En'âm Sûresi 129. Ayet

وَكَذٰلِكَ نُوَلّ۪ي بَعْضَ الظَّالِم۪ينَ بَعْضاً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ۟  ١٢٩

İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَكَذَٰلِكَ işte böyle
2 نُوَلِّي peşine takarız و ل ي
3 بَعْضَ bir kısmını ب ع ض
4 الظَّالِمِينَ zalimlerin ظ ل م
5 بَعْضًا diğerlerinin ب ع ض
6 بِمَا ötürü
7 كَانُوا olduklarından ك و ن
8 يَكْسِبُونَ kazanıyor(lar) ك س ب
 

Şeytanlar insanlara kötülük işletmiş, insanlar da kendi tercihleriyle onlara uyarak kötülük işlemişler ve böylece kendi rızâlarıyla kötülüğe iştirak etmelerinden dolayı Allah onları birbirinin dostları yapmıştır. Şu halde benimsedikleri inançlar, yaptıkları işler, tuttukları yollar aynı olanlar birbirinin dostlarıdırlar ve âkıbetleri de aynıdır. Mümin müminin, münkir münkirin, zalim de zalimin dostudur ve âyetin beyanına göre bu, ilâhî bir yasadır. Buna göre bir mümin bir münkire veya zalime, onunla dostluk kurmak için değil, onu inkâr ve zulmünden vazgeçirmek için yaklaşmalıdır; dostluk ise ancak bu sağlandıktan sonra kurulabilir.

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 470 

 

وَكَذٰلِكَ نُوَلّ۪ي بَعْضَ الظَّالِم۪ينَ بَعْضاً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ۟


وَ  istînâfiyyedir.  كَ  harf-i cer veya  مثل  “gibi’’ manasındadır. Bu ibare, amili  نُوَلّ۪ي  olan mahzuf mef’ûlu mutlaka mütealliktir. Takdiri,  توليةً مثلَ ذلك نولي بعض الظالمين بعضًا  (Bu şekilde zalimleri birbirine dost yaparız.) şeklindedir.

ذٰ  işaret ismi, sükun üzere mebni mahallen mecrur, ism-i mecrurdur. ل  harfi buud yani uzaklık bildiren harf,  ك  ise muhatap zamiridir.

نُوَلّ۪ي  fiili  ی  üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  نحن ’dur.

بَعْضَ  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.  الظَّالِم۪ينَ  muzâfun ileyh olup cer alameti  ى ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.

بَعْضاً  ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. مَا  ve masdar-ı müevvel  بِ  harf-i ceriyle نُوَلّ۪ي  fiiline mütealliktir. 

كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder. 

كَانُوا  nakıs, damme üzere mebni mazi fiildir. كَانُوا ’nun ismi, cemi müzekker olan و  muttasıl zamirdir, mahallen merfûdur. يَكْسِبُونَ۟  cümlesi, كَانُوا ’nun haberi olarak mahallen mansubdur.  

يَكْسِبُونَ۟  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.

بِ  harf-i ceri mecruruna ilsak, sebep, musahabe, zaid, karşılık – bedel, istiane, zaman-mekân zarfı gibi manalar kazandırabilir. Burada sebep manasındadır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

نُوَلّ۪ي  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi  ولي ’dir.

Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef‘ûlu herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.     

الظَّالِم۪ينَ  kelimesi sülâsî mücerredi  ظلم  olan fiilin ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata), hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

 

وَكَذٰلِكَ نُوَلّ۪ي بَعْضَ الظَّالِم۪ينَ بَعْضاً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ۟

وَ  istînâfiyyedir. İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı) 

كَذٰلِكَ , amili  نُوَلّ۪ي  olan mahzuf bir mef’ûlü mutlaka mütealliktir. Cümlenin takdiri, توليةً مثلَ ذلك نولي بعض الظالمين بعضًا  (Bu şekilde zalimleri birbirine dost yaparız.) şeklindedir.

Bu takdire göre cümle müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.

Muzari fiil hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)

نُوَلّ۪ي  fiilinin, azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder.

