هُزْء: Kelimesi, hafif yollu dokunma ve alaya alma demektir. Kimi zaman alaya almak anlamına gelen bazı tutumlar da bu kelimeyle dile getirilmektedir. Yüce Allah için kullanılan اِسْتِهْزَاء kelimesi gerçek anlamıyla kullanılamaz. Tıpkı Yüce Allah için لَهْو ve لَعْب oyun ve eğlence ifâdelerinin kullanılamayacağı gibi. Rivâyete göre Allah’ı ve dinini dünyada alaya alanlara kıyamette cennetin bir kapısı açılacak, onlar da ona doğru koşacaklar. Oraya vardıklarında ise kapı birden yüzlerine kapanacak. İşte Yüce Allah’ın şu âyette bahsettiği de budur:
فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آَمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
İşte bugünde inananlar kâfirlere gülecek (83/Mutaffifîn 34). (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
İstihza: Sözlükte “alay etmek” anlamına gelir. Kur'ân'da “inananların kardeş olduğu” bildirilmiş ve İslâm kardeşliğine ters düşecek her türlü davranıştan uzak durulması ısrarla istenmiştir. Bir âyette, “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; olur ki, alay edilenler alay edenlerden daha hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; olur ki, alay edilen kadınlar alay edenlerden daha hayırlı olabilirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmândan sonra fâsıklıkla adlanmak ne kötü isimdir. Kim tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir” (Hucurât, 11) buyrulmak suretiyle mü’minlerin birbirleriyle alay etmeleri yasaklanmıştır. Bir başka âyette ise “(İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş ve gözüyle işaretler yapıp alay edenlerin vay haline!” (Hümeze, 1) buyrulmuştur. İnsan onurunu rencide eden her türlü söz ve davranış İslâm’da yasaklanmıştır. Ayrıca Kur'ân'da inançlarla ve mukaddes değerlerle alay edenler de yerilmiştir. (Bakara, 206; Münâfikûn, 5-6; Tevbe, 79,124-125-127; Muhammed,16) (İsmail Karagöz-Fikret Karaman, Dinî Kavramlar Sözlüğü, s. 335.)
“Hez” (hüzü’, hüzüv) kökünden gelen istihzâ, “başkasının söz ve davranışlarını kusurlu görmek veya göstermek amacıyla onu alaya alıp küçük düşürmek” mânasında kullanılır. Kur’ân-ı Kerîm’de on bir âyette hüzüv kelimesi, yirmi üç yerde istihza masdarından türemiş fiil ve isimler geçmekte (meselâ bk. el-Bakara 2/14, 15, 67, 231),. Âyetlerin çoğunda istihza konusu, gerek Resûl-i Ekrem’in gerekse önceki peygamberlerin tebliğ ve risâletlerini başarısız kılmak üzere inkârcıların başvurduğu psikolojik bir savaş taktiği olarak zikredilmekte (meselâ bk. el-En‘âm 6/10; el-Hicr 15/11; Yâsîn 36/30), eski topluluklardan bazılarının kendi peygamberlerinin uyarılarını alaya alıp reddettikleri bildirilerek sonunda başlarına çeşitli felâketlerin gelmesiyle yok edildikleri haber verilmektedir (Hûd 11/8; en-Nahl 16/34; ez-Zümer 39/48). (Mustafa, Çağırıcı, “İstihza”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 23: 347.).
“Alay etmek, aldatmak, tuzaklara karşılık vermek” gibi fiillerin Allah’a nisbet edilmesi, bunları yapanları, fiillerine uygun bir şekilde cezalandırması, kazdıkları kuyuya kendilerini düşürmesi sebebiyledir. Nisbet bu mânaya yöneliktir. Münafıklar durumlarını gizlediklerini ve müminleri aldattıklarını düşünerek kendi aralarında müminleri alay konusu edinirken, Allah her şeyi bildiği ve Hz. Peygamber’e durumu bildirdiği için - yaptıkları, gizli kameradan ekrana aktarılan kimseler gibi- kendilerini alay konusu haline getirmektedirler. (Hayreddin Karaman Mustafa Çağırıcı, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Yolu Tefsir1, s. 81.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
مُسْتَهْزِئُونَ | (onlarla) alay ediyoruz |
|
|
يَسْتَهْزِئُ | alay eder |
|
|
هُزُوًا | alay |
|
|
هُزُوًا | eğlence |
|
|
وَيُسْتَهْزَأُ | ve alay edildiğini |
|
|
هُزُوًا | eğlence |
|
|
هُزُوًا | eğlence |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ettikleri |
|
|
اسْتُهْزِئَ | alay edilmişti |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ettikleri |
|
|
اسْتَهْزِئُوا | siz alay edin |
|
|
تَسْتَهْزِئُونَ | alay ediyordunuz |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alaya alıyor(lar) |
|
|
اسْتُهْزِئَ | alay edildi |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ediyor |
|
|
الْمُسْتَهْزِئِينَ | alay edenler(e karşı) |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ettikleri |
|
|
هُزُوًا | alay konusu |
|
|
هُزُوًا | eğlence |
|
|
هُزُوًا | alay konusu etmek |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ettikleri |
|
|
اسْتُهْزِئَ | alay edildi |
|
|
هُزُوًا | eğlence konusundan |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay edip duruyor(lar) |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ediyor- |
|
|
هُزُوًا | alay konusu |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ederlerdi |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ediyor(lar) |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ediyor(lar) |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay |
|
|
هُزُوًا | alay konusu |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay ediyor(lar) |
|
|
هُزُوًا | eğlence |
|
|
يَسْتَهْزِئُونَ | alay edip duruyor(lar) |