اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُۘ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا ف۪يهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ١٦
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | أُولَٰئِكَ | bunlar |
|
| 2 | الَّذِينَ | kimselerdir |
|
| 3 | لَيْسَ | olmayan |
|
| 4 | لَهُمْ | kendileri için |
|
| 5 | فِي |
|
|
| 6 | الْاخِرَةِ | ahirette |
|
| 7 | إِلَّا | başka bir şey |
|
| 8 | النَّارُ | ateşten |
|
| 9 | وَحَبِطَ | ve boşa gitmiştir |
|
| 10 | مَا |
|
|
| 11 | صَنَعُوا | işledikleri |
|
| 12 | فِيهَا | orada |
|
| 13 | وَبَاطِلٌ | ve geçersizdir |
|
| 14 | مَا |
|
|
| 15 | كَانُوا | oldukları |
|
| 16 | يَعْمَلُونَ | yapmakta |
|
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُۘ
İsim cümlesidir. İşaret ismi اُو۬لٰٓئِكَ mübteda olarak mahallen merfûdur. الَّذ۪ينَ cemi müzekker has ism-i mevsûl haber olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası لَيْسَ لَهُمْ ‘ dir. Îrabtan mahalli yoktur.
لَيْسَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
لَهُمْ car mecruru لَيْسَ ’nin mahzuf mukaddem haberine mütealliktir. فِي الْاٰخِرَةِ car mecruru النَّارُۘ ‘ın mahzuf haline mütealliktir. اِلَّا hasr edatıdır. النَّارُ kelimesi, لَيْسَ ’nin muahhar ismi olup damme ile merfûdur.
لَيْس isim cümlesini olumsuz yapar. Sadece mazisi çekildiği için camid bir fiildir. Mazi kipinde tüm şahıs zamirlerine çekimi yapılabilmektedir. Türkçeye “değildir, yoktur, hayır” vb. şeklinde tercüme edilir. Bazen لَيْسَ ’ nin haberinin başına manayı tekid için zaid (بِ) harfi ceri gelebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
الْاٰخِرَةِ kelimesi, sülâsi mücerredi أخر olan fiilin ism-i failidir.
İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا ف۪يهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
حَبِطَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. مَا ve masdar-ı müevvel fail olarak mahallen merfûdur.
صَنَعُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
ف۪يهَا car mecruru صَنَعُوا fiiline mütealliktir. بَاطِلٌ مَا كَانُوا cümlesi, atıf harfi وَ ’la حَبِطَ fiiline matuftur.
بَاطِلٌ mukaddem haber olup damme ile merfûdur. Müşterek ism-i mevsûl مَا muahhar mübteda olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası كَانُوا يَعْمَلُونَ ‘dur. Îrabtan mahalli yoktur. Aid zamir mahzuftur.
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
كَانُوا nakıs, damme üzere mebni mazi fiildir. كَانُوا ’nun ismi, cemi müzekker olan و muttasıl zamirdir, mahallen merfûdur. يَعْمَلُونَ cümlesi, كَانُوا ’nun haberi olarak mahallen mansubdur.
يَعْمَلُونَ fiili ن ’un sübutuyla merfu muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ ı fail olarak mahallen merfûdur.
بَاطِلٌ kelimesi, sülâsi mücerredi بطل olan fiilin ism-i failidir.
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُۘ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا ف۪يهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.
Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsnedün ileyh, işaret ismiyle marife olmuştur. İşaret ismi, işaret edilen manayı kâmil bir şekilde tarif edip ortaya çıkarır. Öyle ki kendisinden bahsedilen şey çok net olarak ortaya çıkar. Ayrıca bahsedilen şeyin açıklanmasının çok önemli olduğuna delalet eder. Bütün bunlara ilaveten burada o kişileri tahkir ifade eder.
Haberin ism-i mevsûlle marife olması sonraki habere dikkat çekmek ve bahsi geçenleri tahkir içindir.
