اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟ ١٤٧
مري Meraye : مِرْيَةٌ bir iş veya meselede tereddüte düşmektir. شَكٌّ sözcüğünden daha özel anlamlıdır. Köke ait إمْتِراءٌ ve مُماراةٌ babları, içinde bir tereddüt ve kuşku bulunan bir hususta tartışmaktır. Kelimenin asıl manası ise süt sağmak için dişi devenin memesini sıvazlamak demektir. Meallerde şüpheye düşme manasında kullanılsa da Kur’ân’ı Kerim’de şüphe için kullanılan birçok kelime vardır ve çeviri yapılırken ilgili ayetteki anlam bütünlüğü dikkate alınarak uygun kelime seçilmelidir. Örneğin şekk de şüphe demektir (ki Türkçe’de aynen kullanıyoruz), fakat şekk’te töhmet altında bırakma yoktur. Şekk, sanmak gibidir. Yarın yağmur yağacağını düşünen birisi bunu şekk’le ifade eder. Ama birisinin bir suçu işlediğini düşünüyorsak ondan şekk ediyorum diyemeyiz. Merâ kelimesinin şüphe olarak kullanıldığı ayetlerde hiç yoktan bir şüphe değil de, birilerinin bir iddiası üzerine olan şüphe manasını düşünmek gerekir.(Müfredat) Kuran’ı Kerim’de 20 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan bir türevi bulunmamakla birlikte Kuran-ı Kerim’de 10’dan fazla geçmesi sebebiyle kitabın Arapça kelimeler sözlüğü bölümüne alınmıştır.(Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟
İsim cümlesidir. اَلْحَقُّ mübteda olup damme ile merfûdur. مِنْ رَبِّكَ car mecruru mahzuf habere mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
فَ mukadder şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
لَا nehy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَكُونَنَّ nakıs, fetha üzere mebni muzari fiildir. Mahallen merfûdur. Fiilinin sonundaki نَّ tekid ifade eden نَ ‘u sakiledir. تَكُونَنَّ ’nin ismi, müstetir olup takdiri أنت ‘dir. مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ car mecruru تَكُونَنَّ ’ nin mahzuf haberine müteallik olup, cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
Tekid نَ ’ları bitiştikleri fiile istikbal manası kazandıran bir edatın veya durumun bulunması halinde muzari fiilin sonuna gelirler. (Soru, arz, tekid lamı, ummak, teşvik, nehiy, temenni ve yemin gibi.)
لْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ cümlesindeki اَلْحَقُّ kelimesinin هُوَ اَلْحَقُّ (hak O’dur) takdirinde hazfedilmiş bir mübtedanın haberi veya مِنْ رَبِّكَ şeklindeki haberin mübtedası olması muhtemeldir.
Şayet اَلْحَقُّ lafzını,(hazfedilmiş) mübtedanın haberi kıldığın vakit, مِنْ رَبِّكَ ’nin îrab konumu ne olacaktır? dersen, şöyle derim: Bunun haberden sonra gelmiş ikinci bir haber veya hal olması caizdir. Ali (r.a.) bu ayeti öncesindeki لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ [gerçeği gizlerler] cümlesinden bedel olarak, اَلْحَقَّ مِنْ رَبِّكَ şeklinde mansub okumuştur. Buna göre mana; (Onlar gerçeği; senin Rabbinden gelen gerçeği gizlerler.) şeklinde yapılanır.(Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
الْمُمْتَر۪ينَ ; sülâsi mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan iftiâl babının ism-i failidir.
İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Mübteda ve haberden müteşekkil sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır. اَلْحَقُّ , takdiri هَذا olan mahzuf mübtedanın haberidir. Haberin الْ takısıyla marife olması kasr ifadesinin yanında bu vasfın mübtedada kemâl derecede olduğunu belirtmiştir. O, hak olmaya tahsis edilmiştir. هَذا mevsûf/maksûr, اَلْحَقُّ sıfat/maksûrun aleyh, kasr-ı mevsûf ale’s-sıfattır. اَلْحَقُّ kelimesindeki tarif cins içindir ve bu mana cümlenin iki cüzü için geçerlidir. Takdir edilen kelime hakiki kasr ifade eder. Bu kasr kasr-ı kalptir. Yani onların gösterdiği inkarları değil, bunun gerçeğe aykırı olduğudur. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ [Hak Rabbindendir’] sözünde Rabbin kelimesindeki izafet, Rasulullah'ı (s.a.v) ilahi inayet ve lutfuyla şereflendirmek içindir. (Âdil Ahmet Sâbır er-Ruveynî, Min Ğarîbi’l Kur’ani’l Kerim, Soru;1178)
اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ cümlesindeki اَلْحَقُّ kelimesinin هو الحق [hak O’dur] takdirinde hazfedilmiş bir mübtedanın haberi veya مِنْ رَبِّكَ haberinin mübtedası olması muhtemeldir. اَلْحَقُّ kelimesindeki lam-ı tarif iki türlü yorumlanabilir: Birincisine göre; bu dış dünyada tanınma ifade eder (ahd -i haricî) ki, bununla Peygamber (s.a.v)’in üzerinde bulunduğu hak (dava) veya “gerçeği / hakkı bile bile gizlerler” ifadesindeki hak kavramına işaret edilmektedir. Bu sonuncuya göre ayetin ilgili kısmı; “Onların bu gizlemekte oldukları şey Rabbinden gelen gerçeğin ta kendisidir” şeklinde anlamlandırılır.
İkinci görüşe göre; bu lam-ı tarif cins ifade eder ki, bu da hakkın başkasından değil Allah’tan geldiği şeklinde anlaşılmasıdır. Yani hak, senin üzerinde bulunduğun (hak dava) gibi Allah’tan geldiği sabit olandır; Allah’tan geldiği sabit olmayansa Ehl-i Kitab ’ın üzerinde bulunduğu şey gibi batıl olan türdür. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
مِنْ رَبِّكَ car-mecruru, اَلْحَقُّ ‘nun mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Veciz ifade kastına matuf رَبِّكَ izafetinde, Hz. Peygamber’e ait zamirin Rab ismine muzâfun ileyh olması, Peygamberimize tazim teşrif ve destek içindir.
İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟
İstînâfiyye olarak fasılla gelen cümlede فَ , mahzuf şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir. Cevap cümlesi olan لَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟ , nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır. كَانَ ’nin dahil olduğu sübut ifade eden isim cümlesinde îcâz-ı hazif sanatı vardır. مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ car mecruru كَانَ ‘nin mahzuf haberine mütealliktir.
تَكُونَنَّ fiilinin sonundaki نَّ , tekid ifade eden nûn-u sakiledir.
Mahzuf şart ve mezkür cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.
مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ۟ ibaresindeki مِنَ harfinin iki manası da anlaşılabilir.Yani şüphe edenlerin başından biri olma veya ilki olma demektir. Onun şüphe edeceği düşünülemez. Dolayısıyla bu ilahi kelam peygamberimizin şahsında ümmetine yöneliktir.
Bundan maksat Efendimizi onda şüpheden men etmek değildir, çünkü bu ondan beklenmez, onda bu kasıt ve istek de yoktur. Maksat, ya durumu pekiştirmek ve duruma bakan kimsenin şüphe etmeyeceğini tahkiktir ya da şüpheyi en iyi şekilde ortadan kaldıracak marifetleri kazanmakla ümmete emirdir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl, Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm - Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili)
الِامْتِراءُ kelimesi المِراءِ kelimesinin افْتِعالٌ babındandır. Şüphe demektir. Buradaki افْتِعالٌ babı mutâvaat için değildir. مري ‘nin masdarı ve mücerred fiili bilinmez. Daima افْتِعالٌ sigasıyla kullanılır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)