Sözlükte “sabit olmak, durulmak, sükûnete kavuşmak” anlamındaki yakin kökünden türeyen yakīn, terim olarak “doğruluğunda şüphe bulunmayan, vâkıaya uygun bilgi, sabit ve kesin inanış, kanaat (itikad), şüphe ve tereddütten sonra ulaşılan kesinlik” anlamına gelir.
يَقِين Kelimesi, marifet, dirâyet ve benzeri kelimelerin taşıdığı anlamın üstünde bir bilme derecesidir. Bilmeyi nitelemek için kullanılır. Onun için عِلْمُ يَقِينٍ denir fakat مَعْرِفَةُ يَقِينٍ denmez. Yani yekîn, hükmün değişmezliği ile beraber olan anlayış dinginliğidir. (Rağıp El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramlar Sözlüğü)
“Kesin gerçek” anlamına gelen “yakîn” kavramı, aynı zamanda İslam düşüncesinde bilgi vasıtalarını ifade ederken de kullanılır. Her ne kadar İslam tasavvuf felsefesinde “müşâhede, mükâşefe ve tecellî” olarak ifade edilirse de bu 3 bilgi vasıtası aynı zamanda daha yaygın üç deyimle de ifade edilmiştir. “İlme’l-yakîn”, “ayne’l-yakîn” ve “hakke’l-yakîn”. Aynı zamanda Kur’anî ifadelerden olan bu tabirlerin birincisi; bir otoriteye, bir araştırmaya ve duyu güçlerine dayanarak bilmek anlamına gelir. İkincisi yani ayne’l-yakîn, bizzat görülerek elde edilen bilgidir ki, birinciye nisbeten daha kesin bir bilgiyi verir. Üçüncüsü ise bilgi objesini kendi ruhunda bulmaktır. Bu, adeta sujenin objeyle ittihadıdır. Meselâ ölüm hakkındaki bilgilerimiz, araştırmalarımız hep “ilme’l-yakîn”dir. Ölmekte olan veya ölmüş birini görmemiz “ayne’l-yakîn”dir. İnsanın kendisi ölürken, ölüm hakkındaki bilgisi “hakke’l-yakîn”dir. En kesin olan da budur. Şekk, şüphe ve reybin tamamen ortadan kalkması halidir. (Semantik Analizler Işığında Kur’an’da ‘Reyb’ ve ‘Yakin’ Kavramları”, s. 49-56.)
Yakin arapça da kesin bilgi demektir. Çünkü yakında olan şeyi biz hem iyi görürüz, hem iyi duyar hem de iyi biliriz. Dolayısıyla yakın olan kesin bilgi ifade eder. [ Fatma Serap Karamollaoğlu,“Meal Şerhi 1”, You Tube (6 Ekim 2023), 00:27:15 - 00:27:40.) ]
Y-k-n kökünden türeyen “Yakīn” kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi sekiz âyette yer almakta, bunların yirmisinde fiil kalıplarıyla inançtaki kesinlik belirtilmektedir (meselâ bk. el-Bakara 2/118; en-Neml 27/14). Dört âyette yakīn çeşitli kelimelerle terkip oluşturur. Bunlardan “hakka’l-yakīn”, İslâm’ın inanç esaslarını asılsız sayıp haktan sapanları âhirette bekleyen kötü âkıbetin kesin gerçekliğini anlatmaktadır (el-Vâkıa 56/95; el-Hâkka 69/51). “İlme’l-yakīn” sadece bir yerde geçmekte (et-Tekâsür 102/5) ve burada insanların ölümü sürekli hatırlamaları durumunda boş şeylerle övünüp ebedî saadeti ihmal etmeyecekleri ifade edilmektedir. Yakīnin dünyada insanlara verilen en faziletli şey olduğunu söyleyen Hz. Peygamber (Müsned, I, 3, 5, 7-9; Tirmizî, “Duʿâʾ”, 105; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 5) kendisine iman ve yakīn vermesi için Allah’a dua etmiştir (Tirmizî, “Duʿâʾ”, 30). Bazı hadislerde yakīn ölümün yalın gerçekliğini ifade eder (Müsned, II, 22; Müslim, “İmâre”, 125). (Osman Demir, “Yakīn”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 43 : 271.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
يُوقِنُونَ | kesinlikle inanırlar |
|
|
يُوقِنُونَ | bilmek isteyen |
|
|
يَقِينًا | yakinen |
|
|
يُوقِنُونَ | iyi bilen |
|
|
الْمُوقِنِينَ | inananlar- |
|
|
تُوقِنُونَ | kesin olarak inanırsınız |
|
|
الْيَقِينُ | yakîn |
|
|
مُوقِنِينَ | gerçekten inanan kimseler |
|
|
يُوقِنُونَ | kesin olarak inanırlar |
|
|
وَاسْتَيْقَنَتْهَا | kanaat getirdiği halde |
|
|
يَقِينٍ | gerçek |
|
|
يُوقِنُونَ | inanmıyor(lar) |
|
|
يُوقِنُونَ | inanmayan(lar) |
|
|
يُوقِنُونَ | kesin olarak inanırlar |
|
|
مُوقِنُونَ | kesin olarak inandık |
|
|
يُوقِنُونَ | kesinlikle inanıyor |
|
|
مُوقِنِينَ | kesin olarak inanıyor |
|
|
يُوقِنُونَ | kesin olarak inanan |
|
|
يُوقِنُونَ | kesin olarak inanan |
|
|
بِمُسْتَيْقِنِينَ | inananlardan |
|
|
لِلْمُوقِنِينَ | kesin inanacaklar için |
|
|
يُوقِنُونَ | onlar düşünüp inanmazlar |
|
|
الْيَقِينِ | kesin |
|
|
الْيَقِينِ | kesin |
|
|
لِيَسْتَيْقِنَ | iyice inansın diye |
|
|
الْيَقِينُ | ölüm |
|
|
الْيَقِينِ | kesin |
|
|
الْيَقِينِ | kesin olarak |