Mâide Sûresi 84. Ayet

وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَا جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقِّۙ وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِح۪ينَ  ٨٤

“Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَمَا ve neden?
2 لَنَا biz
3 لَا
4 نُؤْمِنُ inanmayalım ا م ن
5 بِاللَّهِ Allah’a
6 وَمَا ve neden?
7 جَاءَنَا bize gelen ج ي ا
8 مِنَ
9 الْحَقِّ gerçeğe ح ق ق
10 وَنَطْمَعُ umarken ط م ع
11 أَنْ
12 يُدْخِلَنَا bizi katmasını د خ ل
13 رَبُّنَا Rabbimizin ر ب ب
14 مَعَ arasına
15 الْقَوْمِ toplumlar ق و م
16 الصَّالِحِينَ iyi ص ل ح
 
Kendi nefislerine, yahut itiraz edenlere karşı bu iman ve itikatlarını teyit ve ispat için şunu da söylerler: Biz Allah’a ve bize hak olarak her ne gelmişse ona niçin, ne sebep, ne hak, ne mazeretle iman etmeyeceğiz. Halbuki Rabbimizin bizi de salihler topluluğuyla beraber aynı yere koymasını ister ve bunu çok arzularız. Şu halde inanmamaya hiçbir sebep olmadıktan başka, salihler zümresinin sonuç ve takdirlerine iştirak etme istek ve arzusu gibi, inanmayı gerektiren yüksek bir sebep ve çağırıcı da vardır. (ElmaliliHamdi Yazir)  
 

وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَا جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقِّۙ

 

İsim cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مَا  istifhâm ismi olup, mübteda olarak mahallen merfûdur. لَنَا  car mecruru mübtedanın mahzuf haberine mütealliktir. لَا نُؤْمِنُ  cümlesi, hal olarak mahallen mansubdur. 

لَا  nefiy harfi olup olumsuzluk manasındadır. نُؤْمِنُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  نحن ’dur. بِاللّٰهِ  car mecruru  نُؤْمِنُ  fiiline mütealliktir.

Müşterek ism-i mevsûl  مَا  atıf harfi  وَ  ile lafza-i celâle matuf olup, mahallen mecrurdur. İsm-i mevsûlun sılası  جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقّ ‘dir. Îrabtan mahalli yoktur.

جَٓاءَنَا  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. Mütekellim zamiri  نَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مِنَ الْحَقّ  car mecruru جَٓاءَ ’deki failin mahzuf haline mütealliktir. 

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)  

نُؤْمِنُ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  أمن ’dir.

İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder. 


  وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِح۪ينَ

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. نَطْمَعُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  نحن ’dur. اَنْ  ve masdar-ı müevvel mahzuf  في  harfi ceriyle  نَطْمَعُ  fiiline mütealliktir.  

اَنْ  muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.

يُدْخِلَنَا  fetha ile mansub muzari fiildir. Mütekellim zamiri  نَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. رَبُّنَا  fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  نَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

مَعَ  mekân zarfı  يُدْخِلَنَا  fiiline mütealliktir.  الْقَوْمِ  muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.  الصَّالِح۪ينَ  kelimesi  الْقَوْمِ ‘nin sıfatı olup cer alameti  ى ‘ dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar. يُدْخِلَنَا  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  دخل ’dir.

İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazan da fiilin mücerret manasını ifade eder. 

الصَّالِح۪ينَ  kelimesi sülâsî mücerredi  صلح  olan fiilin ism-i failidir.

İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَا جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقِّۙ وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِح۪ينَ

Nidanın cevabına atıf harfi  وَ ’la atfedilen ayet, istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

مَا  istifham harfi mübteda,  لَنَا  car mecruru mahzuf habere mütealliktir. Haberin mahzuf oluşu îcâz-ı hazif sanatıdır. 

Cümle istifham üslubunda gelmiş olmasına rağmen soru değil inkâr ve teşvik manası taşıdığı için mecâz-ı mürsel mürekkebtir.

Ayrıca istifhamda tecâhül-i ârif sanatı vardır.

Mütekellimin kendisine soru yöneltmesi tecrid sanatıdır.

لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ  cümlesi,  لَنَا ‘daki zamirden haldir. Hal cümleleri anlamı zenginleştirmek için yapılan ıtnâb sanatıdır. Menfî muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Tezayüf nedeniyle lafz-ı celâle matuf olan müşterek ism-i mevsûl  مَا ‘nın sılası olan  جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقّ  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)

مِنَ الْحَقّ  car-mecruru, جَٓاءَنَا ‘daki fail zamirinin mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.

مَا جَٓاءَنَا مِنَ الْحَقّ  ibaresi vahiy manasında kinayedir veya Allah Teâla kastedilmiştir.

وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِح۪ينَ  cümlesi atıf harfi  وَ ‘la  لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Cümle nefy harfi  لَا ‘nın takdiriyle menfî muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde, muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Masdar harfi  اَنْ  ve akabindeki  يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِح۪ينَ  cümlesi, masdar tevili ile takdir edilen  في  harf-i ceriyle birlikte  نَطْمَعُ  fiiline mütealliktir.

Masdar-ı müevvel müspet muzari fiil sıygasında gelerek hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.

Veciz ifade kastına matuf  رَبُّنَا  izafetinde mütekellim zamirinin Rab ismine izafesi, mütekellim zamirinin aid olduğu kişilere tazim ifadesinin yanında onların Allah’ın rububiyet vasfına sığınma isteklerine işarettir.