وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراًۜ ٣٣
وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراًۜ
Fiil cümlesidir. Atıf harfi وَ ’la mukadder أنزلناه (onu indirdik.) fiiline matuftur.
لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَأْتُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
بِمَثَلٍ car mecruru يَأْتُونَكَ fiiline mütealliktir. اِلَّا hasr edatıdır. جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ cümlesi, يَأْتُونَكَ ’deki mef’ûlun bihin hali olarak mahallen mansubdur.
جِئْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir نَا fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
بِالْحَقِّ car mecruru جِئْنَاكَ ’deki failin veya mef’ûlün bihin mahzuf haline mütealliktir. Takdiri, متلبّسين بالحقّ أو متلبسّا بالحقّ (Hakka bürünerek) şeklindedir.
اَحْسَنَ atıf harfi وَ ’la بِالْحَقِّ ’ya matuf olup, gayri munsarif olduğu için cer alameti fethadır. تَفْس۪يراً temyiz olup fetha ile mansubdur.
Hal, cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal, “nasıl?” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zül-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l hal marife olur. Hal mansubdur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hali sahibu’l hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazf edilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır:
1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harf-i cerli veya zarflı isim). Ayette fiil cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar.Gayri munsarif “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir.Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayri munsariftir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Temyiz; kendisinden önce geçen müphem (manası açık olmayan) bir ismin manasına açıklık getiren camid, nekre bir isimdir. Yani çeşitli manalar kastedilmeye elverişli önceki isim veya cümleden asıl maksadın ne olduğunu açıklamak üzere zikredilen camid (türememiş), mansub ve nekre isme temyiz denir. Temyizin manasını açıkladığı önceki isme veya cümleye de mümeyyez denir. Temyiz harf-i cerli ve izafetle gelmediği müddetçe mansubdur. Mümeyyezin îrabı ise cümledeki yerine göredir. Temyiz Türkçeye “bakımından, …yönünden” şeklinde tercüme edilebilir. Temyizi bulmak için “ne bakımdan, hangi açıdan” soruları sorulur. Temyiz ikiye ayrılır:
1. Melfûz mümeyyez: Söylenmiş, cümlede görülen mümeyyez.
2. Melhûz mümeyyez: Düşünülen, cümlede açık olarak görülemeyen mümeyyez. Ayette melfûz mümeyyez şeklindedir. Ayette melfûz mümeyyez şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراًۜ
Ayet, atıf harfi وَ ’la önceki ayetteki mukadder …أنزلناه cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber, inkârî kelamdır. Muzari fiil, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümle kasr üslubuyla tekid edilmiştir.
Nefy harfi ve istisna edatı ile oluşan kasr, hakkı ve daha güzel bir açıklamayı, Allah Teâlâ’dan başka hiç kimsenin getiremeyeceğini, kesin olarak bildirmektedir. İki tekit hükmündeki kasr, hal sahibi ile hali arasındadır. يَأْتُونَكَ fiilinin mef’ûlü كَ maksur/mevsûf, hal cümlesi جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ , maksurun aleyh/sıfat olmak üzere kasr-ı mevsuf ale’s-sıfattır.
Bazı müfessirlere göre اِلَّا istisna edatı, hal olan جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراًۜ cümlesi, müstesnadır.
يَأْتُونَكَ ‘ye müteallik, بِمَثَلٍ ’deki nekrelik, kıllet, nev ve tahkir ifade eder.
يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ ifadesinde istiare vardır. Müşriklerin sorduğu sorular, batıl olma yönünden misale benzetilmiştir. İstiare-i tasrihiyyedir. (https://tafsir.app/aljadwal/25/33 )
جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراً cümlesi, يَأْتُونَكَ fiilinin mef’ûlünün halidir. Hal; cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren cümledir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107)
بِالْحَقِّ car-mecruru, جِئْنَاكَ fiilinin failinin mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
اَحْسَنَ , atıf harfi وَ ’la بِالْحَقِّ ’ya atfedilmiştir. Gayri munsarif olması sebebiyle cer alameti fethadır.
جِئْنَاكَ fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.
اَحْسَنَ , ism-i tafdil vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir.
Temyiz konumundaki تَفْس۪يراً , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar, ism-i fail ve ism-i mef’ûl yerinde kullanılabilirler. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Temyiz ifadeyi zenginleştiren ıtnabdır. Bu şekilde kapalıyı açma özelliği yanında kaplama ve abartı özelliği de bulunduğundan anlam düz ifadeye oranla daha çarpıcı olarak yansıtılır.
لَا يَأْتُونَكَ - جِئْنَاكَ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr, tıbâk-ı selb ve tefennün sanatları vardır.
وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ - جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ cümleleri arasında mukabele sanatı vardır.
لَا يَأْتُونَكَ [Sana getirmezler] yani her ne zaman sana -adeta batılda mesel haline gelmiş- saçma suallerinden bir soru soracak olsalar, biz mutlaka onları susturacak, جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراً [anlamca çok güzel, itirazlarını hakkıyla cevaplayan gerçek bir cevap veririz.] (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
O kâfirlerin, o son derece çirkin olan, akıl dairesi dışında kalan, bu yüzden de mesel gibi sayılan o anlatılan teklifleri de bu meseller cümlesindendir. Yani o kâfirler, senin ve Kur’an hakkında eleştiri maksadıyla batıllıkta misal olan acayip bir kelam getirdiler mi, Biz mutlaka onun karşılığında, sabit olan, onu iptal eden ve dedikoduyu kesen hak cevabı getiririz. Nitekim geçen o hak cevaplar da onların o çirkin suallerinin damarlarını kesip onları tamamen ortadan kaldırmıştır. Kur’an'daki temsillerin daha güzel açıklama olmaları, haddizatında son derece güzel olmasıdır. Yoksa onların getirdikleri temsillerin de kısmen güzel oldukları, Kur’an'dakilerin ise onlardan daha güzel oldukları anlamında değildir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
المَجِيءَ ve الإتْيانُ gelmek manasındadır. Ancak ayette Allah'ın getirmesiyle onların getirmesi bir olmadığı için farklı fiiller kullanılmıştır. المَجِيءَ kelimesi de الإتْيانُ gibidir. Fakat المَجِيءَ , daha umumidir. يَأْتُونَكَ ’den sonra جِئْنَاكَ fiilinin kullanıması, tefennün sanatıdır. (Alûsî, Rûhu’l-Me’âni)
Dahhâk dedi ki: “Ve daha güzel bir açıklama” daha güzel etraflı bilgi demektir. Yani onların örneklerinden daha güzel bir açıklama demektir. Dinleyenin bu husustaki bilgisi dolayısı ile burada “onların örnekleri” anlamındaki ifade hazf edilmiştir. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)