ذُومِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ ٦
ذُومِرَّةٍۜ
Ayet 4. ayetteki munfasıl zamir هو için ikinci haberi olup ذُو harfle îrab olan beş isimden biri olduğundan ref alameti و ’dır. Aynı zamanda muzâftır. مِرَّةٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
فَاسْتَوٰىۙ
Fiil cümlesidir. Atıf harfi فَ ile عَلَّمَهُ ‘ye matuftur. اسْتَوٰى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir.
اسْتَوٰى fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi سوي ’dir.
İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır.
ذُومِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ
Fasılla gelen ayette ذُومِرَّةٍ izafeti, 4. ayetteki هو için ikinci haberdir. اسْتَوٰى cümlesi atıf harfi فَ ile عَلَّمَهُ شَد۪يدُ الْقُوٰىۙ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
مِرَّةٍ ’deki tenvin tazim, nev ve kesret ifade eder.
ذُومِرَّةٍ akl-ı selim ve ileri görüş sahibi demektir. فَاسْتَوٰىۙ (dikeldi); Allah'ın onu yarattığı surette göründü demektir. Şöyle denilmiştir: Hiçbir peygamber onu esas suretinde görmemiştir, ancak Muhammed (sav) iki kere görmüştür; bir kere gökte, bir kere de yerde.
Şöyle de denilmiştir: İstiva bütün kuvvetini verilen emri yerine getirmek için kullandı. (Beyzâvî)
Kamusta: مِرَّةٍ , yaratılışın kuvveti ve şiddeti demektir. Çoğulu مرر ‘dir. مرر ; akıl, asalet, sağlamlık, kuvvet, ipin dayanıklılığı gibi anlamlara da gelir. ذُومِرَّةٍ , Cebrail'dir. (Rûhu’l Beyân)