يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ اَمَّٓا اَحَدُكُمَا فَيَسْق۪ي رَبَّهُ خَمْراًۚ وَاَمَّا الْاٰخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِنْ رَأْسِه۪ۜ قُضِيَ الْاَمْرُ الَّذ۪ي ف۪يهِ تَسْتَفْتِيَانِۜ ٤١
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | يَا صَاحِبَيِ | arkadaşlarım |
|
| 2 | السِّجْنِ | zindan |
|
| 3 | أَمَّا |
|
|
| 4 | أَحَدُكُمَا | ikinizden biriniz |
|
| 5 | فَيَسْقِي | yine sunacak |
|
| 6 | رَبَّهُ | efendisine |
|
| 7 | خَمْرًا | şarap |
|
| 8 | وَأَمَّا |
|
|
| 9 | الْاخَرُ | diğeri ise |
|
| 10 | فَيُصْلَبُ | asılacak |
|
| 11 | فَتَأْكُلُ | yiyecek |
|
| 12 | الطَّيْرُ | kuşlar |
|
| 13 | مِنْ |
|
|
| 14 | رَأْسِهِ | onun başından |
|
| 15 | قُضِيَ | kesinleşmiştir |
|
| 16 | الْأَمْرُ | iş |
|
| 17 | الَّذِي |
|
|
| 18 | فِيهِ | hakkında |
|
| 19 | تَسْتَفْتِيَانِ | sorduğunuz |
|
يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ اَمَّٓا اَحَدُكُمَا فَيَسْق۪ي رَبَّهُ خَمْراًۚ
يَا nida harfidir. Münada olan صَاحِبَيِ muzâf olup, fetha ile mansubdur. Mütekellim zamir ى muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Nidanın cevabı اَمَّٓا اَحَدُكُمَا فَيَسْق۪ي ’dır.
اَمَّٓا şart harfi veya tafsil harfidir. Şart anlamında, cezmetmeyen edatlardandır. Daha önce geçen bir cümleyi genişleterek anlatmak için kullanılır. (Hasan Akdağ, Arap Dilinde Edatlar)
اَحَدُكُمَا mübteda olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. يَسْق۪ي cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
يَسْق۪ي fiili ى üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. رَبَّهُ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzaftır. Muttasıl zamir هُ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. خَمْراً ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
Şart, tafsil ve tekid bildiren اَمَّا edatı, cevabının başındaki ف harfi ile ayırt edilir. Zira cevabının başında ف harfi varsa o şart edatıdır ve tekid bildirir, yok ise tafsil ifade eder. (Nida Sultan Çelikkaya, Haber Üslubu ve Haberin Muktezâ-i Zâhire Uygun Gelmemesi Durumu)
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاَمَّا الْاٰخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِنْ رَأْسِه۪ۜ
وَ atıf harfidir. اَمَّا şart harfi veya tafsil harfidir. الْاٰخَرُ mübteda olup damme ile merfûdur. فَيُصْلَبُ cümlesi, haber olarak mahallen merfûdur.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
يُصْلَبُ damme ile merfû meçhul muzari fiildir. Naib-i faili müstetir olup takdiri هو ’dir. تَأْكُلُ atıf harfi فَ ile makabline matuftur.
تَأْكُلُ damme ile merfû muzari fiildir. الطَّيْرُ fail olup damme ile merfûdur. مِنْ رَأْسِه۪ car mecruru تَأْكُلُ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هِ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قُضِيَ الْاَمْرُ الَّذ۪ي ف۪يهِ تَسْتَفْتِيَانِۜ
Fiil cümlesidir. قُضِيَ fetha üzere mebni meçhul mazi fiildir. الْاَمْرُ naib-i fail olup damme ile merfûdur. الَّذ۪ي müfred müzekker has ism-i mevsûl الْاَمْرُ ’nun sıfatı olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası تَسْتَفْتِيَانِ ’dir. Îrabtan mahalli yoktur. ف۪يهِ car mecruru تَسْتَفْتِيَانِ fiiline mütealliktir.
تَسْتَفْتِيَانِ fiili ن ’nun sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan tesniye elifi fail olarak mahallen merfûdur.
Has ism-i mevsûller marife isimden sonra geldiğinde kelimenin sıfatı olur. Cümledeki yerine göre onun unsuru (Fail, mef’ûl,muzâfun ileyh) olur. (Arapça Dil Bilgisi, Nahiv, Dr. M.Meral Çörtü,s; 44)
تَسْتَفْتِيَانِ fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’âl babındadır. Sülâsîsi فتى ’dir.
Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamları katar.
يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ اَمَّٓا اَحَدُكُمَا فَيَسْق۪ي رَبَّهُ خَمْراًۚ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Nida üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Nidanın cevabı olan اَمَّٓا اَحَدُكُمَا فَيَسْق۪ي رَبَّهُ خَمْراًۚ terkibinde اَمَّا , şart, tafsil ve tekid edatıdır. İsim cümlesi formunda gelerek sübut ve istimrar ifade etmiştir.
اَمَّا , haberin mübtedaya isnadını tekid eder. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâğî Tefsiri, Câsiye/31, C. 6, s. 267)
Şart üslubundaki terkipte اَحَدُكُمَا , mübtedadır.
فَ karînesiyle gelen cevap cümlesi فَيَسْق۪ي رَبَّهُ خَمْراً , aynı zamanda mübtedanın haberidir. Müspet muzari fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsnedin muzari fiil sıygasında cümle olması hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Cümle şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber talebî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
Mef’ûl olan خَمْراً ’daki nekrelik, kesret ve nev ifade eder.
اَمَّا harf-i şart, tafsil ve tekid için kullanılır. Şart harfi olması için kendisinden sonra فَ harfinin gelmesi zorunludur. Zemahşerî: ‘’ اَمَّا cümleye tekid anlamı kazandırır’’demiştir. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l Kur’an, c. 1, s. 421)
اَمَّا şart anlamı içeren bir harftir, bu yüzden de cevabı فَ ile birlikte gelir. Cümle içerisinde kullanılmasının anlama katkısı ise ilave bir tekid sağlamasıdır. Nitekim Zeyd’in gideceğini anlatmak istediğinde زَيْدٌ ذاهِبٌَ dersin. Ama bunu tekid ederek Zeyd’in mutlaka gideceğini ve gitmekte kararlı olduğunu belirtmek istediğinde; اما زيد مذاهب “Zeyd’e gelince mutlaka gidecek” dersin. Bu sebeple Sîbeveyhi bunun izahında; “Her ne olursa olsun Zeyd gidecektir.” demiştir. Bu izah iki fayda celb etmektedir; ilki onun tekid anlamı ihtiva etmesi, ikincisi de şart anlamı ihtiva etmesidir. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
وَاَمَّا الْاٰخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِنْ رَأْسِه۪ۜ
وَ atıf harfidir. Aynı üslupta gelen cümlesi makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Şart üslubundaki terkipte اَمَّا , şart, tafsil ve tekid edatıdır.
الْاٰخَرُ mübteda, فَ karînesiyle gelen cevap cümlesi فَيُصْلَبُ , mübtedanın haberidir. Müspet muzari fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
يُصْلَبُ fiili meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur.
Kur’an-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.
Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
Müsnedin muzari fiil sıygasında cümle olması hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
Cümle şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber talebî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
Aynı üsluptaki فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِنْ رَأْسِه۪ cümlesi, فَيُصْلَبُ cümlesine atıf harfi فَ ile atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet muzari fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Hz. Yusuf aynı hitabı 39. ayetin başında da yapmıştı. Hitabın ve اَمَّا ’nın tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
قُضِيَ الْاَمْرُ الَّذ۪ي ف۪يهِ تَسْتَفْتِيَانِۜ
İstînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet mazi fiil cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قُضِيَ fiili meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur.
Kur’an-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.
Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
الْاَمْرُ için sıfat konumunda olan müfret müzekker has ism-i mevsûl الَّذ۪ي ’nin sıla cümlesi olan ف۪يهِ تَسْتَفْتِيَانِ , müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede takdim tehir sanatı vardır. ف۪يهِ car mecruru, konunun onunla ilgili olduğunu vurgulamak için amiline takdim edilmiştir.
Ayette cem’ ma’at-taksim ve’t-tefrik sanatı vardır.
Hz. Yusuf’un, قُضِيَ الْاَمْرُ الَّذ۪ي ف۪يهِ تَسْتَفْتِيَانِۜ [Yorumunu sorduğunuz iş, böylece kesinleşmiştir.] demesi, yaptığı yorumun gerçek olduğunu belirtmek ve onu pekiştirmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)