لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ ٨٨
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | لَا |
|
|
| 2 | تَمُدَّنَّ | dikme |
|
| 3 | عَيْنَيْكَ | gözlerini |
|
| 4 | إِلَىٰ |
|
|
| 5 | مَا |
|
|
| 6 | مَتَّعْنَا | verdiğimiz dünyalığa |
|
| 7 | بِهِ | onunla |
|
| 8 | أَزْوَاجًا | bazı çiftlere |
|
| 9 | مِنْهُمْ | onlardan |
|
| 10 | وَلَا | ve |
|
| 11 | تَحْزَنْ | üzülme |
|
| 12 | عَلَيْهِمْ | onlara |
|
| 13 | وَاخْفِضْ | ve indir |
|
| 14 | جَنَاحَكَ | kanadını |
|
| 15 | لِلْمُؤْمِنِينَ | mü’minlere |
|
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ
Fiil cümlesidir. لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَمُدَّنَّ fetha üzere mebni muzari fiildir. Mahallen meczumdur. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Fiilin sonundaki نَ , tekid ifade eden nûn-u sakiledir.
عَيْنَيْكَ mef’ûlun bih olup müsenna olduğu için nasb alameti ى ‘dir. İzafetten dolayı ن harfi hazf edilmiştir. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مَا müşterek ism-i mevsûl اِلٰى harf-i ceriyle تَمُدَّنَّ fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası مَتَّعْنَا بِه۪ٓ ’dir. Îrabtan mahalli yoktur.
مَتَّعْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri نَا fail olarak mahallen merfûdur. بِه۪ٓ car mecruru مَتَّعْنَا fiiline mütealliktir. اَزْوَاجاً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. مِنْهُمْ car mecruru اَزْوَاجاً ’in mahzuf sıfatına mütealliktir.
Tekid nun’ları bitiştikleri fiile istikbal manası kazandıran bir edatın veya durumun bulunması halinde muzari fiilin sonuna gelirler. (Soru, arz, tekid lamı, ummak, teşvik, nehiy, temenni ve yemin gibi.)
مَتَّعْنَا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi متع ’dır.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَحْزَنْ sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. عَلَيْهِمْ car mecruru تَحْزَنْ fiiline mütealliktir.
وَ atıf harfidir. اخْفِضْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. جَنَاحَكَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzaftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. لِلْمُؤْمِن۪ينَ car mecruru اخْفِضْ fiiline müteallik olup, cer alameti ى ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.
الْمُؤْمِن۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.
İsm-i fail: Eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Nun-i sakile ile tekit edilmiş, nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl, başındaki harf-i cerle birlikte تَمُدَّنَّ fiiline mütealliktir. Sılası olan مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s. 107)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. بِه۪ٓ car mecruru, konudaki önemine binaen mef’ûl olan اَزْوَاجاً ’e takdim edilmiştir.
اَزْوَاجاً ’deki nekrelik, kesret ve nev ifade eder.
مِنْهُمْ car-mecruru, اَزْوَاجاً ‘in mahzuf sıfatına mütealliktir. Sıfatın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Tekid nûnu çoğu zaman sarih kasem, gizli kasem ve nehiyden sonra gelir. Hal ve istikbal ifade eden muzari fiilin manasını sadece istikbal anlamına hamleder ve bu ن , َّfiilin üç defa tekidini sağlar. (Kur’an’da Tekid Üslupları ve Çeşitleri Mehmet Altın Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2017/3)
Ayetteki اَزْوَاجاً مِنْهُمْ ifadesine, İbni Kuteybe “çeşitli kâfirler” manasını vermiştir, الْزوج kelimesi Arapçada kısım, çeşit anlamına gelir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
Cümle, atıf harfi وَ ’la makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır.
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ cümlesi makabline hükümde ortaklık nedeniyle atfedilmiştir. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. Menfî sıygadan müspet sıygaya iltifat sanatı vardır.
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ tabiri istiaredir. İstiâre-i mekniyye-i tahyiliyyedir. Metafor, yavrularını korumak için üzerlerine kanatlarını indiren bir kuşun hareketine teşbihe dayanmaktadır. Bununla kastedilen, “Onlara yumuşak davran, onlara yumuşak davranmaya devam et.” anlamıdır. Allah Teâlâ burada خفض الجناح (kanat indirme) tabirini Arapların sözlerine karşılık olarak ifade buyurmuştur. Onlar, öfkelenen birisinin hiddet ve sertliğini tasvir etmek üzere قَدْ طَارَ طَيْرُهُ َ هَفَا حِلْمُهُ وَقَدْ طَاشَ وَقَارُهُ (Adamın kuşları uçtu, dengesi bozuldu, vakarı gitti.) derler. Şu halde قَدْ خَفَضَ جَنَاحِهِ (Kanadını indirmiştir.) denildiğinde bununla kastedilen, insanın yumuşak kalplilikle ve öfkelendiğinde öfkesine hakimiyetle nitelendirilmesidir. Bu ise onun öfkesinin uçması (kabarması), gazabının sıçraması ile nitelenmesinin zıddıdır. (Şerîf er-Radî, Kur'an Mecazları)
Sâbûnî ise bu istiareyi şöyle açıklamıştır: وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ [Müminlere karşı kanadını alçalt.] ayetinde istiare-i tebeiyye vardır. Zira her birinde şefkat ve merhamet bulunduğu için yumuşak huyluluk kanat alçaltmaya benzetilmiş ve müşebbehun bihin ismi müşebbeh için müstear olarak kullanılmıştır. Bu, beliğ istiarelerdendir. Çünkü kuş uçmadığı zaman kanatlarını indirir. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
اخْفِضْ kelimesi, “düşürmek, alçaltmak” demektir. İnsanın kanadıysa kollarıdır. Nitekim Leys: kanattan alçaltmak, yumuşaklık, şefkat ve tevazudan bir kinayedir ki bundan maksat ise Cenab-ı Hakk’ın, Hz. Peygamberi kâfirlerin o zenginlerine iltifat edip onlara değer vermekten nehyedip, ona Müslüman fakirlere tevazu göstermesini emretmektir. Bunun bir benzeri de [Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı, onurlu ve zorlu] şeklindeki Maide Suresi 54 ayetiyle, Cenab-ı Hakk’ın, Hz. Muhammed’in ashabını vasfederken buyurduğu, [Kâfirlere karşı çetin, sert, kendi aralarında merhametlidirler.] Fetih Suresi 29 ayetidir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)