وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ ٧
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذْ | ve hani |
|
| 2 | تَأَذَّنَ | size bildirmişti |
|
| 3 | رَبُّكُمْ | Rabbiniz |
|
| 4 | لَئِنْ | eğer |
|
| 5 | شَكَرْتُمْ | şükrederseniz |
|
| 6 | لَأَزِيدَنَّكُمْ | elbette size daha fazla veririm |
|
| 7 | وَلَئِنْ | ve eğer |
|
| 8 | كَفَرْتُمْ | nankörlük ederseniz |
|
| 9 | إِنَّ | şüphesiz |
|
| 10 | عَذَابِي | azabım |
|
| 11 | لَشَدِيدٌ | pek çetindir |
|
وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Zaman zarfı اِذْ, takdiri أذكر olan mahzuf fiile mütealliktir. تَاَذَّنَ ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
تَاَذَّنَ fetha üzere mebni mazi fiildir. رَبُّكُمْ fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir.
لَئِنْ شَكَرْتُمْ cümlesi, mahzuf fiilin mekulü’l kavli olarak mahallen mansubdur. Takdiri, يقول şeklindedir.
إِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
شَكَرْتُمْ şart fiili olup, sükun üzere mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur.
لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir.
اَز۪يدَنَّكُمْ fetha üzere mebni muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنا ‘dir. Fiilin sonundaki نَّ , tekid ifade eden nûn-u sakiledir. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
وَ atıf harfidir. لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir.
إِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَفَرْتُمْ şart fiili olup, sükun üzere mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur. اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ cümlesi, kasemin cevabıdır.
اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.
عَذَاب۪ي kelimesi إِنَّ ’nin ismi olup, mukadder fetha ile mansubdur.
لَ harfi اِنَّ ’nin haberinin başına gelen lam-ı muzhalakadır. شَد۪يدٌ kelimesi إِنَّ ’nin haberi olup damme ile merfûdur. Şartın cevabı kasemin cevabının delaletiyle mahzuftur.
إِذْ : Yalnız cümleye muzâf olan zaman zarfıdır.
a) (إِذْ) mef’ûlun fih, mef’ûlun bih, mef’ûlun leh olur. b) (إِذْ) den sonra muzari fiil veya isim cümlesi gelirse gelecek zaman ifade eder. c) (بَيْنَا) ve (بَيْنَمَا) dan sonra gelirse mufâcee (sürpriz) harfi olur. Bu durumda zarf (zaman bildiren isim) değil harf olur. d) Sükûn üzere mebnîdir. Burda mef’ûlun fih konumunda gelmiştir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Tekid nunları bitiştikleri fiile istikbal manası kazandıran bir edatın veya durumun bulunması halinde muzari fiilin sonuna gelirler. (Soru, arz, tekid lamı, ummak, teşvik, nehiy, temenni ve yemin gibi.)
Tekid nûnu çoğu zaman sarih kasem, gizli kasem ve nehiyden sonra gelir. Hal ve istikbal ifade eden muzari fiilin manasını sadece istikbal anlamına hamleder ve bu ن , َّfiilin üç defa tekidini sağlar. (Kur’an’da Tekid Üslupları ve Çeşitleri Mehmet Altın Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2017/3)
Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir.
Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez. Ayrıca لَمْ (cahd-ı mutlak) ve لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Tekid lamı diye isimlendirilen bu lamın kullanımı oldukça yaygındır. Fethalı olarak kullanılan bu lam, sadece ismin ve muzari fiilin başına dahil olur. İsim cümlesinin başına اِنَّ edatı gelince cümlenin başında gelmesi gereken lam-ı ibtida, اِنَّ ‘nin haberinin başına kayar. Bundan dolayı lam-ı muzahlaka olarak da adlandırılır. (Mehmet Altın , Kur’ân’da Te’kid Üslupları ve Çeşitleri )
تَاَذَّنَ fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil تَفَعَّلَ babındadır. Sülâsîsi أذن ’dir.
Bu bab fiile mutavaat, tekellüf, ittihaz, sayruret, tecennüb (sakınma) ve talep anlamları katar. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
شَد۪يدٌ , sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsmi faile benzediği için bu adı almıştır. İsmi failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfatı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsmi fail değişen ve yenileşen vasfa delalet eder. Sıfatı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ
وَ , istînâfiyyedir.
İstînâfiyye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Musa (a.s)’ın kavmine söylediği sözlere dahil olan cümlede اِذْ zaman zarfı, takdiri اذكر (Hatırla) olan mahzuf fiile mütealliktir. Bu takdire göre cümle emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelam olan تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ cümlesi اِذْ ’in muzâfun ileyhidir.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
رَبُّكُمْ izafeti, muzâfun ileyhe şeref ve destek ifade eder. Müsnedün ileyhin Rab ismiyle gelmesi Allah’ın rububiyyet sıfatını ön plana çıkarma kastına matuftur.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ’dır. Rububiyet vasfını öne çıkarmak için zamir makamında zahir olarak zikredilen Rab isminde tecrîd, ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Kasem üslubunda gelen لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ terkibi, تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ cümlesi için tefsiriyyedir.
