زِدْتُهُ كَذَا /Ona falan şeyi artırdım; زَادَ هُوَ /O, artırdı; اِزْدَادَ /Arttı, denir. Allah buyurur ki:
وَازْدَادُوا تِسْعًا
Dokuz (yıl) da ilâve ettiler (18/Kehf 25). زَاد: Hâl-i hazırda ihtiyaç duyulandan fazla olup depolanan azıktır. زِيَادَة: Bir şeyin üzerine başka bir şeyin eklenmesidir. زِدْتُهُ فَازْدَادَ /Onu artırdım, o da arttı, denir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Allah Teala Peygamberinin işini yüceltmek ve davasını başarıya ulaştırmak sûretiyle onların üzüntülerini arttırması, onlara öğüt ve korkutmanın tesir etmeyeceğini bildiği için kalplerini mühürlemek, günden güne şer’i teklifleri çoğaltmak, tekrar tekrar vahiy göndermek ve mü’minlere olan ilahî yardımı kat kat ziyadeleştirmek suretiyle onların bu felaketlerini arttırmıştır. Çünkü şer’i teklifler çoğalınca münafıkların küfürleri de artmaktaydı. Günden güne artan ibadet, taat ve cezalar münafıkların ızdıraplarını ve şüphelerini çoğaltmakta ve ahirette çekecekleri azâbın da artmasına sebep olmaktaydı. “İşte bozgunculuk yaptıklarından ötürü onların azâblarını arttırdık”. (el-Nahl 16/88). Mü’minler için ise dünyada; “Allah, yola gelenlerin hidayetini arttırır. (Meryem 19/76) va’adi, ahirette de “ Lütfundan onlara daha fazlasını da ihsan eder” (en-Nur 24/38) müjdesi vardır. (İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l Beyan Kur’an Meali ve Tefsiri, s. 201.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
فَزَادَهُمُ | artırmıştır |
|
|
وَسَنَزِيدُ | ve daha fazlasını vereceğiz |
|
|
وَزَادَهُ | ve onun artırdı |
|
|
ازْدَادُوا | arttı |
|
|
فَزَادَهُمْ | (bu söz) onların artırdı |
|
|
لِيَزْدَادُوا | artırsınlar diye |
|
|
ازْدَادُوا | arttı |
|
|
وَيَزِيدُهُمْ | ve daha fazlasını da verecektir |
|
|
وَلَيَزِيدَنَّ | ve andolsun artıracaktır |
|
|
وَلَيَزِيدَنَّ | ve artıracaktır |
|
|
وَزَادَكُمْ | ve size verdi |
|
|
سَنَزِيدُ | biz daha fazlasını da vereceğiz |
|
|
زَادَتْهُمْ | artırır |
|
|
زِيَادَةٌ | daha ileri gitmektir |
|
|
زَادُوكُمْ | size bir katkıları olmazdı |
|
|
زَادَتْهُ | artırdı |
|
|
فَزَادَتْهُمْ | artırır |
|
|
فَزَادَتْهُمْ | katmıştır onların |
|
|
وَزِيَادَةٌ | ve fazlası |
|
|
وَيَزِدْكُمْ | ve katsın |
|
|
تَزِيدُونَنِي | bana bir katkınız |
|
|
زَادُوهُمْ | artırmaktan |
|
|
وَنَزْدَادُ | ve fazla alırız |
|
|
تَزْدَادُ | artırdığını |
|
|
لَأَزِيدَنَّكُمْ | elbette size daha fazla veririm |
|
|
زِدْنَاهُمْ | artırırız onlara |
|
|
يَزِيدُهُمْ | artırmıyor |
|
|
يَزِيدُهُمْ | artırmıyor |
|
|
يَزِيدُ | artırmaz |
|
|
زِدْنَاهُمْ | onlara artırırız |
|
|
وَيَزِيدُهُمْ | ve onların (Kur’an) artırır |
|
|
وَزِدْنَاهُمْ | biz de onların artırmıştık |
|
|
وَازْدَادُوا | ve ilave ettiler |
|
|
وَيَزِيدُ | ve artırır |
|
|
زِدْنِي | artır bana |
|
|
وَيَزِيدَهُمْ | ve daha fazlası için |
|
|
وَزَادَهُمْ | ve onların artırır |
|
|
زَادَهُمْ | artırmadı |
|
|
يَزِيدُ | artırır |
|
|
وَيَزِيدَهُمْ | ve fazlasını vermesi için |
|
|
يَزِيدُ | artırmaz |
|
|
يَزِيدُ | artırmaz |
|
|
زَادَهُمْ | onların arttırmadı |
|
|
يَزِيدُونَ | daha fazlasına |
|
|
فَزِدْهُ | onun artır |
|
|
نَزِدْ | artırırız |
|
|
نَزِدْ | artırırız |
|
|
وَيَزِيدُهُمْ | ve onlara daha fazlasını verir |
|
|
زَادَهُمْ | onların artırmıştır |
|
|
لِيَزْدَادُوا | artırmak için |
|
|
مَزِيدٍ | daha |
|
|
مَزِيدٌ | daha fazlası |
|
|
يَزِدْهُمْ | onların artırmadı |
|
|
يَزِدْهُ | artırmayan |
|
|
تَزِدِ | sen (de) artırma |
|
|
تَزِدِ | artırma |
|
|
فَزَادُوهُمْ | ve onların artırırlardı |
|
|
زِدْ | artır |
|
|
أَزِيدَ | daha da artırmamı |
|
|
وَيَزْدَادَ | ve artsın diye |
|
|
نَزِيدَكُمْ | size artırmayacağız |