Mü'minûn Sûresi 58. Ayet

وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَۙ  ٥٨

Rablerinin âyetlerine inananlar,
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَالَّذِينَ ve onlar ki
2 هُمْ onlar
3 بِايَاتِ ayetlerine ا ي ي
4 رَبِّهِمْ Rablerinin ر ب ب
5 يُؤْمِنُونَ inanırlar ا م ن
 
“Sorumlu davrananlar” şeklinde çevirdiğimiz müşfikûn kelimesi genellikle “Allah’a itaatlerini sürdürenler, O’nun hoşnutluğunu kazanma gayreti içinde olanlar, rızâsını elde edememe korkusuyla çaba gösterenler”; “âyetler” kelimesi ise “Kur’an âyetleri ve Allah’ın varlığını kanıtlayan deliller” şeklinde açıklanmıştır (meselâ bk. Taberî, XVIII, 31-32; Râzî, XXIII, 106-107). 60. âyette “vermek”ten söz edilmekle birlikte verilen şeyler belirtilmemiştir. Bu durumda Allah’a saygı ve hayır işleme düşüncesiyle insanlara yapılan her türlü iyilikler bu âyetin kapsamına girmektedir. Yukarıda inkârcılar eleştirildikten sonra burada da müminlerin seçkin niteliklerinden bazıları gösterilmiştir. Bunlar kısaca haşyet, yani Allah’a derin saygı, O’nun âyetlerine, yani peygamberine gönderdiği kitabına, varlığının kanıtlarına inanmak ve Allah’ın huzurunda hesabının verileceği düşüncesi ve sorumluluk bilinciyle eldeki imkânları muhtaçlarla paylaşmaktır. “İyiliklere koşup bu uğurda yarışma” iki anlama gelmektedir: a) Büyük bir arzuyla Allah’a itaat mahiyetindeki işlere yönelip yeri ve zamanı gelince bu işleri aksatmadan yapmak; b) Çeşitli hayırlı işler için çalışmak, başka insanlara iyilik etme yarışı içinde olmak (Râzî, XXIII, 107). 
 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَۙ

 

Cemi müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ينَ , atıf harfi  وَ ’la önceki ism-i mevsûle matuf olup, mahallen mansubdur. İsm-i mevsûlun sılası  هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ ’dir. Îrabdan mahalli yoktur.

İsim cümlesidir. Munfasıl zamir  هُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur. بِاٰيَاتِ  car mecruru  يُؤْمِنُونَ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır.  رَبِّ  muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. Muttasıl zamir  هِمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. يُؤْمِنُونَ  cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.

يُؤْمِنُونَ  fiili  نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ ı fail olarak mahallen merfûdur. 

يُؤْمِنُونَ  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi  أمن ’dir.

İf’al babı fiille, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar.

 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَۙ

 

Ayetteki  الَّذ۪ينَ , önceki ayetteki  الَّذ۪ينَ ’ye atıf harfi  و ’la atfedilmiştir. 

Cemi müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ينَ ’nin sıla cümlesi olan  هُمْ بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ , mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir.  بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ  car mecruru ihtimam için amili olan  يُؤْمِنُونَ  ’ye takdim edilmiştir. 

Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde Rab isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.

Rububiyet vasfını öne çıkarmak için zamir makamında zahir olarak Rab isminin zikredilmesinde ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

Veciz anlatım kastıyla gelen,  بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ  izafetinde Rab ismine muzâfun ileyh olan  هِمْ  zamiri dolayısıyla bahsi geçen kişiler, yine Rab ismine muzâf olması sebebiyle  اٰيَاتِ , şan ve şeref kazanmıştır. 

Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  يُؤْمِنُونَ  cümlesi müsneddir. Müsnedin, müspet muzari fiil sıygasında gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler.(Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)