قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ ١٠٦
قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ
Fiil cümlesidir. قَالُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli nida ve cevabıdır. قَالُوا fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
رَبَّـنَا itiraziyye cümlesidir. Nida harfi mahzuftur. Münada olan رَبَّ muzâf olup fetha ile mansubdur. Mütekellim zamir نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
غَلَبَتْ fetha üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. عَلَيْنَا car mecruru غَلَبَتْ fiiline mütealliktir.
شِقْوَتُنَا fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamir نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref, haberini nasb eder.
نَا mütekellim zamiri كُنَّا ’nın ismi olarak mahallen merfûdur. قَوْماً kelimesi, كُنَّا ’nın haberi olup fetha ile mansubdur. ضَٓالّ۪ينَ kelimesi, قَوْماً ’nin sıfatı olup, nasb alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَانَ ’nin haberinin ism-i fail kalıbında gelmesi durumun devamlılığına işaret etmiştir. İsim cümlesinde yer alan ism-i fail, çoğunlukla sübut ve süreklilik anlamı ifade eder.(Muhammed Rızk, Dr. Öğr. Üyesi, Hitit Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Belâgatı Anabilim Dalı, Kur’an-ı Kerim’de İsm-i Failin İfade Göstergesi (Manaya Delaleti, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Haziran/June 2020, 19/1: 405-426)
ضَٓالّ۪ينَ , sülâsi mücerredi ضلل olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
İtiraziyye olan رَبَّـنَا , istirhamı tekid için gelmiş ıtnâb sanatıdır.
Çeşitli gayelere binaen araya girmiş saplama bir cümle olan itiraziyye cümlesinin, ana cümlenin anlamına tesiri yoktur. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv” ın Kullanımı)
Nida harfi mahzuftur. Münada olan رَبَّـنَا izafeti mütekellimin Allah’ın Rububiyet sıfatına sığınma isteğine,
Hatalarını itiraf eden cehennem ehlinin, “Rabbimiz” şeklindeki hitapları, onların Allah Teâlâ’nın merhamet sıfatına sığındıklarını, nida harfinin hazfi mütekellimin münadaya yakın olma isteğini gösterir.
قَالُوا fiilinin mekulü’l-kavli olan غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında lâzım-ı faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. غَلَبَتْ fiiline müteallik عَلَيْنَا car mecruru, durumun kendileriyle ilgili olduğunu vurgulamak için faile takdim edilmiştir.
غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا cümlesindeki istila manası taşıyan عَلٰى harfinde istiare sanatı vardır. Çünkü istila; mülazemet gerektirir. عَلٰى , azgınlığın ileri derecesi için müstear olmuştur. Azgınlık, onları tamamen kaplamış, kontrol onun elindedir. Mülazemet alakasıyla mecaz-ı mürsel sanatıdır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.
Fail olan شِقْوَتُنَا , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar, ism-i fail ve ism-i mef’ûl yerinde kullanılabilirler. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler.
Veciz ifade kastıyla gelen شِقْوَتُنَا izafeti hem muzaf hem de muzafun ileyhi tahkir içindir.
غَلَبَتْ fiilinin, شِقْوَت ’e isnadı, aklî mecazdır.
غلبتْ ألشِقْوَ ifadesinde istiare vardır. Çünkü azgınlık (ألشِقْوَ) onlarda apaçık görülüp, bu durum hallerinden anlaşılınca, hepsinde baskın olan bir hal konumunda olmuştur. غَلَبَ ’nin gerçek anlamı, birini güç kullanarak hakimiyet altına sokma, avucunun içine alma, sonuçta ele geçirdiğini efendisinin elindeki köle, esir edenin avucunun içindeki tutsak haline getirmektir. (Şerîf er- Râdî, Kur’an Mecazları)
قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا [Bizim zevk ve hevalarımıza düşkünlüğümüz bize galip geldi ] cümlesinde zevk ve heva bedbahtlık diye adlandırılmış olmaktadır. Çünkü bu ikisi bedbahtlığa götürürler. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ ; önceki cümleye matuftur. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Nakıs fiil كَانَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
كَانَ ’nin haberi isim olarak geldiğinde, haberi isminin içine karışır ve adeta onun mahiyetinden bir cüz olur. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâğî Tefsiri 5, Duhan s.124)
ضَٓالّ۪ينَ kelimesi قَوْماً için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
قَوْماً ’deki nekrelik, cins, teklik ve tahkir ifade eder.
ضَٓالّ۪ينَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin mevsûftaki istimrar ve istikrarına işaret etmiştir.
İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında
İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)
شِقْوَتُنَا - ضَٓالّ۪ينَ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ [Biz doğru yoldan sapmış bir topluluk idik.] cümlesi, bizler yaptıklarımızla hidayeti kaybetmiş, sapıtmış kimselerdik. Bu onların mazeret bildirmeleri değil, onların bir ikrarı olacaktır. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)