سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً ٢٣
Allah müminlere yardım etmeyi murat ettiği için, meselâ onlar Hudeybiye seferinde iken yahudiler veya müşrikler Medine’ye hücum etselerdi bile Allah’ın izin ve yardımı ile yenilecek, geri dönüp kaçacaklardı. Çünkü Allah, peygamberlerini insan topluluklarına gönderirken onlara dini tebliğ etme ve bir çekirdek ümmet oluşturma fırsatı da vermektedir; O’nun sünneti, âdeti, kanunu budur ve değişmezdir.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 77
سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ
سُنَّةَ , mahzuf fiilin mef’ûlü mutlakı veya mef’ûlun bihi olup fetha ile mansubdur. Takdiri, سنّ (Şekillendirdi) ‘dir. Aynı zamanda muzâftır. اللّٰه lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
الَّت۪ي müfred müennes has ism-i mevsûl, سُنَّةَ ‘in sıfatı olarak mahallen mecrurdur. İsm-i mevsûlun sılası خَلَتْ ‘dir. Îrabdan mahalli yoktur.
خَلَتْ mahzuf elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. Faili müstetir olup takdiri هى ‘dir. مِنْ قَبْلُ car mecruru خَلَتْ fiiline mütealliktir.
Has ism-i mevsûller marife isimden sonra geldiğinde kelimenin sıfatı olur. Cümledeki yerine göre onun unsuru (Fail, mef’ûl,muzâfun ileyh) olur. (Arapça Dil Bilgisi, Nahiv, Dr. M.Meral Çörtü,s; 44)
وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً
Fiil cümlesidir. Atıf harfi وَ ‘la سُنَّةَ اللّٰهِ ‘a matuftur.
لَنْ muzariyi nasb ederek manasını olumsuz istikbale çeviren tekid harfidir.
تَجِدَ fetha ile mansub muzari fiildir. Bilmek anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. لِسُنَّةِ car mecruru mahzuf ikinci mef’ûlü bihe mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. اللّٰهِ lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. تَبْد۪يلاً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanamayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelirler, mübtedayı ve haberi iki mef’ûl yaparak nasbederler. 3 gruba ayrılırlar:
1. Bilmek manasında olanlar. ألفي - دري - رأي - وجد - علم fiilleridir. 2. Sanmak manası ifade edenler, kesine yakın bilgi ifade ederler. “Sanmak, zannetmek, saymak, kendisine öyle gelmek” gibi manalara gelir. ظنّ - حسب - خال - زعم - عدّ fiilleridir.
3. grupta olan değiştirme manası ifade edenler aynı anlama gelmedikleri halde görevleri itibariyle onlara benzerliklerinden kalp fiilleri adı altına girmişlerdir. جعل - صيّر - إتّخذ - ردّ - ترك fiilleridir. Değiştirme manasına gelen fiiller “etti, yaptı, kıldı, edindi, dönüştürdü, değişik bir hale getirdi” gibi manalara gelir.
Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen اَنَّ ’li ve اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir:
1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdarı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Kalp fiilleri iki mamûlü arasında olduğunda amel etmeleri de etmemeleri de caizdir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. سُنَّةَ mahzuf fiilin mef’ûlü mutlakıdır. Takdiri, سنَّ (Şekillendirdi) olan fiilin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Bu takdire göre cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
سُنَّةَ için sıfat konumundaki has ismi mevsûl الَّت۪ي ’nin sılası olan قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. قَدْ tahkik harfiyle tekid edilmiştir.
Veciz anlatım kastıyla gelen سُنَّةَ اللّٰهِ izafetinde lafza-i celale muzâf olan سُنَّةَ şan ve şeref kazanmıştır.
Ayette mütekellimin Allah Teâlâ olması sebebiyle lafza-i celâlde tecrîd ve korkutma kastı vardır. سُنَّةَ ‘nin, lafz-ı celâle izâfe edilmesi kıymetini ve makamını vurgular.
قَبْلُ cer mahallinde muzâftır. Kelimenin merfû oluşu muzâfun ileyhin mahzuf olduğunun işaretidir. Ötre muzâfun ileyhten ivazdır.
وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً
وَلَنْ تَجِدَ cümlesi atıf harfi وَ ile makabline matuftur. Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. لَنْ tekid ifade eder. Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret etmiştir.
Mef’ûl olan تَبْد۪يلاً ’deki tenvin kıllet ifade eder. Menfî siyakta nekre, umum ve şümule işarettir.
سُنَّةِ اللّٰهِ ifadesi önemine binaen tekrarlanmıştır. Bu tekrarda ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ’dır. Dolayısıyla lafza-i celâlde tecrîd sanatı, hükmün illetini belirtmek, verilen haberin kesinliğini ifade etmek ve ikazı artırmak için zamir makamında zahir ismin tekrarlanmasında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.