فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِه۪ جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍۢ لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ۬ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ ١٩
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | فَأَنْشَأْنَا | sonra yetiştirdik |
|
| 2 | لَكُمْ | size |
|
| 3 | بِهِ | onunla (suyla) |
|
| 4 | جَنَّاتٍ | bahçeleri |
|
| 5 | مِنْ |
|
|
| 6 | نَخِيلٍ | hurma |
|
| 7 | وَأَعْنَابٍ | ve üzüm |
|
| 8 | لَكُمْ | sizin için |
|
| 9 | فِيهَا | içlerinde bulunan |
|
| 10 | فَوَاكِهُ | meyvalar |
|
| 11 | كَثِيرَةٌ | birçok |
|
| 12 | وَمِنْهَا | ve onlardan |
|
| 13 | تَأْكُلُونَ | yiyorsunuz |
|
Fekahe فكه : فاكِهَة : Bir görüşe göre bu sözcük tüm meyvelerin adı iken diğer görüş sahipleri ise üzüm ve nar dışındaki meyvelerin adıdır demişlerdir. İkinci görüşü savunanlar bu iki meyvenin sanki ayetlerde özel olarak zikredilişlerini dikkate almışlardır. فٌكاهَة hoş sohbetli kimselerin sözleridir. Vakıa, 56/65 ayetindeki mana bazılarına göre 'mizahlı sözler söylersiniz' şeklinde iken; diğer bazılarına göre ise 'meyvelerden yersiniz' şeklindedir. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de türevleriyle 19 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan bir türevi bulunmamakla birlikte Kuran-ı Kerim'de 10'dan fazla geçmesi sebebiyle kitabın Arapça kelimeler sözlüğü bölümüne alınmıştır.(Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِه۪ جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍۢ لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ۬ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ
Fiil cümlesidir. فَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَنْشَأْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir نَا fail olarak mahallen merfûdur. لَكُمْ car mecruru اَنْشَأْنَا fiiline mütealliktir. بِ sebebiyyedir. بِه۪ car mecruru اَنْشَأْنَا fiiline mütealliktir.
جَنَّاتٍ mef’ûlun bih olup nasb alameti kesradır. Cemi müennes salim kelimeler hareke ile irablanır.
مِنْ نَخ۪يلٍ car mecruru جَنَّاتٍ ‘nin mahzuf sıfatına mütealliktir. اَعْنَابٍ atıf harfi وَ ‘la makabline matuftur.
لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ cümlesi, جَنَّاتٍ ‘in sıfatı olarak mahallen mansubdur.
İsim cümlesidir. لَكُمْ car mecruru mahzuf mukaddem habere mütealliktir. ف۪يهَ car mecruru mahzuf mukaddem habere mütealliktir. فَوَاكِهُ۬ muahhar mübteda olup damme ile merfûdur. كَث۪يرَةٌ kelimesi فَوَاكِهُ۬ ‘nin sıfatı olup damme ile merfûdur.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مِنْهَا car mecruru تَأْكُلُونَ fiiline mütealliktir. تَأْكُلُونَ fiili نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur.Ayette ilki şibh cümle ikincisi isim cümlesi şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَنْشَأْنَا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi نشأ ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder.
فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِه۪ جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍۢ لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ۬ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ
Ayet, atıf harfi فَ ile فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِ cümlesine atfedilmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Mazi fiil hudûs, sebat, temekkün ve istikrar ifade eder. (Halidî, Vakafat, S.107)
اَنْشَأْنَا fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
اَنْشَأْنَا fiiline müteallik لَكُمْ car mecruru, durumun onunla ilgili olduğunu vurgulamak için, بِه۪ car mecruru ise, siyaktaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.
مِنْ نَخ۪يلٍ car-mecruru ve ona temasül nedeniyle atfedilen وَاَعْنَابٍۢ , mef’ûl olan جَنَّاتٍ ‘in mahzuf sıfatına mütealliktir. Sıfatın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ۬ كَث۪يرَةٌ cümlesi جَنَّاتٍ için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümlede takdim tehir ve îcâz-ı hazif sanatları vardır. لَكُمْ car-mecruru, mahzuf mukaddem habere mütealliktir. فَوَاكِهُ muahhar mübtedadır. Takdim ihtimam içindir.
ف۪يهَا car-mecruru, mahzuf hale mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
كَث۪يرَةٌ muahhar mübteda فَوَاكِهُ۬ için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
جَنَّاتٍ , نَخ۪يلٍ ve اَعْنَابٍۢ kelimelerindeki tenvin kesret ifade eder.
Makabline matuf olan مِنْهَا تَأْكُلُونَ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, teceddüt ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümlede takdim sanatı vardır. Car mecrur مِنْهَا , amili olan تَأْكُلُونَ ’ye siyaktaki önemine binaen takdim edilmiştir.
جَنَّاتٍ kelimesinde cem’, اَعْنَابٍۢ , نَخ۪يلٍ kelimelerinde taksim sanatı vardır.
جَنَّاتٍ - نَخ۪يلٍ - اَعْنَابٍۢ - فَوَاكِهُ۬ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
İsim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinin anlamında sabitlik ve devamlılık, fiil cümlesinin anlamında ise yenilenme ve tekrarlanma vardır. Şayet hem devamlılık hem fiilin tekrarı ve yenilenmesi kastediliyorsa, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilebilir. Bunun aksi de mümkündür. Mesela, fiil cümlesinden fiilin zaman zaman yenilendiğini, isim cümlesinden ise başlayıp halen devam ettiği kast ediliyorsa aralarında atıf yapılabilir. (Rıfat Resul Sevinç, Arapçada Cümle Yapısı)
Sayılan bütün bu nimetler, aynı zamanda cennet nimetleridir. Hurma ağacı demek olan nahl, hem müfred ve hem de çoğul için kullanılır. Bunun çoğulu ise نَخ۪يلٍ ‘dir.(İsmâil Hakkı Bursevî, Tenvîru'l- Ezhân Min Rûhu-l Beyân)