اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ ٢٥
اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ
İsim cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.
ي mütekellim zamiri اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ cümlesi اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.
اٰمَنْتُ sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri تُ fail olarak mahallen merfûdur. بِرَبِّ car mecruru اٰمَنْتُ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
فَ mukadder şartın cevabının başına gelen rabıta veya fasiha harfidir. Takdiri; فاسمعون (Beni dinleyin) şeklindedir.
اسْمَعُونِ fiili نَ ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. Sonundaki نِ vikayedir. Esre ise mahzuf mütekellim zamirinden ivazdır. Hazf edilen يَ ise mef‘ûlun bih olarak mahallen mansubdur. Burada bu ي harfinin mahzuf olduğuna işaret etmek için fiilin sonunda bulunan نِ harfinin harekesi esre gelmiştir.
اٰمَنْتُ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi أمن ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder.
اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ
Müstenefe olan ayet mekulü’l-kavle dahildir. Fasıl sebebi, şibh-i kemâl-i ittisâldir.
اِنَّ ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır.
اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ cümlesi, اِنّ۪ٓ ’nin haberidir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder.(Hâlidî, Vakafât, s.107)
Veciz anlatım kastıyla gelen بِرَبِّكُمْ izafetinde Rab isminin muhataplara ait zamire muzâf olmasında, Rablerinin onlar üzerindeki ihsan ve faziletleri konusundaki rububiyetini hatırlatmak manası vardır.
Emin oldu anlamındaki أمن fiili, بِ harfiyle kullanıldığında inandı manasına gelir. Harf-i cerin fiile mana kazandırması tazmin sanatıdır.
Bazı fiiller mef’ûllerini harf-i cerlerle alırlar. Bu harfler fiilin manasına tesir eder. Bazı nahivcilerin görüşüne göre harf-i cerin fiile mana kazandırmasına tazmin denir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Bir soruya cevap verilirken çoğunlukla cümlenin başında إِنَّ bulunur. Yani, lafzî ve mukadder soruların cevaplarının başında bulunur. Ya da soru soran kişinin, verilecek cevabın aksi bir düşünceye sahip olduğunun bilindiği durumlarda (yani inkâr makamında) cevabın başına إِنَّ gelir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler, اِنَّ, isim cümlesi ve isnadın tekrarı sebebiyle üç katlı bir tekid ve yerine göre de tahsis ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Kadr Suresi 1)
İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Ayette أنا آمنت değil, إني آمنت buyurularak mana tekidli ve kuvvetli bir şekilde ifade edilmiştir.
Daha önce وَمَا لِيَ لَا أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي [Ben beni yaratana neden kulluk etmeyecekmişim?] (Yâ-Sîn/22) buyurulmuşken burada بربي [Rabbime] değil, بربكم [Rabbinize] buyurularak onların Rabbinin kendi Rabbi olduğunu, kendisini O'nun yarattığını, O'na geri döneceğini ve O’nun hepsinin Rabbi olduğunu açıklamıştır.
بِرَبِّكُمْ [Rabbinize] sözünün resullere hitap ettiği, yani davet ettiğiniz sizin Rabbinize iman ettim manasında olduğu da söylenmiştir. İşin doğrusu hitap hepsine birdendir. Resullerin Rabbi, kendisinin ve kavminin de Rabbidir. Bunu kavmin önde gelenlerine ilan etmiş ve kavminden resullere tabi olmalarını, davet ettiği şeye iman etmelerini istemiştir.
Hangi halde olursa olsun hakkı onların yüzlerine çarpmış, açıkça söylemiş ve imanını ilan etmesi sebebiyle başına gelecek şeylere aldırmamıştır.
Burada آمنت بربكم [Rabbinize iman ettim] demesi, آمنت بربي (Rabbime iman ettim) demekten evladır. Herkes kendi Rabbine iman eder ve bu sözün karşılığında أنا آمنت بربي أيضا (Ben de Rabbime iman ettim) der.
آمنت بربكم [Rabbinize iman ettim] demek resullerin davet ettiği Rabbe delalet eder. Eğer bundan maksat kavminin taptığı Rab olsaydı, 20. ayetteki اتبعوا المرسلين [Uyun o gönderilmiş olanlara] sözünü söylemezdi. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, c.2, s.122)
Habîb-i Neccar'ın, imanını tekid (gerçekten) ile ifade etmesi, istekli ve gönüllü olarak iman ettiğini belirtmek içindir. Habîb-i Neccar'ın, Rabbi elçilere izafe etmesi (Rabbiniz’e), imanını ziyadesiyle açıklamak, bu imanının onların Rabbine mahsus olduğunu açıklamak ve onlara uyduğunu bildirmek içindir. Sanki şöyle demiş oluyor: قال بربكم الذي ارسلكم او الذي تدعوننا الى الايمان به ‘Ben, sizi gönderen Rabbinize yahut bizi kendisine iman etmeye davet ettiğiniz Rabbe iman ettim.’ (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
فَاسْمَعُونِۜ
Fasılla gelen şart üslubundaki terkipte فَ , mahzuf şartın cevabına gelen rabıta harfidir. Şart cümlesinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Mahzuf şartın cevabı olan فَاسْمَعُونِ , emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Fiilin sonundaki nun, vikaye, kesre mütekellim zamirinden ivazdır. Fasıla gözetilerek mütekellim zamiri hazf edilmiştir.
Mahzuf şart ve mezkûr cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.
فاسمعون [İşte bunu benden duyun] sözü bu kişinin imanını yüksek sesle, herkesin duyacağı bir şekilde, kekelemeden ilan ettiğine delalet eder. Bu da bu nedenle başına gelecek taşlanma, azap veya daha başka eziyetlere aldırmadığını gösterir. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, c.2, s.122)