Ayetin başındaki  كذلك  sözü son derece kısa ve müstakil bir cümledir. كذلك  manası başka bir manaya sürükler. Ancak öncesinde bunu açıkça ifade edecek müstakil bir lafız yoktur. Öyle ki bu bir şeye benzetmek istenirse bundan daha kâmil olan bir başka şekil bulunamaz. Bu cümle Kur’an-ı Kerîm'de gerçekten çok geçer, en güzel geldiği yer de burada görüldüğü gibi farklı konuların arasında ve kelamın mafsalında tek bir hakikat için gelmesidir. (Muhammed Ebu Mûsâ, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhan Suresi 28, s. 101) 

Bu ifadedeki  ك  harfi ‘misil’ manasındadır. Ancak neyin misli olduğu açık değildir. İşaret ismi ise bir merci gerektirir. İşaret ismi  ك  ile birleşmiştir ve bunlarda bir kapalılık söz konusudur. Çünkü muşârun ileyh bilinmedikçe bir şey ifade etmeyen, işaret ismi ile  ك ‘ten oluşmuştur. Bu bina önemli mafsallarda gelen kapalı bir terkiptir. Bize ‘’arkadan gelecek olan şeyler şu anda bulunduğunuzdan daha yüce bir makamdır’’ der. (Muhammed Ebu Mûsâ, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhân/54, s. 177, 205)

كَذٰلِكَ  kelimesi teşbih veya  ايضا  manasında olabilir, bazen her iki manaya da uygun olabilir. Teşbih olduğunda  مثل ذلك  (Bunun gibi) manasındadır. هذا الرجل كذلك الرجل  (Bu adam o adam gibidir.)

وَكَذٰلِكَ نُوَلّ۪ي  buyruğundaki teşbih harfi  كَ , daha önce geçmiş olan bir şeyin bulunmasını iktizâ eder. Buna göre ifadenin takdiri manası: Cenab-ı Hakk, “Daha önce bahisleri geçen cin ve insanlara, kendisinden kurtuluş olmayan ve ebedi ve elim olan bir azabı indirdiğim gibi işte aynı şekilde zalimleri de birbirine musallat ettim.” demek istemiştir şeklindedir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)

Bazen müşarun ileyh hazfedilir.

قالوا بل وجدنا آباءنا كذلك يفعلون  (Hayır, biz babalarımızı böyle ibadet ederken bulduk dediler.) Yani bunlar gibi fiil yapıyorlar demektir. (Şuara/74)

ايضا  manasına örnek: أنت ضربت خالدا و سرقت ماله كذلك (Sen Halid’e vurdun ve yine aynı şekilde malını çaldın.)

هو ضربه و كذلك توعده  (Ona vurdu ve bu vuruş gibi ona gözdağı verdi manasında anlarsak teşbih manasında olur. Ona vurdu ve bununla yetinmedi, üstüne üstlük gözdağı verdi manasında anlarsak  ايضا  manasında olur.) (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Meani-n Nahvi)

Buradaki kullanım da her iki manaya da uygundur. 

Bu cümle iki ihtimali tezyîl veya itirazla tamamlar. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

Ayetteki  الظَّالِم۪ينَ  kelimesinden murad müşriklerdir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

بَعْضاً  kelimesinin tekrarında reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.

Mecrur mahaldeki masdar harfi  مَا  ve akabindeki  كَانُوا يَكْسِبُونَ  cümlesi, masdar tevilinde olup  بِ  harfi ile  نُوَلّ۪ي  fiiline mütealliktir. Masdar-ı müevvel, nakıs fiil  كان ‘nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.

كان ’nin haberi olan  يَكْسِبُونَ ‘nin muzari fiil cümlesi olarak gelmesiyle hüküm takviye edilmiştir. Fiil muzari sıygada gelerek hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. 

كان ’nin haberinin muzari fiille gelmesi, geçmişte belirli bir süre devam edip biten eylemler ve geçmişte mûtat olarak yapılan, âdet haline gelmiş davranışlar olmak üzere iki manaya delalet eder. (Vecih Uzunoğlu, Arap Dilinde كَانَ Fiili ve Kur'an’da Kullanımı, DEÜ İlahiyat Fak. Dergisi, Sayı 41)

كَان ’nin haberinin muzari fiil olarak gelmesi, durumun yenilenerek tekrar ettiğine işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s.103)

بِما كانُوا يَكْسِبُونَ  sözündeki  بِ  harf-i ceri sebep içindir. Yani şirklerine devam etmelerine bir ceza olarak demektir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

Ayetteki, بِما كانُوا يَكْسِبُونَ  “İşlemekte oldukları yüzünden…” buyruğunun manası, “Halktan bazılarının zulmü işlemiş olması sebebiyle zalimleri birbirlerine musallat ederiz.” şeklindedir. (Fahreddîn er- Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Ayetten maksat zalimlerin dostluğuna aldanmaktan ibret almak, öğüt ve ihtar ve Allah’ın sünnetlerinden birini alemlere açıklamaktır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)