فَلَح: Yarmak. Denir ki; اَلْحَدِيدُ بِالْحَدِيدِ يُفْلَحُ: Yani demir demirle yarılır. Toprağı yardığından dolayı da çiftçiye فَلاَّح denir. فَلاَح: Başarıya ulaşmak ve arzulanan şeyi elde etmektir. Bu da dünya ve âhiretle ilgili olmak üzere iki kısma ayrılır: Dünya ile ilgili olan; dünya hayatının kendileriyle güzel olacağı mutlulukları elde etmektir. Bunlar da hayatta kalmak, zenginlik ve şereftir. Âhiretle ilgili olan felâh dört şeyle gerçekleşir: Sonsuz bir hayat; fakirliği olmayan bir zenginlik; zilleti olmayan bir izzet ve cehâleti olmayan bir ilim. İşte bundan dolayı şöyle denmiştir: لا’عَيْش’إِلاّ’عَيْشُ اْلآَخِرَةِ: Âhiret hayatından başka bir hayat yoktur. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır:
اِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُۢ
Asıl hayat âhiret yurdundaki hayattır (29/Ankebût 64).
Sahur yemeğine de فَلاَح denir. Denir ki; sahurun bu şekilde isimlendirilmesi, Arapların o esnada, حَيّ’عَلَى الْفَلاَحِ (Kurtuluşa gelin) demelerinden dolayıdır. Ezanda; حَيّ’عَلَى الْفَلاَحِ denmesi ise; “Allah’ın namazla bize verdiği kurtuluşa gelin”, anlamındadır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Arapça’da “yarmak, tarlayı sürmek” mânasına gelen felh kökünden türeyen felâh zafer, necat, halâs ve fevz kelimeleriyle eş anlamlı kabul edilir. Sözlükte “arzu edilen şeyleri elde etme, istenmeyen şeylerden kurtulma, hayır, nimet, refah ve saadet içinde bulunma” gibi mânalar taşır. (Adil Bebek, “Feleha”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 39:266.)
Felâh bir terim olarak, kişinin dini ve ahlâkî yükümlülüklerini yerine getirmesinin sonucunda dünyada elde edeceği başarı ve mutlulukla âhirette ulaşacağı ebedî kurtuluş ve saadeti ifade eder. İnsanın böyle bir sonuca ulaşabilmesinin, karşısına çıkan bütün engelleri aşması şartına bağlı olduğu dikkate alınırsa, felâhın sözlük anlamı ile terim anlamı arasındaki bağlantı anlaşılır. (Adil Bebek, “Feleha”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 39:266.)
Orucun gün boyu rahat bir şekilde tutulmasını sağladığı için sahur yemeğine ayrıca ezan ve kamette geçtiği üzere hayrın bekasına ve ebedî kurtuluşa vesile olması dolayısıyla cemaatle kılınan namaza da felâh denmiştir. Kelimenin sadece günlük başarıyı Taha 20/64 ve kişinin tedavi sonrasında hastalıktan iyileşmesini ifade eden bazı kullanımlarına da rastlanmaktadır. (Adil Bebek, “Feleha”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 39: 266.)
“Müflih” eflahtan felah bulan kurtulan demektir. Felah aslında, felehat gibi yarmak manasındadır ki, önündeki engeli yarıp kendini kurtarmak ,istediğine ermek yani zafer bulmaktır. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, s. 31.)
“Müflih” gayesine ulaşmış olan kimsedir. Sanki ona birçok zafer kapıları açılmış ve hiç kapanmamıştır. Müflih kelimesi de aynı manadadır, terkibi yarma ve açma manasına gelmektedir. İşte bunun için çiftçiye de alt dudağı yarık olan kimseye de “fellah“ adı verilmiştir. Şöyle bir darbı mesel vardır. Demir demir ile yarılır, buna göre ayetin manası şudur. Cenab-ı hak onları, ilmen ve amelen yapmaları gereken şeyleri yerine getirmiş olmakla vasfedince, daha sonra bunun neticesini beyan etmiştir ki, bu da, hiç şaibesi olmayan, bir ikram ve tazim olarak verilen ebedî nimetten ibaret olan gayeyi elde etmektir. Çünkü ibadetlerle elde edilmek istenen sevap budur. (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihul Gayb)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
الْمُفْلِحُونَ | umduklarına erenler |
|
|
تُفْلِحُونَ | kurtuluşa erersiniz |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | kurtuluşa erenlerdir |
|
|
تُفْلِحُونَ | kurtuluşa erersiniz |
|
|
تُفْلِحُونَ | başarıya eresiniz |
|
|
تُفْلِحُونَ | kurtuluşa erersiniz |
|
|
تُفْلِحُونَ | kurtuluşa eresiniz |
|
|
تُفْلِحُونَ | kurtuluşa erersiniz |
|
|
يُفْلِحُ | kurtuluş yüzü görmezler |
|
|
يُفْلِحُ | iflah olmazlar |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | kurtulanlardır |
|
|
تُفْلِحُونَ | başarıya erersiniz |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | felaha erenlerdir |
|
|
تُفْلِحُونَ | başarıya erişirsiniz |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | başarıya erenler |
|
|
يُفْلِحُ | kurtuluşa eremezler |
|
|
يُفْلِحُونَ | kurtuluşa eremezler |
|
|
يُفْلِحُ | kurtuluşa ermezler |
|
|
يُفْلِحُ | iflah olmaz |
|
|
يُفْلِحُونَ | iflah olmazlar |
|
|
تُفْلِحُوا | iflah olamazsınız |
|
|
أَفْلَحَ | başarmıştır |
|
|
يُفْلِحُ | iflah olmaz |
|
|
تُفْلِحُونَ | kurtuluşa erersiniz |
|
|
أَفْلَحَ | felaha ulaştı |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | kurtuluşa erenlerdir |
|
|
يُفْلِحُ | iflah olmazlar |
|
|
تُفْلِحُونَ | felaha erersiniz |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | kurtuluşa erenler |
|
|
يُفْلِحُ | iflah |
|
|
الْمُفْلِحِينَ | kurtuluşa erenler- |
|
|
يُفْلِحُ | iflah olmaz |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | başarıya erenlerdir |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | umduklarına ereceklerdir |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | başarıya ulaşacak olanlardır |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | başarıya erenlerdir |
|
|
تُفْلِحُونَ | başarıya erersiniz |
|
|
الْمُفْلِحُونَ | başarıya erenlerdir |
|
|
أَفْلَحَ | kurtuluşa ermiştir |
|
|
أَفْلَحَ | kazanmıştır |