اِنَّ الَّذ۪ينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَۙ ٩٦
اِنَّ الَّذ۪ينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَۙ
İsim cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.
الَّذٖينَ cemi müzekker has ism-i mevsûl اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. İsm-i mevsûlün sılası حَقَّتْ ’dir. Îrabdan mahalli yoktur.
حَقَّتْ fetha üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. Faili müstetir olup takdiri هى ’dir. عَلَيْهِم car mecruru حَقَّتْ fiiline mütealliktir. كَلِمَتُ fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Bu kelime resmi mushaf olması dolayısıyla ة yerine ت ile yazılmıştır. Enam Suresi 115, Araf Suresi 137, Yunus Suresi 33-96, Mümin Suresi 6 ayetlerinin hepsinde bu şekilde yazılmıştır.
رَبِّكَ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. لَا يُؤْمِنُونَ cümlesi, اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.
لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يُؤْمِنُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
يُؤْمِنُونَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi أمن ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin ( imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerred manasını ifade eder.
اِنَّ الَّذ۪ينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَۙ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir.
اِنَّ ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır. الَّذ۪ينَ müsnedün ileyh, لَا يُؤْمِنُونَ cümlesi müsneddir.
اِنَّ ’nin isminin ism-i mevsûlle gelmesi, habere dikkat çekmek ve bahsi geçenleri tahkir içindir. Cemi müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ينَ ’nin sılası olan حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. عَلَيْهِمْ car mecruru, durumun onlarla ilgili olduğunu vurgulamak için faile takdim edilmiştir.
Veciz ifade kastına matuf كَلِمَتُ رَبِّكَ izafeti, muzâf olan كَلِمَتُ ’ye ve muzâfun ileyh olan كَ zamirinin aid olduğu Hz.Peygambere şan ve şeref ifadesi yanında Allah Teâlâ'nın ona teselli hususunda son derece lütuf ile muamele ettiğine işaret eder.
حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ cümlesinde istiare sanatı vardır. كَلِمَتُ , Allah Teâlâ'nın azap hükmü anlamında müstear lafızdır. Onun iradesinin gerçekleştiğini ifade eden bu kelamda كَلِمَتُ , mananın idrakini sağlayan ve mütekellimin iradesine, ilmine delalet eden söze benzetilmiştir.
حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ Rabbinin kelimesi veya Rabbinin sözü olarak tercüme edilen “Kavl gerçekleşti.” şeklindeki ifadeler hep “Allah’ın azabı, imtihanı” anlamındadır.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde Rab isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.
Allah’ın rububiyet vasfına dikkat çekmek için önceki ayetteki ism-i celâlden, bu cümlede Rab ismine geçişte iltifat sanatı vardır.
اِنَّ ’nin haberi olan لَا يُؤْمِنُونَ , menfî muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsnedin muzari sıygada fiil cümlesi formunda gelmesi cümleye hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm anlamları katmıştır.
Nefy harfinin müsnedün ileyhten sonra gelmesi ve müsnedin de fiil olması halinde bu terkip; hükmü takviye ifade eder. Ancak bazı karineler vasıtasıyla tahsis de ifade edebilir. Hükmü takviye demek; hükmü tekid etmek ve hükmün gerçeğe mutabık olduğunu ifade etmek demektir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümlenin önceki kıssalar için ta’lil konumunda olması muhtemeldir. Bu yüzden tezyîl menzilesindedir. الَّذٖينَ şeklindeki ism-i mevsûl umumi manalı olduğu için daha önce gelmiş geçmiş bütün ümmetlerin kıssası anlatılan ümmetler menzilinde olduğunu ifade eder. إنَّ de sadece haberin önemi dolayısıyla gelmiştir. Bir çok kere geçtiği gibi müşriklere başka bir tarizdir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Tezyil hükmündeki cümle ıtnâb sanatıdır.
Tezyîl, bir fikri pekiştirmek veya daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla söz ve anlamca ya da sadece anlam bakımından ona benzer olan bir ifadenin getirilmesiyle yapılan ıtnâb sanatıdır.
حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ ifadesindeki istila manası taşıyan عَلَيْ harfinde istiare vardır. Çünkü istila; mülazemet gerektirir. Allah’ın hükmü manasındaki كَلِمَتُ , o kimseleri kaplamışlar gibi ifade edilmiştir. İnsanlar binek yerine konmuştur. Sanki hüküm, insanların üzerine binmiş, kontrol onun elindedir. Mülazemet alakasıyla mecaz-ı mürsel sanatıdır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır.
عَلى , mecazî istilâ içindir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
كَلِمَتُ رَبِّكَ ibaresi onlar hakkında önceden belirlenmiş, kesinleşmiş ezeli hükümden kinayedir. Onların küfür üzere ölecekleri kesinleşmiştir. Cehennem ateşinde ebedi kalacaklardır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
Ayette bahsedilen كَلِمَتُ ’den maksat, Allah’ın o husustaki hükmü, ona o kimse hakkında haber vermesi ve kulunda o neticenin meydana gelmesini sağlayacak olan kudret ile sebebi (daînin) yaratmasıdır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
اِنَّ الَّذٖينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَۙ [Aleyhlerinde Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar iman etmezler.] Bu ayette de kâfirlerin içinde bulundukları küfür ve dalalette ısrar etmelerinin sırrı açıklanır. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)