Bakara Sûresi 154. Ayet

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ  ١٥٤

Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَلَا
2 تَقُولُوا demeyin ق و ل
3 لِمَنْ kimselere
4 يُقْتَلُ öldürülen ق ت ل
5 فِي -nda
6 سَبِيلِ yolu- س ب ل
7 اللَّهِ Allah
8 أَمْوَاتٌ ölüdürler م و ت
9 بَلْ bilakis
10 أَحْيَاءٌ onlar diridirler ح ي ي
11 وَلَٰكِنْ ama
12 لَا olmazsınız
13 تَشْعُرُونَ siz farkında ش ع ر
 

Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Aksine diridirler lakin siz farketmezsiniz.

Hayat mertebeleri beştir:

  1. Bizim hayatımız (pek çok ihtiyaç ve kayıtlar var. Her şeyi duyup göremiyoruz.)
  2. Hz. Hızır ve İlyas (daha serbest bir hayat)
  3. Hz. İdris ve Hz. İsa as. Meleki bir hayata girmişler ve nurani bir şeffafiyet kazanmışlar. Misali bedenleriyle gökte bulunurlar.
  4. Şehitler. Öldüklerini bilmezler. Kabir hayatlarını tam bir saadet içinde geçirirler .
  5. Kabir ehli: Ruhları bakidir. Öldüklerini bilirler. (Mektubat)

 

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ 

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَا  nehy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَقُولُوا  fiili  نَ ’un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.  مَن  müşterek ism-i mevsûl, لِ  harfi ceriyle  تَقُولُوا۟  fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası یُقۡتَلُ ’dır. Îrabtan mahalli yoktur. 

یُقۡتَلُ  damme ile merfû meçhul muzari fiildir. Naib-i faili müstetir olup takdiri  هو dir. فِی سَبِیلِ car mecruru  یُقۡتَلُ  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. ٱللَّهِ  lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. Mekulü’l-kavl,  أَمۡوَ ٰ⁠تُۢ ’dur. تَقُولُوا  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. 

اَمْوَاتٌ  mahzuf mübtedanın haberidir. Takdiri, هم (onlar) şeklindedir.

بَلۡ  idrâb ve atıf harfidir. اَحْيَٓاءٌ  mahzuf mübtedanın haberi olup damme ile merfûdur.Takdiri, هم (onlar) şeklindedir. Mukadder sözün mekulü’l-kavlidir. Takdiri, بل قولوا هم أحياء  şeklindedir.

وَ  haliyyedir. لَـٰكِن  istidrak harfidir, لَكِنَّ ’den muhaffefedir. 

لَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. تَشۡعُرُونَ  fiili  نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.

بَلْ  idrab ve atıf harfidir.Önce söylenen birşeyden vazgeçmeyi belirtir. Buna idrab denir. "Öyle değil, böyle, fakat, bilakis, belki" anlamlarını ifade eder. Kendisinden sonra gelen cümle ile iki anlam ifade eder:

1. Kendisinden önceki cümlenin ifade ettiği anlamın doğru olmadığını, doğrusunun sonraki olduğunu ifade etmeye yarar. Bu durumda edata karşılık olarak “oysa, oysaki, halbuki, bilakis, aksine” manaları verilir. 

2. Bir maksattan başka bir maksada veya bir konudan diğer bir konuya geçiş için kullanılır. Burada yukarıda olduğu gibi, bir iddiayı çürütmek ve doğrusunu belirtmek için değil de bir konudan başka bir konuya geçiş içindir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

لٰكِنَّ ’nin tahfifi  لٰكِنْ  şeklinde olur.Tahfif edilince amelden düşer.İsim cümlesinin başına geldiği gibi fiil cümlesinin de başına gelebilir. Kendisinden önce genellikle vav (و) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman,  Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette fiil cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

 

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ


Ayet, atıf harfi  وَ ’la önceki ayetteki  اسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Cümle nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır. Emir üslubundan nehiy üslubuna iltifat sanatı vardır.

تَقُولُوا۟  fiiline müteallik, mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl  لِمَنْ ’in sılası olan  يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiiller teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar. 

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

يُقْتَلُ  fiili, meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur. Kuran-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.

Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına da işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er-Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car-mecrur  لِمَنْ , ihtimam için mekulü’l-kavle takdim edilmiştir.

تَقُولُوا  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اَمْوَاتٌ  cümlesi, mübteda ve haberden müteşekkil sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır.  اَمْوَاتٌ , takdiri   هم (onlar)  olan mübteda için haberdir. 

Bu hazif mahzufun şanını yüceltmek kastı taşımaktadır. 

Veciz ifade kastına matuf  سَب۪يلِ اللّٰهِ  izafetinde Allah ismine muzâf olan  سَب۪يلِ , şan ve şeref kazanmıştır.

Cümlede mütekellimin Allah Teâlâ olması hasebiyle, bütün kemâl sıfatlara şamil olan lafza-i celâlin zikrinde tecrîd sanatı vardır.   

سَبِیلِ ٱللَّهِ (Allah’ın yolu) ibaresinde tasrîhî istiâre vardır. سَبِیلِ kelimesi yol demektir. Hedefe ulaştırması bakımından benzer oldukları için din yola benzetilmiştir. Müşebbeh (müstear leh) hazfedilmiş, müşebbehün-bih (müstear minh) olan yol zikredilmiştir. 

فِی سَبِیلِ ٱللَّهِ  ibaresindeki  فِی  harfi de  إلى harfi yerine istiare edilmiştir. Allah’ın dini, mazruf yerine konmuştur. Bilindiği gibi فِی harfinde zarfiyet manası vardır. Câmi’, her ikisindeki mutlak irtibattır.

 تَقُولُوا - يُقْتَلُ  kelimeleri arasında cinas-ı nakıs ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

Bu ayetin bir yorumu da; müslümanları harbin zorluklarına karşı hazırlamak ve Allah için onlara şehadeti sevdirmektir. Bundan dolayı  لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ  cümlesinde ifade muzari fiil gelerek bu durumun istikbalde vukuu bulacağına işaret etmiştir. Bu ayetin nazil olmasından kısa bir süre sonra Bedir savaşında öldürülenler onlardır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) 

بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

 

 

Cümle, takdiri  بل قولوا (deyin) olan fiilin mekûlul kavlidir.  بَلْ  idrâb harfi, intikal içindir. 

Bu takdire göre müstenefe olan cümle emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır.  اَحْيَٓاءٌ , takdiri   هم (onlar)  olan mübteda için haberdir. Mübteda ve haberden oluşan cümle, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ  cümlesi  تَقُولُوا  fiilinin failinden haldir. Hal cümleleri anlamı zenginleştiren ıtnâb sanatıdır.

لٰـكِنَّ ’den tahfif edilmiş istidrak harfi  لٰـكِنْ ’in dahil olduğu cümle, menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Muzari fiil sıygasında gelmesi teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar. 

İstidrak, ‘’önceki sözden doğan eksikliği, hatayı veya yanlış anlaşılma ihtimalini istisnaya benzer biçimde ortadan kaldıracak bir kısmın getirilmesi” şeklinde tarif edilmiştir. “İstidrâk, istisnaya benzemekle birlikte istisna, bir cüz’ü bir bütünden ayırmak, istidrâk ise, aynı anda farklı iki hükmü ifade etmek demektir.” İstidrâk, geçen sözden doğabilecek bir yanlış anlamayı düzeltmektir. (Abdullah Hacıbekiroğlu, Arap Dilinde Edatların Metinde Kurduğu Anlamsal İlişkiler, Doktora Tezi)

لٰكِنْ  şeddeden muhaffeftir, ibtida harfidir, amel etmez. Sadece istidrak ifade eder. Kendisinden önce atıf edatı geldiğinden, atıf harfi olamaz. Kendisinden sonra müfred kelime geldiğinde, atıf edatı olmakla beraber, istidrak manasını da korur. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân, c.1, s. 475)

هم  اَحْيَٓاءٌ  cümlesiyle  هم اَمْوَاتٌۜ  cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.  

أَمۡوَ ٰ⁠تُۢۚ  ve  اَحْيَٓاءٌ  kelimeleri arasında tıbâk-ı icâb ve muvazene sanatları vardır.