لَ mahzuf kasem cümlesine işaret eden lam-ı muvattie, إنْ şart harfidir. Kasem cümlesinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle, kasem üslubunda gayrı talebî inşâ cümlesidir. Kasem cümlesini oluşturan kasem fiili, kasem edatı ve kasem edilen isim hazfedilmiş, vurgu kasemin cevabına yapılmıştır.
Kasemle tekid edilmiş şart cümlesi olan لَئِنْ شَكَرْتُمْ , mazi fiil sıygasında gelerek, sebat, temekkün ve istikrar ifade etmiştir.
Şartın cevabı, arkasından gelen kasemin cevabı delaletiyle hazfedilmiştir. Mezkûr şart ve mahzuf cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber inkârî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
Kasem lamının dahil olduğu لَاَز۪يدَنَّكُمْ cümlesi, mahzuf kasemin cevabıdır.
Mahzuf kasem ve cevabından oluşan terkip, kasem üslubunda gayrı talebî inşâî isnaddır.
Zaman ismi olan اِذْ 'in masdara değil de fiil cümlesine muzâf olmasıyla bu vaktin tazimi anlaşılır. Fiil teceddüde ve şimdiki zamana delalet eder. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr, Hac/26)
Aynı üslupta gelen وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ cümlesi atıf harfi وَ ‘la önceki şart cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat ayrıca tezat ilişkisi mevcuttur.
لَ , mahzuf kasem cümlesine işaret eden lam-ı muvattie, إنْ şart harfidir. Kasem cümlesinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle, kasem üslubunda gayrı talebî inşâ cümlesidir.
Kasemle tekid edilmiş şart cümlesi olan لَئِنْ كَفَرْتُمْ , mazi fiil sıygasında gelerek, sebat, temekkün ve istikrar ifade etmiştir.
Kasemin cevap cümlesi olan اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ , lam-ı muzahlaka ve اِنَّ ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.
Veciz ifade kastına matuf عَذَاب۪ي izafetinde Allah Teâlâya ait zamire muzaf olan عَذَاب۪ , tazim edilmiştir.
لَشَد۪يدُ , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın müsnedün ileyhte sürekli varlığına, onun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret ederek, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.
لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ cümlesiyle وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.
شَكَرْتُمْ - كَفَرْتُمْ kelimeleri arasında tıbâk-ı hafîy sanatı vardır.
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler, اِنَّ , isim cümlesi, kasem ve lam-ı muzahlaka sebebiyle birden fazla tekid ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
İsim cümleleri sübut ifade eder. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)
اِنَّ ve tekid lamı, cümlede beraberce bulunursa bu cümle, üç kez tekrar edilen cümle gibi olur. Çünkü اِنَّ cümlede iki kez tekrar gücünü taşır, buna tekid lamı da ilave edilince üçüncü tekrar sağlanmış olur. Tekid edilen اِنَّ ’nin ismi ve haberinden ziyade cümlenin taşıdığı hükümdür. (Süyûtî, el-İtkan , İtkan, c. 2, s. 176)
لَئِنْ شَكَرْتُمْ ile اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ arasında gramer yapısı bakımında güzel bir iltifat sanatı vardır. (Müşerref Ulusu (Ülger)/Arap Dili Ve Belâgatı İltifat Sanatı)
Ayet-i kerime şükrün, nimetin artışına sebep olduğu hususunda açık bir nastır. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
لَاَز۪يدَنَّكُمْ fiilinin sonundaki nun, nûn-u tekid-i sakîledir. Kasem ve tekid nunu; Allah’ın, şükredenlerin mükâfatını artıracağını, aynı şekilde küfredenlerin de cezasının şiddetli olacağını kesin bir dille ifade etmiştir.
Şükür makamında Allah Teâlâ sonucu açıkça söylemiş, fakat küfrün akıbetini açıkça belirtmemiştir. Bu îcazdaki amaç, akıbetin korkunçluğunu bildirmek olabilir. Ayrıca azabın şiddetindeki mübalağa, Allah’a ait mütekellim zamirine muzâf olmasından da anlaşılmaktadır.
Cevabın isim cümlesi olması dolayısıyla başında olması gereken rabıta فَ ’si mahzuftur. Şartın cevabı başında gelmesi gereken فَ harfinin; ‘Hiç şüphesiz’ manasındaki yemin ifadesinin cümlenin başından hazf edilmesi bu husustaki şöhret ve açıklıktan dolayıdır. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)
تَاَذَّنَ fiili, آذن manasınadır, tıpkı توعد 'nin أوعد manasına olduğu gibi. Ancak şu var ki bu daha beliğdir, çünkü التفعل babında tekellüf ve mübalağa vardır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t -Te’vîl)