لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ٣٨
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | لِيَجْزِيَهُمُ | karşılığını vermesi için |
|
| 2 | اللَّهُ | Allah |
|
| 3 | أَحْسَنَ | en güzel |
|
| 4 | مَا | şeylerin |
|
| 5 | عَمِلُوا | yaptıkları |
|
| 6 | وَيَزِيدَهُمْ | ve daha fazlası için |
|
| 7 | مِنْ | -ndan |
|
| 8 | فَضْلِهِ | lutfu- |
|
| 9 | وَاللَّهُ | ve Allah |
|
| 10 | يَرْزُقُ | rızıklandırır |
|
| 11 | مَنْ | kimseyi |
|
| 12 | يَشَاءُ | dilediği |
|
| 13 | بِغَيْرِ | -sız olarak |
|
| 14 | حِسَابٍ | hesap- |
|
لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ
لِ harfi, يَجْزِيَهُمُ fiilini gizli اَنْ ile nasb ederek manasını sebep bildiren masdara çeviren nasb harfidir. اَنْ ve masdar-ı müevvel لِ harfi ile يُسَبِّحُ veya يَخَافُونَ fiiline mütealliktir.
Fiil cümlesidir. يَجْزِيَ fetha ile mansub muzari fiildir. Muttasıl zamir هُمُ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. اللّٰهُ lafza-i celâl fail olup damme ile merfûdur.
اَحْسَنَ ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. مَا müşterek ismi mevsûl muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. İsm-i mevsûlun sılası عَمِلُوا ’dur. Îrabdan mahalli yoktur.
عَمِلُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. يَز۪يدَهُمْ atıf harfi و ’la لِيَجْزِيَهُمُ fiiline matuftur.
يَز۪يدَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. مِنْ فَضْلِه۪ car mecruru يَز۪يدَهُمْ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir ه۪ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
اَنْ harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra, Atıf olan اَوْ ’den sonra, Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra. Ayette lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra gizlenmiştir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَحْسَنَ ; ism-i tafdil kalıbıdır. İsmi tafdil; bir vasfın, bir hususun bir varlıkta diğer bir varlıktan daha fazla olduğunu ifade eder. İsmi tafdil اَفْضَلُ veznindendir. İsmi tafdilin sıfatı müşebbeheden farkı; renk, şekil, uzuv noksanlığı ifade etmemesidir. Müennesi فُعْلَى veznindedir.
İsmi tafdilden önce gelen isme “mufaddal”, sonra gelen isme “mufaddalun aleyh’’ denir. Mufaddal ve mufaddalun aleyhi bazen açıkça cümlede göremeyebiliriz. Bu durumda mufaddal ve mufaddalun aleyh cümlenin gelişinden anlaşılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
İsim cümlesidir. وَ istînâfiyyedir. ٱللَّهُ lafza-i celâl mübteda olup damme ile merfûdur. یَرۡزُقُ cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur.
Fiil cümlesidir. یَرۡزُقُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Müşterek ism-i mevsûl مَن , mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. İsm-i mevsûlun sılası یَشَاۤءُ ’dur. Îrabdan mahalli yoktur.
یَشَاۤءُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. بِغَیۡرِ car mecruru یَرۡزُقُ fiilinin mahzuf haline mütealliktir. حِسَابٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ
Önceki ayetle bağlantılı olan ayette sebep bildiren harf-i cer لِ ’nin gizli أنْ ’le masdar yaptığı لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا cümlesi, harf-i cerle birlikte 36. ayetteki يُسَبِّحُ fiiline mütealliktir. Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Muzari fiil hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde اللّٰهِ isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.
Müsnedün ileyhin bütün esma-i hüsnaya ve kemâl sıfatlara şamil olan lafza-i celâlle marife olması telezzüz, teberrük ve haşyet duyguları uyandırmak içindir.
Mef’ûl konumundaki اَحْسَنَ ‘nin muzâfun ileyhi olan müşterek ism-i mevsûl مَا ‘nın sıla cümlesi olan عَمِلُوا , müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107)
اَحْسَنَ , ism-i tafdil vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir.
لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ ibaresi ya يُسَبِّحُ ’ye veya تُلْه۪يهِمْ ’e ya da يَخَافُونَ ’ye mütealliktir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ cümlesi, aynı üslupta gelerek …لِيَجْزِيَهُمُ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
فَضْلِه۪ izafetinde Allah Teâlâ’ya ait zamire muzâf olması فَضْلِ için tazim ve teşrif ifade eder.
وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Ta’lil hükmündeki cümlede وَ , istînâfiyyedir.
İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsnedün ileyhin bütün esma-i hüsnaya ve kemâl sıfatlara şamil lafza-i celâlle gelmesi teberrük, telezzüz ve haşyet uyandırma amacına matuftur.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde اللّٰهِ isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.
Bu cümlede, zamir makamında ism-i celâlin zahir olarak zikredilmesi, hükmün illetini bildirmek içindir. Tekrarlanmasında ıtnâb, iltifat ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Müsned olan يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde, muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)
يَرْزُقُ fiilinin mef’ûl konumundaki müşterek ism-i mevsûl مَنْ ’in sıla cümlesi olan يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ , muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
İzafet formunda gelerek az sözle çok anlam ifade eden بِغَيْرِ حِسَابٍ car-mecruru, يَرْزُقُ filinin failinden mahzuf hale mütealliktir. Halin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
Muzâfun ileyh olan حِسَابٍ ’deki nekrelik tazim ve nev ifade eder.
İsim cümleleri sübut ifade eder. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)