خَلاَء sözcüğü, içinde ev, bina vb hiçbir örtecek şey bulunmayan mekân demektir. خُلُّو ise, boşluk demektir; zaman ve mekân için kullanılır. Ancak, zamanda bir geçmiş manası düşünüldüğünden dilciler خَلاَ الزَمَان deyimini, zaman geçti, gitti diye açıklamışlardır. ناَقَةٌ خَلِيَّةٌ sütten kesilen ve artık sağılmayan dişi deve, اِمْرَأةٌ خَلِيَّةٌ kocadan boşanmış kadındır. Bazen de sahipsiz bırakılan terk edilmiş gemiye خَلِيَّة adı verilir. خَلِيّ ise, üzüntü/kederin yalnız bıraktığı kişi demektir. خَلاَء: Sözcüğü de kuruyuncaya kadar kendi hâline terk edilen ot demektir. خَلَيْتُ الخَلاَءَ otu biçtim, خَلَيْتُ الدَّابَةَ hayvan için ot biçtim, demektir. Bu kesme anlamından istiâre yoluyla سَيْفٌ يَخْتَلِي denmiştir ki, çalındığı her şeyi ot biçer gibi kesen kılıç demektir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Sözlükte “bir yerin boş olması, o yerde hiç kimsenin ve hiçbir şeyin bulunmaması, yalnız kalma veya biriyle baş başa kalma” anlamlarına gelen halvet, bir tasavvuf terimi olarak, günahtan korunmak ve daha iyi ibadet edebilmek amacıyla ıssız yerlerde yaşamayı tercih etmek demektir. Hz. Peygamber’in zaman zaman Mekke yakınındaki Hira mağarasına çekilip burada inziva hayatı yaşaması ve itikafa girmesi (Buhârî, Bed’ül vahy, 3; Müslim, İmân, 252), ıssız yerlerde Allah'ı zikredip gözyaşı dökmeyi teşvik etmesi (Buhârî, Ezan, 36; Müslim, zekat, 91) halvetin dinî açıdan önemini ortaya koymaktadır. Tasavvufta halvet kadar sohbet ve hizmet de önemlidir. Bundan dolayı sohbet ve hizmet için insanlar arasında bulunmak ve bütünüyle toplumdan kopmamak gerekir.
Fıkıh terimi olarak halvet sahih bir nikâhtan sonra kadın ile erkeğin, üçüncü bir şahsın izinsiz muttali olmayacağından emin bulundukları bir yerde baş başa kalmaları anlamına gelir. (İsmail Karagöz, Fikret Karaman, Dinî Kavramlar Sözlüğü, s. 227, 228.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
خَلَوْا | yalnız kaldıkları |
|
|
خَلَا | yalnız kaldıkları |
|
|
خَلَتْ | gelip geçti |
|
|
خَلَتْ | gelip geçti |
|
|
خَلَوْا | geçenlerin |
|
|
خَلَوْا | yalnız kaldıkları |
|
|
خَلَتْ | uygulanmıştır |
|
|
خَلَتْ | gelip geçmiştir |
|
|
خَلَتْ | gelip geçmiştir |
|
|
خَلَتْ | geçen |
|
|
فَخَلُّوا | serbest bırakın |
|
|
خَلَوْا | geçmiş olanların |
|
|
يَخْلُ | yönelsin |
|
|
خَلَتْ | gelip geçti |
|
|
خَلَتْ | geçmiş bulunan |
|
|
خَلَتْ | geçtiği halde |
|
|
خَلَوْا | gelip geçen |
|
|
خَلَوْا | geçenler |
|
|
خَلَوْا | geçen(millet)ler |
|
|
خَلَا | (gelip) geçmiş |
|
|
خَلَتْ | gelip geçen |
|
|
خَلَتْ | gelip geçmiş olan |
|
|
خَلَتِ | gelip geçmiş iken |
|
|
خَلَتْ | gelip geçen |
|
|
خَلَتِ | gelip geçti |
|
|
خَلَتْ | süregelir |
|
|
الْخَالِيَةِ | geçmiş |
|
|
وَتَخَلَّتْ | ve boşaldığı |