اَلَّذ۪ينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ ٥٦
Allah’a göre, fiilleri iyi veya kötü olarak değerlendirilebilen canlıların en kötüsü, en âdi ve aşağılık olanı, inkâr eden, bu şekilde yaşayan ve bir türlü imana gelmeyen, yaptıkları antlaşmaya, verdikleri söze sadık kalmayan, hiçbir şeyden çekinmeyerek her defasında sözünden dönen kimselerdir.
Müşrik, münafık ve yahudilerden bazı grup ve kabileler Hz. Peygamber’le saldırmazlık, hak ve hukuka saygı, düşmanla iş birliği yapmama gibi konularda antlaşmalar yapıyor, sonra da bunu bozuyorlardı. Meselâ yahudilerden Benî Kaynukå‘, antlaşmaya aykırı olarak, bölgelerinde alışveriş yapmaya gelen bir müslüman kadına tacizde bulunmuşlar, kadın yere düşüp mahrem yerleri açılınca da gülüşüp eğlenmişlerdi. Orada bulunan bir müslüman sataşan yahudiyi öldürdü, diğerleri de müslümanı öldürdüler. Bedir’le Uhud savaşları arasında meydana gelen bu olay üzerine müslümanlar, Benî Kaynukå‘a karşı harekete geçtiler. Yine münafıkların reisi Abdullah b. Übey adamlarıyla beraber Uhud Harbi’nde müslümanların safında yer almış, sonra askerlerin üçte birini teşkil eden gücünü geri çekerek müslümanlara zarar vermişti (İbn Hişâm, Sîre, III, 68; İbn Âşûr, X, 48). Allah’tan korkmayanları cezalandırmak ve geride kalanlar için de caydırıcı bir örnek oluşturmak üzere sert tedbirler alınmış, savaşta yakalanmaları halinde aman verilmemesi istenmiştir.
Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri
Cilt: 2 Sayfa: 701-702
اَلَّذ۪ينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ
Cemi müzekker has ism-i mevsûl اَلَّذ۪ينَ , önceki ayetteki ism-i mevsûlden bedel veya onun sıfatıdır. İsm-i mevsûlun sılası عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ’dir. Îrabtan mahalli yoktur.
عَاهَدْتَ sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تَ fail olarak mahallen merfûdur. مِنْهُمْ car mecruru mahzuf aid zamirin haline mütealliktir.
ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. يَنْقُضُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. عَهْدَهُمْ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Muttasıl zamir هُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. ف۪ي كُلِّ car mecruru يَنْقُضُونَ fiiline mütealliktir. مَرَّةٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
وَ atıf harfidir. Munfasıl zamir هُمْ mübteda olarak mahallen merfûdur. لَا يَتَّقُونَ cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.
لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يَتَّقُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
Bedel: Metbuundaki kapalılığı açıklamak ve pekiştirmek gibi sebeplerle getirilen ve irab bakımından metbuuna uyan tabidir. Bedelden önce gelen ve bedelin irabını almış olduğu kelimeye “mübdelün minh” denir.
Bedel 3 gruba ayrılır: 1. Bedel-i kül, 2. Bedel-i baz, 3. Bedel-i iştimal. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
(ثُمَّ) : Matuf ile matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَتَّقُونَ fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftial babındadır. Sülâsîsi وقي ’dır. İftial babının fael fiili و ي ث olursa fael fiili ت harfine çevrilir. وقي fiili iftiâl babına girmiş, إوتقي olmuş, sonra و harfi ت 'ye dönüşmüş إتّقي olmuştur.
Bu bab, fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek anlamları katar.
عَاهَدْتَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil mufâale babındandır. Sülâsîsi عهد ’dir.
Mufâale babı fiile, müşareket (ortaklık), bir işi peşpeşe yapmak, teksir (çokluk, bir işi çok yapmak) gibi anlamlar katar. Müşareket (İşteşlik – ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir. (sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَلَّذ۪ينَ عَاهَدْتَ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ
İstînâfiyye olarak fasılla gelen ayetin fasıl sebebi, kemâl-i ittisâldir.
