Zâriyât Sûresi 57. Ayet

مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ  ٥٧

Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 مَا
2 أُرِيدُ ben istemiyorum ر و د
3 مِنْهُمْ onlardan
4 مِنْ hiçbir
5 رِزْقٍ rızık ر ز ق
6 وَمَا ve
7 أُرِيدُ istemiyorum ر و د
8 أَنْ
9 يُطْعِمُونِ beni beslemelerini ط ع م
 

Öyle anlaşılıyor ki 56. âyette sözü edilen öğüdün özü, insanların ve cinlerin yaratılış amacını hatırlatmaktır. 56. âyette açıkça ifade edildiği üzere bu yaratılış amacı, onların sadece Allah’a kulluk etmeleridir. Fakat burada fert fert her bir insan ve cinin zorunlu olarak Allah’a kulluk etmeleri değil, bu iki türden isteyenlerin kendi seçimleriyle bunu yapmaları kastedilmektedir (Zemahşerî, IV, 32). Nitekim başka birçok âyetten de bu mâna anlaşılmaktadır. Meselâ Mülk sûresinin 2. âyetine göre hayat ve ölüm insanların sınanması amacıyla var edilmiştir. 56. âyetin “sırf bana kulluk etsinler” şeklinde tercüme edilen kısmı “sırf beni tanısınlar” şeklinde de anlaşılmıştır (Şevkânî, V, 106); fakat son tahlilde Allah’ı tanımanın anlamı O’na gerektiği şekilde kulluk etmektir. Burada “kulluk” ile Allah Teâlâ’nın buyruk ve yasaklarına uymanın değil, mümin olsun inkârcı olsun bütün cinlerin ve insanların Allah’ın kudreti ve koyduğu ilâhî-tabii yasalar önünde zorunlu olarak boyun eğmelerinin kastedildiği yorumu da yapılmıştır; Taberî’nin tercih ettiği yorum budur (XXVII, 11-12). İbn Atıyye’ye göre bu ifadeyle, anılan varlıkların Allah’a kulluk etmeye yatkın bir yapıda yaratıldıkları ve onları buna yöneltecek yeteneklerle donatıldıkları da kastedilmiş olabilir (V, 183; İbn Atıyye’nin burada kullandığı deliller ve izahı için bk. Rûm 30/30). 57 ve 58. âyetlerde bu kulluğun –hâşâ– Allah’ın yararınaymış gibi algılanmaması için çok açık ifadelerle O’nun buna muhtaç olmadığı, asıl şuurlu varlıkların O’na kulluk etme ihtiyacı içinde oldukları belirtilmiştir. 

Kaynak :  Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 137
 

مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ

 

Fiil cümlesidir. مَٓا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اُر۪يدُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنا ’dir.  مِنْهُمْ  car mecruru  اُر۪يدُ  fiiline mütealliktir. مِنْ  harf-i ceri zaiddir. رِزْقٍ  lafzen mecrur, mef’ûlün bih olarak mahallen merfûdur. مَٓا اُر۪يدُ  cümlesi, atıf harfi وَ ‘ la birinciye matuftur.

مَٓا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اُر۪يدُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنا ’dir. اَنْ  ve masdar-ı müevvel amili  اُر۪يدُ ‘nin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. 

اَنْ  muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.

يُطْعِمُونِ  fiili  نَ ‘un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. Sonundaki  نِ  vikayedir. Esre ise mahzuf mütekellim zamirinden ivazdır. Hazf edilen  يَ  ise mef‘ûlun bih olarak mahallen mansubdur. Burada bu  ي  harfinin mahzuf olduğuna işaret etmek için fiilin sonunda bulunan  نِ  harfinin harekesi esre gelmiştir.

Fiil-i muzarinin başına  اَنْ  harfi geldiği zaman onu nasb ettiği gibi anlamını da masdara çevirmektedir. Bu tür masdarlara masdar anlamı içerdikleri için “tevilli masdar (masdar-ı müevvel cümlesi)” denmektedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

مِنْ  nefy, nehîy ve istifham ifadelerinden sonra gelen fail, mef’ûl ve mübtedaya dahil olduğunda zaid olur ve tekid bildirir. (M.Meral Çörtü Nahiv s. 341)

اُر۪يدُ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  رود ‘dir.

يُطْعِمُونِ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  طعم ’dir. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder.  

 

مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldır.

Mütekellim Allah Teala’dır. Ayetin ilk cümlesi  مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ , menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.

مِنْ رِزْقٍ ‘deki  مِنْ , tekid ifade eden zaid harftir.  رِزْقٍ  lafzen mecrur, mahallen mansub olarak  اُر۪يدُ  fiilinin mef’ûludur.

رِزْقٍ ‘deki nekrelik nev ve kıllet ifade eder. Zaid  مِنْ  harfi sebebiyle kelime ‘hiçbir’ anlamı kazanmıştır. Olumsuz siyakta nekre, umum ve şumûle işaret eder.

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car mecrur  مِنْهُمْ , durumun onlarla ilgili olduğunu vurgulamak için mef’ûle takdim edilmiştir.

Aynı üsluptaki  وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ  cümlesi hükümde ortaklık nedeniyle atıf harfi  وَ  ile makabline  atfedilmiştir. Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Masdar harfi  اَنْ  ve akabindeki  يُطْعِمُونِ  cümlesi,  اُر۪يدُ  fiilinin mef’ûlü konumundadır.  Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

يُطْعِمُونِ  fiilinin sonundaki  نِ ,vikayedir. Mütekellim zamiri fasılaya riayet için hazf edilmiştir. Esre, mef’ûl olan mahzuf mütekellim zamirinden ivazdır.

Cümledeki fiillerin muzari sıygasında gelmesi, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar. Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ  sözü, Allah’ın onlara ihtiyacı olmadığından kinayedir. Çünkü örfe göre insanların en büyük ihtiyaçları yeme, giyme ve barınmadır. Ancak bu hacetler rızık yani mal ile olur. Bundan dolayı onunla başlamış daha sonra diğerlerini ona atfetmiştir. (Âşûr)

مَٓا - اُر۪يدُ - مِنْ  kelimelerinin tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

يُطْعِمُونِ - رِزْقٍ  kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.

Bu ayette, daha fazla vurgu ve pekiştirme olması için, fiil tekrar edilerek ıtnâb yapılmıştır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefâsir)