سَفَه: Beden hafifliğidir. Bu anlamdan, زِمَامٌ سَفِيهٌ /Çokça sallanan yular, denmiştir. ثَوْبٌ سَفِيهٌ: Dokuması kötü elbise. Bu kelime, akıl eksikliğinden dolayı kişinin hafifliği ve din-dünya işleri konusunda kullanılır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Sözlükte “ahmak, cahil, malını israf edip savuran” anlamına gelen sefih, bir fıkıh usulü olan terimi olarak, malını yerli yersiz saçıp savuran kimse demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 584.)
Kur’an-ı Kerim, sefihi ve türevlerini, kafirler, münafıklar ve bazı müslümanlar hakkında kullanmaktadır. Ancak bu üç kullanış arasında farklı değerler bulunmaktadır. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 586.)
Sefh veya sefeh, sözlükte, görüş ve gidişatta hafiflik ve gevşeklik demektir ki, akıl noksanlığından meydana gelir. Her türlü işte aklın hafifliği, düşüncesizlik, önem vermemek, akla ve dine aykırı hareket etmek demektir. Bir ucu budalalığa varan hafiflik, fikirsizlik ve aklı kullanmamaktır. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 585.)
"Sefeh", hafiflik anlamına gelir. Rüzgar bir şeyi kımıldattığında سَفَهَتِ الرِّيحُ الشَّىْء denilir. (Fahruddin Er-Razi, Tefsir-i- Kebir-Mefatihu'l Gayb)
Sefeh”; hafif akıllık ve zayıf görüşlülük demektir. Her ikisi de aklın noksanlığından kaynaklanır. Bunun mukabili ise “ gerçekten akıllı” olmaktır. Münafıklar, sefâhet ve sapıklığa gömülmüş olduklarından ve kendi amellerini güzel gördüklerinden dolayı olgunluk ve vakarın zirvesinde olan mü’minleri “beyinsizler” olarak nitelendirmişlerdir. Münafıklar beyinsizlerin ta kendileridir. Fakat kendilerinde bulunan “ sefeh” hastalığını kavrayamazlar. (İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l Beyan Kur’an Meali ve Tefsiri, s. 214.)
Dilimizde kullanılan sefahat kelimesi de bu anlamda, akıl kullanmayı, görüş ve fikirde zevk ve şehvete uymayı ifade eder. Bu daha çok budalalıktan ya da aklı yeterince kullanmamaktan kaynaklanır. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 586.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
السُّفَهَاءُ | beyinsizlerin |
|
|
السُّفَهَاءُ | asıl beyinsizler |
|
|
سَفِهَ | sefih kılan |
|
|
السُّفَهَاءُ | bazı beyinsizler |
|
|
سَفِيهًا | aklı ermez |
|
|
السُّفَهَاءَ | aklı ermezlere |
|
|
سَفَهًا | beyinsizce |
|
|
سَفَاهَةٍ | bir beyinsizlik |
|
|
سَفَاهَةٌ | beyinsizlik |
|
|
السُّفَهَاءُ | bazı beyinsizlerin |
|
|
سَفِيهُنَا | bizim beyinsiz |