اِقْرَأْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يباًۜ ١٤
اِقْرَأْ كِتَابَكَۜ
Cümle, mukadder sözün mekulü’l-kavli olarak mahallen mansubdur. Takdiri; يقال له اقرأ (Ona oku denir.) şeklindedir. نُخْرِجُ ‘daki failin hali olarak mahallen mansubdur.
Fiil cümlesidir. اِقْرَأْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. كِتَابَكَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır:
1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette fiil cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يباًۜ
Fiil cümlesidir. كَفٰى elif üzere mukadder fetha üzere mebni mazi fiildir. بِ harf-i ceri zaiddir. نَفْسِ lafzen mecrur, fail olarak mahallen merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
الْيَوْمَ zaman zarfı كَفٰى fiiline mütealliktir. عَلَيْكَ car mecruru حَس۪يباً ‘ne mütealliktir. حَس۪يباً temyiz olup fetha ile mansubdur.
Temyiz; kendisinden önce geçen mübhem (manası açık olmayan) bir ismin manasına açıklık getiren camid, nekre bir isimdir. Yani çeşitli manalar kastedilmeye elverişli önceki isim veya cümleden asıl maksadın ne olduğunu açıklamak üzere zikredilen camid (türememiş), mansub ve nekre isme temyiz denir. Temyizin manasını açıkladığı önceki isme veya cümleye de mümeyyez denir. Temyiz harf-i cerli ve izafetle gelmediği müddetçe mansubdur. Mümeyyezin îrabı ise cümledeki yerine göredir. Temyiz Türkçeye “bakımından, …yönünden” şeklinde tercüme edilebilir. Temyizi bulmak için “ne bakımdan, hangi açıdan” soruları sorulur. Temyiz ikiye ayrılır:
1. Melfûz mümeyyez: Söylenmiş, cümlede görülen mümeyyez.
2. Melhûz mümeyyez: Düşünülen, cümlede açık olarak görülmeyen mümeyyez. Ayette melfûz mümeyyez şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِقْرَأْ كِتَابَكَۜ
Emir üslubunda talebî inşaî isnad olan ilk cümle, takdiri يقال له (Ona denir) olan fiilin mekulü’l-kavlidir. Fiilin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
اِقْرَأْ كِتَابَكَ [Kitabını oku!] ifadesinde hazif yoluyla icaz vardır. (Kıyamet gününde ona, kitabını oku denilir.) demektir. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
Bir görüşe göre bu kitaptan murad, amellerinin, eserlerinin iz bıraktığı kendi nefsidir. Zira hayır olsun veya şer olsun, insandan sâdır olan her amel, insanın ruhunda özel bir tesir bırakır. Ancak ruh bedene bağlı olduğu müddetçe anılan tesir gizli kalır. Ruhun bedenden alakası kesildiği zaman, onun kıyameti kopmuş olur. Çünkü ruh, o zamana kadar bedende sükûnet ve istikrar hakirdi. Bedenden ayrıldığında ise harekete geçer ve yüce âleme doğru yükselmeye yönelir. İşte o zaman perde kalkar; haller ortaya çıkar ve ruh levhası üzerinde, ömrü müddetince yaptığı her şeyin resmi zuhur eder. Amellerin yazılması ve okunması bu demektir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l- Akli’s-Selîm)
كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يباًۜ
Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâli ittisâldir.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. Fail konumundaki بِنَفْسِكَ ‘ye dahil olan بِ harfi zaiddir, tekid ifade eder.
Manevî tekit lafzı بِنَفْسِكَ ibaresinde ıtnâb ve tecrîd sanatları vardır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. عَلَيْكَ car mecruru, siyaktaki önemine binaen amili olan حَس۪يباًۜ fiiline takdim edilmiştir.
Mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
حَس۪يباً temyizdir. Temyiz anlamı kuvvetlendiren ıtnâb sanatıdır.
عَلَيْ da sılasıdır, çünkü يا حاسب manasına, ya da yeter manasınadır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)