اَلَّذ۪ينَ , önceki ayetteki ism-i mevsûlden bedeldir. Bedel atıf harfi getirilmeksizin tefsir ve izah maksadıyla bir kelimenin açıklanması için bir başkasının getirilmesiyle yapılan ıtnâb sanatıdır.
Sılası olan عَاهَدْتَ مِنْهُمْ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
مِنْهُمْ car mecruru mahzuf aid zamirin haline mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
Ayetteki مِنْهُمْ car-mecrurundaki مِنْ harf-i ceri, teb'iz (kısmîlik) ifade eder. Zira, antlaşma sadece onların ileri gelenleriyle yapılır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ cümlesi tertip ve terahî ifade eden ثُمَّ atıf harfiyle sıla cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ ifadesinde istiare sanatı vardır. نقض aslında ipi çözmek demektir. Anlaşmalar bağlanmış, düğümlenmiş bir ipe benzetilmiştir. Bu ifadede bağlanmış, düğümlenmiş bir ipe benzetilmiştir. Çünkü çözmek gerçekte maddi şeyler için söz konusudur. Bununla kastedilen, verdikleri sözde defalarca durmadıklarıdır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.
ف۪ي كُلِّ مَرَّةٍ ibarelerindeki فِي harfinde istiare sanatı vardır. Bilindiği gibi فِی harfi zarfiye manası içerir. فِي harfinin ilavesiyle كُلِّ مَرَّةٍ , mazruf mesabesinde konmuştur. Çünkü كُلِّ مَرَّةٍ zarfiyeye yani içine girilmeye müsait değildir. كُلِّ مَرَّةٍ (Her defa), girilebilen bir mekana, bir kaba benzetilmiştir. Camî, her iki durumdaki mutlak irtibattır.
عَاهَدْتَ مِنْهُمْ cümlesiyle, يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.
وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ cümlesi, يَنْقُضُونَ cümlesine atıf harfi وَ ’la, atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. Menfi fiil cümlesi formunda gelen müsned konumundaki لَا يَتَّقُونَ cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsnedin muzari fiil olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ cümlesinden de anlaşıldığına göre verdiği sözden dönmek, takvalı olmamaya işaret eder. Takvaya aykırı bir durumdur.
يَنْقُضُونَ - عَاهَدْتَ ve يُؤْمِنُونَ - كَفَرُوا gruplarındaki kelimeler arasında tıbâk-ı îcab, عَهْدَهُمْ - عَاهَدْتَ kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü'l-acüz ale's-sadr sanatları vardır.
Nefy harfinin müsnedün ileyhten sonra gelmesi ve müsnedin de fiil olması halinde bu terkip; hükmü takviye ifade eder. Ancak bazı karineler vasıtasıyla tahsis de ifade edebilir. Hükmü takviye demek; hükmü tekid etmek ve hükmün gerçeğe mutabık olduğunu ifade etmek demektir. Bunun Kur’an’da çok örneği vardır. (Kuran Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Olumsuz bir cümlede ismin fiile takdim edilmesi, fiilin bu isimdeki olumsuzluğunu ama başka isimlerdeki varlığını ifade eder. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, C. 2, s. 186)
Onların ahdi bozdukları ifadesinin muzari sıygasıyla gelmesi, bunun yenilendiğini ve bu ayetin indirilmesinden sonra tekrarlandığını belirtmek içindir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
ثُمَّ يَنْقُضُونَ عَهْدَهُمْ فٖى كُلِّ مَرَّةٍ cümlesi hakkında ehl-i meânî şöyle demektedir: Her seferinde ahdi bozmanın, onların âdet ve alışkanlıkları olduğunu beyan etmek için Cenab-ı Hak muzari fiili mazi fiile atfetmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
يَتَّقُونَ fiilinin olumsuz olarak gelmesi diğer takva cinslerini de kapsar. Bu murûet ehli kişileri ve dindarları suçlamakla bilinen bir cinstir. Allah'tan sakınmak ve dünya ve ahirette O’nun azabından korkmayı ve ayıplardan sakınmayı da kapsar. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Müsnedün ileyhin menfi fiil olarak gelen habere takdimi hükmü takviye eder ve kesin olarak gerçekleşeceğini ifade eder. Tıpkı فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ (Onlar iman etmezler) sözündeki gibi. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)