شِرَاء /alış ve بَيْع /satış birbirini gerektiren iki kelimedir. Çünkü müşteri parayı veren ve bedelini alandır; bayi ise, bedeli veren ve parayı alandır. Bu, alışveriş nakit para ve mal ile yapıldığında, söz konusu olur. Fakat mal mal ile satıldığında, o zaman onlardan her birinin hem müşteri hem satıcı olarak tasavvur edilmeleri doğru olur. Bu açıdan, satış ve alış kelimelerinin her biri diğerinin yerine kullanır hâle gelmiştir. Kendisiyle bir şeyin elde edildiği her şeyde, شِرَاء ve اِشْتِرَاء kelimeleri kullanılabilir: Haricîler’e شُرَاة ismi verilmiştir. Onlar bu ismi, ‘hayatlarını Allah’ın rızası karşılığında satanlar’ anlamında, kendileri için kabul ederler. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
İştirâ; yani satın almak, aslında istenilen bir eşyayı elde etmek için para harcamak demek iken sonraları “başka bir şey kazanmak için kişinin elinde bulunandan vazgeçmesi” mânâsına sokulmuş ve nihayet mecaz yoluyla “ bir şeye duyduğu arzu sebebiyle başka bir şeyden yüz çevirmek” anlamında kullanılmıştır. Bakara Suresi 16. Âyette ise münafıkların tutum ve davranışlarını ifade eden bir mefhum olarak anlaşılmaktadır. Münafıkların küfür, hak ve doğruluktan dönme anlamındaki sapıklığı; iman ve doğru yolda yürümek mânâsı taşıyan hidayete karşılık satın almaları; hidayetten yüz çevirerek, isteyerek sapıklığı satın almalarına benzetilmiştir. Karşılıklı alışverişi ifade ederken “bâ” harfi terk edilen ya da verilen şeyin başına getirilir. Bu, iki tarafın îcab ve kabûlü dilleriyle ifade etmeksizin iki şeyden birisini alıp diğerini vermek sûretiyle hükmün sabit olduğuna delildir. Aynı şekilde münafıklar, “biz hidayeti sattık ve karşılığında dalaleti aldık” şeklinde bir ifade kullanmaksızın hidayeti terkedip dalâleti tercih etmeleri sebebiyle “ müşteriler” olarak isimlendirilmişlerdir. “İştira” (satın almak) lâfzının kullanılması onların, hidayeti kabul istidatlarını kendi güç ve tasarruflarından çıkardıkları ve ona tekrar sahip olmalarının mümkün gözükmediği içindir. (İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l Beyan Kur’an Meali ve Tefsiri, s. 222/ 225.)
Aynı kökten gelen ve sözlükte “bir işe ortak olmak, katılmak” anlamındaki iştirâk, ceza hukukunda bir suçun işlenmesine birden fazla şahsın katılmasını ifade eder. Kur’an’da, Hz. Âdem ve Havvâ’nın cennette birlikte işledikleri hata sonucu cennetten çıkarılışından (el-Bakara 2/35-36), eski kavimlerin müştereken işledikleri suçların dünyada topluca cezalandırıldığından, dünyada birlikte günah işleyen ve birbirini yoldan çıkaranların âhirette karşılıklı suçlamada bulunacağından ve müştereken azap göreceğinden (es-Sâffât 37/22-33; ez-Zuhruf 43/37-39) hukukî bir atıf içermeksizin ilâhî hikmet, ibret ve uhrevî sorumluluk bağlamında söz edilir. (Ahmet Akgündüz, “İştirak”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 23: 442.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
اشْتَرَوُا | satın aldılar |
|
|
تَشْتَرُوا | ve satmayın |
|
|
لِيَشْتَرُوا | satmak için |
|
|
اشْتَرَوُا | satın alan |
|
|
اشْتَرَوْا | sattıkları şey |
|
|
اشْتَرَاهُ | onu satın alan |
|
|
شَرَوْا | sattıkları |
|
|
وَيَشْتَرُونَ | ve satanlar |
|
|
اشْتَرَوُا | satın alan |
|
|
يَشْرِي | satar |
|
|
يَشْتَرُونَ | satanlar |
|
|
اشْتَرَوُا | satın alan(lar) |
|
|
وَاشْتَرَوْا | ve aldılar |
|
|
يَشْتَرُونَ | satın alıyorlar |
|
|
يَشْتَرُونَ | satmazlar |
|
|
يَشْتَرُونَ | satın alıyorlar |
|
|
يَشْرُونَ | satan(lar) |
|
|
تَشْتَرُوا | ve satmayın |
|
|
نَشْتَرِي | satmayacağız |
|
|
اشْتَرَوْا | sattılar |
|
|
اشْتَرَىٰ | satın almıştır |
|
|
وَشَرَوْهُ | ve onu sattılar |
|
|
اشْتَرَاهُ | onu satın alan |
|
|
تَشْتَرُوا | satmayın |
|
|
يَشْتَرِي | satın alır |