وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ ٧٦
وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
Fiil cümlesidir. وَ istînâfiyyedir. لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ tahkik harfidir. Tekid ifade eder.
اَخَذْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri نَا fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir هُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. بِالْعَذَابِ car mecruru اَخَذْنَاهُمْ ‘deki gaib zamirin mahzuf haline mütealliktir.
فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اسْتَكَانُوا damme üzere mebni mazi fiildir. لِرَبِّهِمْ car mecruru اسْتَكَانُوا fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هِمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مَا يَتَضَرَّ cümlesi, atıf harfi وَ ile مَا اسْتَكَانُوا ‘ya matuftur.
مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَتَضَرَّعُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
اسْتَكَانُوا fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’âl babındadır. Sülâsîsi كون ’dir.
Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamları katar.
يَتَضَرَّعُونَ fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil تَفَعَّلَ babındadır. Sülâsîsi ضرع ’dir.
Bu bab fiile mutavaat, tekellüf, ittihaz, sayruret, tecennüp (sakınma) ve talep anlamları katar.
وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
وَ , istînâfiyyedir.
İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Kasem üslubundaki terkipte لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle kasem üslubunda gayr-ı talebî inşâî isnaddır.
Mahzuf kasem ve قَدْ ile tekid edilmiş cevap cümlesi olan وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
بِالْعَذَابِ car-mecruru, اَخَذْنَاهُمْ ‘daki gaib zamirin mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
اَخَذْنَاهُمْ fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder.
الْعَذَابِ ‘daki marifelik ahd içindir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ cümlesi, atıf harfi فَ ile kasemin cevap cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet sıygadan menfî sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.
Menfi mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Veciz ifade kastına matuf لِرَبِّهِمْ izafetinde Rab isminin kafirlere aid zamire muzaf olmasında Allah’ın onlar üzerindeki nimetlerini hatırlatmak ve küfürlerinin kötülüğüne, derinliğine dikkat çekerek kendilerine bunca nimeti veren Rablerine boyun eğmediklerine vurgu vardır.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde Rab isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.
وَمَا يَتَضَرَّعُونَ cümlesi atıf harfi وَ ile makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Mazi sıygadan muzari sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.
Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Azapla yakalanma karşısında اسْتَكَانُوا [uslanmamaları] bir kez gerçekleştiğinden sübut ve temekkün ifade eden mazi fiille, يَتَضَرَّعُونَ [yalvarıp yakarmamaları)] ise süreklilik arz ettiğinden teceddüt ve istimrar ifade eden muzari fiil ile ifade edilmiştir.
اَخَذْنَاهُمْ - لِرَبِّهِمْ kelimeleri arasında mütekellimden gaibe geçişe güzel bir iltifat sanatı vardır.
Bu azaptan murad, Bedir savaşında öldürülmeleri, esir alınmaları ile uğradıkları çeşitli azaplar ve ezcümle anılan kıtlıktır. Yani onları bu azaplarla yakaladığımız halde onlar yine de Rablerine boyun eğmediler; zelil olduklarını kabullenmediler; aksine azgınlıklarını ve kibirlerini sürdürdüler. Zaten onların adetinde yalvarmak yoktu. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
اسْتَكَانُوا fiili, كون kökünden ve استفعال babından fiil-i mazi olup, ‘bir oluştan başka bir oluşa geçti’ demektir. Bu kelimenin, yine سكن kökünden, اِفْتِعال babından fiil-i mazi olması da mümkündür. Ne var ki ayne'l-fiilinin fethası işbâ yapılmıştır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr ; Beyzâvî,Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Kasem cümlesinin mahzuf olduğu durumda, vurgu kasem cevabına yapıldığından kasem cümlesi telaffuzda terk edilir. Kasem cümlesini oluşturan kasem fiili, kasem edatı ve kasem edilen isim üçü birlikte hazfedilir. Fakat kasemin varlığı kasem cevabından anlaşılmaktadır. Bu form, Kur’an’da sıkça kullanılmıştır. (Nihat Tarı, Arap Dilinde Kasem Formları ve Kur’ân-ı Kerim’e Özgü “La Uksimu” Formu ile İlgili Tartışmalar)