تِجَارَة: Sözcüğü, kâr etmek amacıyla sermayeyi kullanmaktır. تَجَرَ يَتْجُرُ تَاجِرٌ تَجْرٌ aynen صَاحَبَ ve صَحْبٌ gibidir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Ticaret kelimesi yedisi Medine’de inen sekiz âyette dokuz yerde geçer (el-Bakara 2/16, 282; en-Nisâ 4/29; et-Tevbe 9/24; en-Nûr 24/37; Fâtır 35/29; es-Saf 61/10; el-Cum‘a 62/11) ve genel hukukî düzenlemeden söz eden ikisi hariç (el-Bakara 2/282; en-Nisâ 4/29) bu âyetlerde, ticaretin simgelediği kısa vadeli dünyevî kazanca odaklananları uyarıp âhiretteki gerçek kazanıma yönlendirme ve ticarî işlemlerin müminleri Allah’ı hatırlamaktan alıkoymasını engelleme amacı ön plandadır. Nisâ sûresinin 29. âyetinde insanlara, karşılıklı rızaya dayanan ticaret imkânı varken haksız yollara tevessül edilmemesi uyarısı yapıldıktan sonra hukukî ve ticarî işlemlerin aldanma ve aldatmadan uzak, açık ve güvenilir biçimde tarafların bilgi ve hür iradesiyle gerçekleştirilmesi ilkesi vurgulanır. Bu anlamda ticaret İslâm’da övülmüş ve Hz. Peygamber, “Güvenilir, dürüst tâcir peygamberler, sıddîklar ve şehidlerle beraberdir” (Müsned, III, 437; İbn Mâce, “Ticârât”, 1; Tirmizî, “Büyûʿ”, 4); “Rızkın onda dokuzu ticarettedir” (İbn Hacer el-Askalânî, VII, 352) buyurmuştur. “Muhakkak Allah’tan korkan, iyilik yapan ve doğru olanlar dışındaki tâcirler kıyamet günü fâcirler olarak diriltilecektir” meâlindeki hadis (Müsned, III, 428, 444; İbn Mâce, “Ticârât”, 3; Tirmizî, “Büyûʿ”, 4; Dârimî, “Büyûʿ”, 7), ticarî işlemlerde harama düşmeme konusunda âzami dikkatin gösterilmesi uyarısını yansıtmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de ticaret kelimesinin geçtiği sekiz âyetin beşinde kelimenin insanlar arasındaki alım satım ilişkisini ifade ettiği, üçünde de mecazen (Şevkânî, I, 512) Allah-insan ilişkisi bağlamında kullanıldığı görülür. İlk gruptaki âyetlerden biri hukukî işlemlerle alâkalıdır (el-Bakara 2/282). Bir âyette insanların karşılıklı rızaya dayalı ticaret yolu varken birbirinin mallarını haksız yollarla elde etmeleri yasaklanmakta, bu tutum haddi aşma ve zulüm diye nitelendirilmekte, uhrevî cezasının cehennem ateşi olacağı belirtilmektedir (en-Nisâ 4/29-30). Diğer bir âyette insanın yakınlarını, dünya malını ve dünya ticaretini Allah’tan daha çok sevmesinin uhrevî tehlikesine işaret edilmekte (et-Tevbe 9/24), bir yerde de ticarete ibadetten daha çok ilgi gösterilmesi eleştirilmektedir (el-Cum‘a 62/11). Nûr sûresinde (24/36-37) sabah akşam Allah’ı tesbih eden bir grup insandan söz edilerek hiçbir ticaret ve alışverişin onları Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymayacağı bildirilmekte, Allah’ın o kişileri yaptıklarının daha güzeli ve fazlasıyla ödüllendireceği müjdelenmektedir. Böylece Kur’ân-ı Kerîm insanın ticarî ve dinî hayatı arasında bir denge kurmuş, ticareti din ve ahlâk kurallarıyla ilişkilendirerek ticarî çaba ve kaygıların kişilerin mânevî hayatını gölgeleyecek bir boyuta varmasını önlemeyi amaçlamıştır. Ticaret kelimesinin Allah-insan ilişkisi bağlamında “mânevî kazanç” anlamında kullanıldığı âyetlerin birinde, Allah’ın kitabını okuyup namaz kılan ve Allah’ın verdiği malı O’nun yolunda harcayanların asla zarar etmeyecek bir ticareti umabilecekleri ve Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını fazlasıyla ödeyeceği belirtilmiştir (Fâtır 35/29-30). Müfessirler buradaki ticaret kelimesini “amel ve itaatin sevabı” diye açıklar (meselâ bk. Taberî, X, 410; Şevkânî, IV, 399). Diğer bir âyette (es-Saf 61/10), “Ey iman edenler! Size elem dolu azaptan kurtulmanızı sağlayacak bir ticaret göstereyim mi?” denildikten sonra müminlerin Allah’a iman edip malları ve canlarıyla O’nun yolunda cihad etmeleri halinde Allah’ın onları bağışlayarak cennete kavuşturacağı müjdelenmekte ve bunun büyük bir kurtuluş olduğu ifade edilmektedir. Bakara sûresinin başlarında (âyet 8-16) münafıkların ikiyüzlülüklerinden söz edildikten sonra, “Onlar hidayete karşılık dalâleti satın alanlardır; ancak bu ticaretleri kendilerine kâr getirmemiş, onlar hidayete erememiştir” buyurulur. (et-Tevbe 9/111) Allah’ın cennet karşılığında müminlerden canlarını ve mallarını satın aldığı ifade edildikten sonra, “Yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin, işte büyük kazanç budur” denilir. (Cengiz Kallek, “Ticaret”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 41: 134.)