıyla istiareler de asliyyedir. Bu kelimeler aynı zamanda müstearun minh oldukları için tasrîhiyyedir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Beyân İlmi)
الظُّلُمَاتُ (Karanlıklar) çoğul, النُّورُۙ (ışık) tekil olarak zikredilmiş, çünkü batılın çeşitleri çoktur; hak ise bir tanedir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)