Enbiyâ Sûresi 11. Ayet

وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَاَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ  ١١

Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَكَمْ ve nicesini
2 قَصَمْنَا kırıp geçirdik ق ص م
3 مِنْ -den
4 قَرْيَةٍ şehir(ler)- ق ر ي
5 كَانَتْ olan ك و ن
6 ظَالِمَةً zalim ظ ل م
7 وَأَنْشَأْنَا ve inşa ettik ن ش ا
8 بَعْدَهَا onlardan sonra ب ع د
9 قَوْمًا bir topluluk ق و م
10 اخَرِينَ başka ا خ ر
 

وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَاَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ

 

Fiil cümlesidir. Atıf harfi وَ  ile istînâfiyye cümlesine veya kasemin cevap cümlesine matuftur.

كَمْ  haberiyye olup, mukaddem mef’ûlu bih olarak mahallen mansubdur. 

قَصَمْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَا  fail olarak mahallen merfûdur.  مِنْ قَرْيَةٍ  car mecruru  كَمْ ’in temyizidir.  كَانَتْ ظَالِمَةً  cümlesi,  قَرْيَةٍ ’nin sıfatı olarak mahallen mecrurdur.

كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder. 

كَانَتْ  nakıs, fetha üzere mebni mazi fiildir.  تْ  te’nis alametidir. كَانَتْ ’nin ismi, müstetir olup takdiri  هى ’dir.  ظَالِمَةً  kelimesi,  كَانَتْ ’nin haberi olup fetha ile mansubdur. اَنْشَأْنَا  fiili, atıf harfi  وَ ’la  قَصَمْنَا ’ya matuftur.  

اَنْشَأْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. بَعْدَهَا zaman zarfı  اَنْشَأْنَا  fiiline mütealliktir. Muttasıl zamir  هَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. قَوْماً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.  اٰخَر۪ينَ  kelimesi  قَوْماً ’nin sıfatı olup nasb alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur.Ayette isim cümlesi ve müfred şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

كَمْ ‘i Haberiyye: Herhangi bir kavramın çok miktarda olduğunu belirtmek için kullanılan  كَمْ ’dir. “Nice, ne, ne kadar çok” gibi anlamlara gelir. Çokluktan kinaye için kullanılır.

كَمْ ’i haberiyyenin temyizi 2 şekilde gelebilir: 1. Müfred mecrur veya cemi mecrur olarak gelir. 2. مِنْ  harfi ceri ile müfred mecrur veya cemi mecrur gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَنْشَأْنَا  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  نشأ ’dir.

İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder. 

ظَالِمَةً  ; sülâsi mücerredi  ظلم  olan fiilin ism-i failidir.

İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

 

وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً

 

Ayetin ilk cümlesi atıf harfi  وَ  ile önceki ayetteki kasemin cevabı olan … لَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكُمْ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

مِنْ قَرْيَةٍ ’deki  مِنْ  harfi, cinsi beyan için olup temyiz manasındadır. Burada  كَمْ ’deki kapalılığı açıklar. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) 

Kem-i haberiyye, inşânın (istifhamın) dışında, haber cümlelerinde kullanılır. Bu kullanımda, nicelik ve çokluk manası verir ve ona haberiyye adı verilir. Kur’an’da bu manayla kullanıldığı yerler genellikle iftihar makamlarıdır. Kem-i haberiyye ile muhataptan cevap talep edilmez. (Sahip Aktaş, Kur’an’da İstifhâm Üslûbu)

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan cümlede takdim tehir sanatı vardır.

قَصَمْنَا  fiilinin mukaddem mef’ûlü olan  كَمْ  istifham edatı haberiyyedir. Çokluktan kinayedir.  مِنْ قَرْيَةٍ, temyizidir. Takdim istifham isimlerinin sadaret hakkı nedeniyledir.

كَانَتْ ظَالِمَةً  cümlesi,  قَرْيَةٍ  için sıfattır. Nakıs fiil كَانَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı  sanatıdır.

قَصَمْنَا  fiilinin  قَرْيَةٍ ‘e isnadı aklî mecazdır. Aslında helak olan karye değil orada yaşayan insanlardır. ظَالِمَةً ‘nin  قَرْيَةٍ ‘ye isnadı da aynı üsluptadır. Zalim olan karye değil orada yaşayan halktır. 

Veya burada istiare düşünülebilir. Karye, bir insana benzetilerek, müşebbehün bih ile alakalı bir özellik olan helak olmak ve zalim olmak, karyeye isnad edilmiştir.

قَرْيَةٍ  kelimesiyle mahal zikredilmiş, o mahalde yaşayanlar kastedilmiştir. Bazı alimler bu tip kullanımları mekâna isnad kabilinden mecaz-ı aklî saymışlardır. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kuran Işığında Belâgat Dersleri Beyân İlmi)

Müsned olan  ظَالِمَةً , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)

قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ  ifadesinde istiâre vardır.  قَصَمْ ’ın gerçek anlamı ‘sert bir şeyi kırmak’tır. Burada kelime, istiare yoluyla, (eski beldelerin) halklarından olup da yaptıkları direklerden daha sağlam diktikleri sütunlardan daha dayanıklı olan zalim ve zorbaların helak edilişlerini anlatmak için kullanılmıştır. (Şerîf er-Râdî, Kur’an Mecazları) 

قصم  kırıp geçirmenin en şiddetlisi olup, organların eklem yerlerini birbirinden koparıp ayıran bir kırıştır. Bu anlam  فصم  kelimesinde yoktur. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)

وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ [Haddi aşanları da helak ettik] cümlesinde mücmel olarak anlatılan hususa bir çeşit açıklama ve helaklerinin keyfiyet ve sebebi için bir beyandır. Ayrıca bu kelam, helak edilenlerin çokluğuna da dikkat çekmektedir. Bu kelamda قَصَمْنَا  “Kırıp geçirme” ifadesinin kullanılması, Allah'ın onlara olan gazap ve kızgınlığının ne kadar şiddetli olduğuna açıkça delalet etmektedir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

 

وَاَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ

 

Cümle, atıf harfi  وَ ’la  وَكَمْ قَصَمْنَا  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi, hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

قَصَمْنَا - اَنْشَأْنَا  fiillerinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir. 

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. اَنْشَأْنَا  fiiline müteallik olan  بَعْدَهَا  zaman zarfı, konudaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.

Mef’ûl olan  قَوْماً ‘deki nekrelik, kesret ve nev ifade eder.

اٰخَر۪ينَ  kelimesi  قَوْماً  için sıfattır. Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan ıtnâb sanatıdır.

قَصَمْنَا - اَنْشَأْنَا  kelimeleri arasında tıbâk-ı hafîy sanatı vardır.

وَاَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ  cümlesiyle, وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً  cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.

Mazi sıygada gelen fiiller, olayların geçmiş zamanda vuku bulmuş olduğunu ifade etmiştir. 

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s. 107)

وَاَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْماً اٰخَر۪ينَ  cümlesi,  وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ  cümlesi ile  فَلَمَّٓا اَحَسُّوا بَأْسَنَٓا  cümlesi arasında mu’tarızadır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)