قَالَ هِيَ رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ ٢٦
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | قَالَ | (Yusuf) dedi ki |
|
| 2 | هِيَ | O |
|
| 3 | رَاوَدَتْنِي | murad almak istedi |
|
| 4 | عَنْ |
|
|
| 5 | نَفْسِي | benden |
|
| 6 | وَشَهِدَ | ve şahidlik etti |
|
| 7 | شَاهِدٌ | bir şahid |
|
| 8 | مِنْ | -nden |
|
| 9 | أَهْلِهَا | kadının ailesi- |
|
| 10 | إِنْ | eğer |
|
| 11 | كَانَ | ise |
|
| 12 | قَمِيصُهُ | gömleği |
|
| 13 | قُدَّ | yırtılmış |
|
| 14 | مِنْ |
|
|
| 15 | قُبُلٍ | önden |
|
| 16 | فَصَدَقَتْ | kadın doğrudur |
|
| 17 | وَهُوَ | o ise |
|
| 18 | مِنَ |
|
|
| 19 | الْكَاذِبِينَ | yalancılardandır |
|
قَالَ هِيَ رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَاۚ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli, هِيَ رَاوَدَتْن۪ي ’dir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
Munfasıl zamir هِيَ mübteda olarak mahallen merfûdur. رَاوَدَتْن۪ي haber olarak mahallen merfûdur.
رَاوَدَتْن۪ي fetha üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. Faili müstetir olup takdiri هى ’dir. Sonundaki ن۪ vikayedir. Mütekellim zamiri ي mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. عَنْ نَفْس۪ي car mecruru رَاوَدَتْن۪ي fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri ي muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
شَهِدَ fetha üzere mebni mazi fiildir. شَاهِدٌ fail olup damme ile merfûdur. مِنْ اَهْلِهَا car mecruru شَاهِدٌ ’un mahzuf sıfatına mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
رَاوَدَتْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil mufâale babındandır. Sülâsîsi رود ’dir.
Mufâale babı fiile, müşareket (ortaklık), bir işi peşpeşe yapmak, teksir (çokluk, bir işi çok yapmak) gibi anlamlar katar. Müşareket (İşteşlik - ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir.(sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
شَاهِدٌ sülâsî mücerredi شهد olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ
اِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder. كَانَ ’nin dahil olduğu isim cümlesi şart cümlesidir.
قَم۪يصُ kelimesi كان ’nin ismi olup damme ile merfûdur. Mahallen meczumdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. قُدَّ مِنْ قُبُلٍ cümlesi, كَانَ ’nin haberi olarak mahallen mansubdur.
قُدَّ fetha üzere mebni meçhul mazi fiildir. Naib-i faili müstetir olup takdiri هو ’dir. مِنْ قُبُلٍ car mecruru قُدَّ fiiline mütealliktir.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
صَدَقَتْ fetha üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. Faili müstetir olup takdiri هى ’dir.
وَ atıf harfidir. Munfasıl zamir هُوَ mübteda olarak mahallen merfûdur. مِنَ الْكَاذِب۪ينَ car mecruru mahzuf habere müteallik olup cer alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir.
Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez. Ayrıca لَمْ (cahd-ı mutlak) ve لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
الْكَاذِب۪ينَ sülâsî mücerredi كذب olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالَ هِيَ رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَاۚ
Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan هِيَ رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي cümlesi, mübteda ve haberden müteşekkil sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsned olan رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي cümlesi, müspet mazi fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsned, mazi fiil sıygasında gelerek hükmü takviye, hudûs, temekkün ve istikrara işaret etmiştir.
Aynı üslupta gelen شَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَا cümlesi, atıf harfi وَ ‘ la istinafa atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
شَاهِدٌ ‘deki nekrelik teklik manasındadır.
شَهِدَ - شَاهِدٌ kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
İsim cümleleri sübut ifade eder. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
اِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ
Şehadetin tefsiri olan cümle şart üslubunda gelmiştir. Fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir. Şart üslubunda gelen terkipte nakıs fiil كَانَ ’nin dahil olduğu isim cümlesi كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ , şart cümlesidir. Sübut ve istimrar ifade etmiştir.
كَانَ ’nin haberi olan قُدَّ مِنْ قُبُلٍ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
قُدَّ fiili meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur. Kur’an-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.
Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
Müsned, mazi fiil sıygasında gelerek hükmü takviye, hudûs, temekkün ve istikrara işaret etmiştir.
فَ karînesiyle gelen cevap cümlesi فَصَدَقَتْ , müspet mazi fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Şart ve cevap cümlelerinden oluşan terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber ibtidaî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
Cevap cümlesine matuf olan هُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ cümlesinin atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Aralarında tezat ilişkisi de bulunan cümlelerdeki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Car mecrur مِنَ الْكَاذِب۪ينَ , mahzuf habere mütealliktir.
الْكَاذِب۪ينَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiştir.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)
فَصَدَقَتْ cümlesi ile هُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ cümlesi arasında mukabele vardır.
صَدَقَتْ (doğru söyledi) ile الْكَاذِب۪ينَ (yalan söyledi) kelimeleri arasında tıbâk-ı îcab sanatı vardır.
فَصَدَقَتْ ile وَهُوَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ arasında gramer yapısı bakımından güzel bir iltifat sanatı vardır. (Müşerref Ulusu (Ülger), Arap Dili Ve Belâgatı İltifat Sanatı)