ع ه د
Kur'an'da geçiş sayısı: 46

Türkçe türevleri: Ahdetmek, ahid, taahhüd etmek, müteahhid, uhd,e (sinden gelmek) muâhede, (veli)ahd, mahut

Kur'an'daki anlamları: Ahd, andlaşma, ahd etmek, emretmek, andlaşmak, muâhede yapmak.

Köke ait bilgiler:

َﻋْﮭﺪ: Hâlden hâle bir şeyi koruyup gözetmektir. Uyulması gereken antlaşmaya َﻋْﮭﺪ denir. Allah’ın ahdi, kimi zaman aklımıza yerleştiği şeyle; kimi zaman Kitap/Vahiy ve elçilerinin diliyle bize emrettikleriyle, kimi zaman da nezir/adak ve benzerleri gibi şer’de/dinde gerekli olmayan fakat kendimize gerekli kıldığımız şeylerle olmaktadır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )

Ahd, masdar olarak, “bir şeyin yerine getirilmesini emretmek, tâlimat vermek; söz vermek” mânalarına geldiği gibi, isim olarak, “emir, tâlimat, taahhüt, antlaşma, yükümlülük, itimat veren söz” anlamlarına da gelir. Ahidde hem yemin, hem de kesin söz verme anlamı vardır. Yemin ahdin dinî ve kutsî yönünü, söz verme de ahlâkî yönünü teşkil eder. İttifak hükümlerini (Tanrı ile İsrâiloğulları arasında yapılan ahdin hükümleri) ihtiva ettiği için, yahudi ve hıristiyan kutsal kitaplarına Ahd-i Atîk ve Ahd-i Cedîd denilmiş, İslâm devletinin hâkimiyeti altında yaşamak üzere kendileriyle anlaşma yapılan gayri müslimler için ehlü’z-zimme yerine ehlü’l-ahd tabiri kullanılmıştır. İslâmiyet’e göre Allah, emirleri yoluyla ve peygamberleri vasıtasıyla insanlardan ahid almıştır. Yahudi ve hıristiyanlardan alınan ahid de bunlar arasındadır. Allah, İsrâiloğulları’ndan, namaz kılıp zekât vereceklerine, peygamberlerine inanıp onları destekleyeceklerine ve Allah’a güzel takdimelerde bulunacaklarına (faizsiz borç vereceklerine; bk. el-Mâide 5/12), Allah’tan başkasına tapmayacaklarına, anaya babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edeceklerine (bk. el-Bakara 2/83), birbirlerinin kanlarını dökmeyeceklerine, birbirlerini yurtlarından çıkarmayacaklarına (bk. el-Bakara 2/84-85) dair söz almıştır. Fakat onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirmemiş, ahidlerini bozmuş ve bunu alışkanlık haline getirmişlerdir (bk. el-Bakara 2/100; el-Mâide 5/13). Mûsâ’ya karşı geldikleri için üzerlerine azap çökünce bunun kaldırılmasını istemişler, Mûsâ da onlara, Allah’a verdikleri sözü hatırlatmıştır (bk. Tâhâ 20/86). Çünkü yahudiler ne zaman Allah’a söz vermişlerse, içlerinden çoğu bu ahdi bozmuştur (bk. el-Bakara 2/100). Allah, hıristiyanlardan da ahidler almış, fakat onlar sözlerinin bir kısmını unutmuşlardır (bk. el-Mâide 5/14). Bütün önceki ümmetlerden ahid alınmış olmasına rağmen, Hz. Muhammed’den ümmeti adına bir ahid alınmamıştır. Ancak Peygamber’e baş eğip tâbi olanlar övülmüş, sözünden dönenlerse yerilmiştir (bk. el-Feth 48/10.) (Abdurrahman Küçük, “Ahid” , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 1 : 532.)

‘Ahd’, isim olarak; gereği yerine getirilen şey, emir, taahhüt, yükümlülük, verilen söz demektir. Bir başka deyişle ‘ahd’, bir şey tavsiye etmek, ya da yapmaya söz vermektir. Bu tek yanlı olabileceği gibi karşılıklı da olabilir.

Ahd etmek, yani bir şeyi yerine getirmeye söz vermek, sorumluluğu gerektirir. Kur'an, Allah'ın elçisine vahyedilen ve dinin özü olan güzel ahlak örneklerini sıraladıktan sonra; “...Ahd’i de yerine getirin. Doğrusu verilen ahd’de sorumluluk vardır.” buyurmaktadır. (İsra, 34)

Ahd’e bağlılık açısından insanlar Allah'ın huzurunda iki kısma ayrılırlar. Birinci grupta olanlar verdikleri ahd’i yerine getirirler. İkinci grupta olanlar ise ahd’lerine sadakat göstermezler. Böyleleri ‘elest bezminde’ verdikleri ahd’e uymadıkları gibi, fıtratlarında olan yaratılış ahd’inin gereğini de yapmazlar. Allah'a ve insanlara karşı verdikleri sözleri yerine getirmezler. Bunlar Kur'an'ın münafık, fasık ve inkârcı dediği kimselerdir. Münafıklar ise ahd’lerine uymazlar. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 453 - 454.)

