A'râf Sûresi 5. Ayet

فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ  ٥

Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَمَا kalmadı
2 كَانَ ك و ن
3 دَعْوَاهُمْ yalvarıları د ع و
4 إِذْ zaman
5 جَاءَهُمْ onlara geldiği ج ي ا
6 بَأْسُنَا azabımız ب ا س
7 إِلَّا başka
8 أَنْ
9 قَالُوا demelerinden ق و ل
10 إِنَّا biz gerçekten
11 كُنَّا ك و ن
12 ظَالِمِينَ zalimlermişiz ظ ل م
 

Böyle bir felâketle yüz yüze gelen inkârcı ve isyancıların, artık bütün ümitlerini kaybettikleri için, son anlarını yaşamakta olduğunu farkeden hastanın içine düştüğü suçluluk duygusu ve içten itiraflarına benzer bir biçimde “Biz gerçekten haksızlık ettik!” sözünden başka bir diyecekleri olamaz. Ancak bu itirafın dolaylı olarak tövbe ve af dileme maksadı da taşıdığı anlaşılmaktadır (İbn Âşûr, VIII/2, s. 23). Daha başka birçok âyette olduğu gibi burada da zulüm “inat etme, peygamberi yalancılıkla suçlama, Allah’ın âyetlerine sırt çevirme, nasihat ve uyarılara karşı kulak tıkama”, bunların hepsini de kapsamak üzere “şirk” anlamına gelir (a.g.e., VIII/2, s. 24). Nitekim başka bir âyette “O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır” buyurulurken de “haksızlık” anlamında zulüm kelimesi kullanılmıştır (Lokmân 31/13).

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 501

 

فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ

 

İsim cümlesidir. فَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ  ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder. 

كَانَ  nakıs, fetha üzere mebni mazi fiildir. دَعْوٰيهُمْ  kelimesi  كَانَ ’nin ismi olup mukadder damme ile merfûdur. Muttasıl zamir  هُمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

اِذْ  zaman zarfı  دَعْوٰيهُمْ  ‘e mütealliktir.  جَٓاءَهُمْ  ile başlayan fiil cümlesi muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

جَٓاءَهُمْ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir  هُمْ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

بَأْسُنَا  fail olup damme ile merfûdur. Mütekellim zamiri  نَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

اِلَّٓا  hasr edatıdır. اَنْ  ve masdar-ı müevvel,  كَانَ ‘nin haberi olarak mahallen mansubdur.

قَالُٓوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l- kavli, اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ ‘dir.  قَالُٓوا  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.

اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.  

نَا  mütekellim zamiri  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. كُنَّا ‘nın dahil olduğu cümle  اِنّ ‘nin haberi olarak mahallen merfûdur. 

كُنَّا  nakıs, sükun üzere mebni mazi fiildir. نَا  mütekellim zamiri  كُنَّا ’nın ismi olarak mahallen merfûdur. ظَالِم۪ينَ  kelimesi  كُنَّا ’nın haberi olup nasb alameti  ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile irablanır. 

(إِذْ) : Yanlız Cümleye muzâf olan zaman zarfıdır.

a) (إِذْ) mef’ûlun fih, mef’ûlun bih, mef’ûlun leh olur.

b) (إِذْ) den sonra muzâri fiil veya isim cümlesi gelirse gelecek zaman ifade eder.

c) (بَيْنَا) ve (بَيْنَمَا) dan sonra gelirse mufâcee (sürpriz) harfi olur. Bu durumda zarf (zaman bildiren isim) değil harf olur.

d) Sükûn üzere mebnîdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

ظَالِم۪ينَ  kelimesi sülâsî mücerredi  ظلم  olan fiilin ism-i failidir. 

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ

 

Önceki ayetteki istînâfa atıf harfi  فَ  ile atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet sıygadan menfî sıygaya iltifat sanatı vardır.

Menfi  كَانَ ’ nin dahil olduğu, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır.

كَانَ ‘nin ismi olan  دَعْوٰيهُمْ , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mefûlü de ifade eder. Zaman zarfı  اِذْ ‘e müteallak olabilmesi bu sayededir.

Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelam olan  جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا  cümlesi,  دَعْوٰيهُمْ ‘e müteallik zaman zarfı  اِذْ ’in muzâfun ileyhi konumundadır.

Veciz ifade kastına matuf  بَأْسُنَا  izafetinde azamet zamirine muzâf olan  بَأْسُ , tazim kazanmıştır.

بَأْسُ  kelimesi  جَٓاءَ  fiilinin faili yapılarak kişileştirilmiştir. Azabın bir şahıs gibi gelecek olması azabın şiddetini, azametini artırmaktadır. Bu ifadede istiare ve tecessüm sanatları vardır.

Önceki ayette geçen  جَٓاءَهُمْ بَأْسُنَٓا  cümlesi bu ayette mehabeti artırmak için tekrarlanmıştır. Tekrarlanan cümleler arasında, ıtnâb ve reddü'l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır 

Masdar harfi  اَنْ  ve akabindeki  اَنْ قَالُٓوا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ  cümlesi, masdar teviliyle  كَانَ ‘nin haberi konumundadır. Masdar-ı müevvel, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Nefy harfi  ما  ve istisna harfi  إلا  ile oluşan iki tekit hükmündeki kasr, كَانَ  ‘nin ismi ve haberi arasındadır. Kasr-ı mevsuf ale’s-sıfattır.

قَالُوا  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ  cümlesi, اِنَّ  ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. 

كَانَ ‘nin haberi, nakıs fiil  كان ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

كَانَ ’nin haberi olan  ظَالِم۪ينَ ’nin, ism-i fail kalıbıyla gelmesi durumun sübut ve devamlılığına işaret etmiştir.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder.(Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

كَان ’nin haberi isminin içine karışır ve adeta onun mahiyetinden bir cüz olur. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhan s.124)

اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ  sözleriyle kastedilen, inatları sebebiyle kendi nefislerine zulmedenler ve resulleri yalanlayanlardır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)