Haber konumundaki cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ ’ nin sıla cümlesi olan لَيْسَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُ , nakıs fiil لَيْسَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir ve îcâz-ı hazif sanatları vardır.
لَهُمْ car mecruru لَيْسَ ’nin mahzuf olan mukaddem haberine mütealliktir. النَّارُ muahhar ismidir
اِلَّا النَّارُ sözü, ahirette onlara verilecek ateşten başka bir şey yoktur manasında istisna-i müferrağdır. Bu, onların ebediyyen ateşte kalacaklarını gösterir. Bu da bize göre onların kâfir olduğuna delalet eder. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Mecrur haber, vasıf kuvvetindedir. Haber olarak gelen mecrurlar, zarflar, mübtedanın bununla vasıflandığını ifade ederler. Nahiv alimlerinin açıkladığı gibi kelamda كائِنٍ benzeri bir müstekar takdiriyle husûl ve sübut ifade eder. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, Şuarâ/113)
النَّارُ ‘nun mahzuf mukaddem haline müteallik olan فِي الْاٰخِرَةِ ifadesindeki ف۪ي harfinde istiare-i tebeiyye vardır. ف۪ي harfindeki zarfiyet manası dolayısıyla الْاٰخِرَةِ , içine girilebilen bir şeye benzetilmiştir. Burada ف۪ي harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü ahiret hayatı, içine birşey konulabilecek yapıda olmadığı halde zarfiyet özelliği olan bir mekana benzetilmiştir. Ahiret ve zarfiyyet özelliği taşıyan nesne arasındaki ortak özellik yani câmi’, mutlak irtibattır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.
Cümlede müsnedün ileyhin ism-i işaretle marife olarak gelmesi, sadece dünya hayatını amaç edinenleri tahkir etmek içindir. Cümle müstenefedir. Ancak ismi-i işaret, iki cümleyi birbirine bağlar ve ism-i işaretten önce zikredilen vasıfları temyiz için getirilir. İsm-i işarette, muşârun ileyhin bundan önce zikredilen sıfatlardan dolayı arkadan gelecek şeyleri hak ettiğine dair tenbih vardır. (أُولَئِكَ عَلى هُدًى مِن رَبِّهِمْ) şeklindeki Bakara/5 ayetinde olduğu gibi. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا ف۪يهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ cümlesi, الَّذ۪ينَ ’nin sılasına atıf harfi وَ ’la atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. حَبِطَ fiilinin faili konumundaki müşterek ism-i mevsûl مَا ’nın sılası olan صَنَعُوا ف۪يهَا cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
… وَحَبِطَ مَا cümlesine matuf olan وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ cümlesinin atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. بَاطِلٌ , mukaddem haber, müşterek ism-i mevsûl مَا muahhar mübtedadır.
Muahhar mübteda konumundaki ism-i mevsûlün sılası olan كَانُوا يَعْمَلُونَ cümlesi, nakıs fiil كاَن ’nin dahil olduğu sübut ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan يَعْمَلُونَ cümlesi, كَانَ ’nin haberidir.
كان ’nin haberinin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt ve tecessüm ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
كان ’nin haberinin muzari fiille gelmesi, geçmişte belirli bir süre devam edip biten eylemler ve geçmişte mûtat olarak yapılan, âdet haline gelmiş davranışlar olmak üzere iki manaya delalet eder. (Vecih Uzunoğlu, Arap Dilinde كَانَ ’nin Fiili ve Kur'an’da Kullanımı, DEÜ İlahiyat Fak. Dergisi Sayı 41)
كَان ’nin haberinin muzari fiili olarak gelmesi, durumun yenilenerek tekrar ettiğine işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s. 103)
صَنَعُوا - يَعْمَلُونَ ve وَبَاطِلٌ - وَحَبِطَ ve الَّذ۪ينَ - مَا kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا ve وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ibareleri arasında gramer yapısı bakımından güzel bir iltifat sanatı vardır. (Müşerref Ulusu (Ülger), Arap Dili Ve Belâgatı İltifat Sanatı)