Cenâb-ı Hakk'ın yarattıklarına olan ahdi üç tanedir: Birinci  ahid:  Hz.  Adem'in  bütün  zürriyetinden  aldığı  ahittir  ki,  bu  O’nun rububiyetini ikrardan ibarettir. Bu Cenâb-ı Hakk'ın, َرﺑﱡَﻚ َاَﺧَﺬ ِاْذ َو “Hani Rabbin almıştı…” (Araf, 172) sözüyle anlatılmıştır.

İkinci ahid: Peygamberlerine tahsis etmiş olduğu ahittir ki, bu ahde göre peygamberler peygamberliklerini tebliğ, Allah'ın dinine ikame edecek ve onda ayrılığa düşmeyeceklerdir. Bu da; ِﻣﯿَﺜﺎَﻗُﮭْﻢ اﻟﻨﱠِﺒﯿﱢَﻦ ِﻣَﻦ َاَﺧْﺬَﻧﺎ ِاْذ َو “Hani Allah, Peygamberlerden misaklarını almıştı…” (Ahzâb, 7) ayetinde anlatılan husustur.


Üçüncü ahid: Alimlerden aldığı ahiddir. Bu da Cenâb-ı Hakk'ın “Hani Allah, onu insanlara mutlaka açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz” diye, kendilerine kitap verilenlerden misak almıştır.” (Ali İmran, 187) ayetinde bahsetmiş olduğu husustur. (Fahruddin Er-Razi, Tefsir-i- Kebir-Mefatihu'l Gayb)



 
Ayet Kelime Anlamı
Bakara 27 عَهْدَ (verdikleri) sözü
Bakara 40 بِعَهْدِي bana verdiğiniz sözü
Bakara 40 بِعَهْدِكُمْ size verdiğim sözü
Bakara 80 عَهْدًا bir söz (bu hususta)
Bakara 80 عَهْدَهُ sözünden
Bakara 100 عَاهَدُوا anlaştılarsa
Bakara 100 عَهْدًا ahitle
Bakara 124 عَهْدِي ahdim
Bakara 125 وَعَهِدْنَا ve emretmiştik
Bakara 177 بِعَهْدِهِمْ andlaşmalarını
Bakara 177 عَاهَدُوا andlaşma yaptıkları
Âl-i İmrân 76 بِعَهْدِهِ sözünü
Âl-i İmrân 77 بِعَهْدِ verdikleri sözü
Âl-i İmrân 183 عَهِدَ and verdi
En'âm 152 وَبِعَهْدِ ve verdiğiniz sözü
A'râf 102 عَهْدٍ sözünde durma
A'râf 134 عَهِدَ verdiği söz
Enfâl 56 عَهْدَهُمْ andlaşmalarını
Enfâl 56 عَاهَدْتَ sen andlaşma yaptığın
Tevbe 1 عَاهَدْتُمْ andlaşma yaptığınız
Tevbe 4 عَاهَدْتُمْ andlaşma yaptığınız
Tevbe 4 عَهْدَهُمْ andlaşmalarını
Tevbe 7 عَهْدٌ andlaşması
Tevbe 7 عَاهَدْتُمْ andlaştıklarınız
Tevbe 12 عَهْدِهِمْ andlaşma yaptıktan
Tevbe 75 عَاهَدَ and içtiler
Tevbe 111 بِعَهْدِهِ sözünde
Ra'd 20 بِعَهْدِ ahdini
Ra'd 25 عَهْدَ verdikleri sözü
Nahl 91 بِعَهْدِ ahdini
Nahl 91 عَاهَدْتُمْ andlaşma yaptığınız
Nahl 95 بِعَهْدِ verdiğiniz sözü
İsrâ 34 بِالْعَهْدِ ahdi
İsrâ 34 الْعَهْدَ ahd’den
Meryem 78 عَهْدًا bir söz
Meryem 87 عَهْدًا söz
Tâ-Hâ 86 الْعَهْدُ süre
Tâ-Hâ 115 عَهِدْنَا biz emretmiştik
Mü'minûn 8 وَعَهْدِهِمْ ve ahidlerine
Ahzâb 15 عَاهَدُوا söz vermişler
Ahzâb 15 عَهْدُ verilen sözden
Ahzâb 23 عَاهَدُوا verdikleri sözde
Yâsin 60 أَعْهَدْ ben and vermedim mi?
Zuhruf 49 عَهِدَ söz
Fetih 10 عَاهَدَ verdiği sözü
Meâric 32 وَعَهْدِهِمْ ve ahidlerini