أَلِيمٌ kelimesi sıfatı müşebbehedir ve devamlı olarak verilen azabı ifade eder. Sıfat-ı müşebbehe olduğu için elem veren bir azab demektir. Burada mecazi isnat vardır. Aslında orada azabün ملِيمٌ gelmesi gerekir. Yani elem veren azab, ama onun yerine elem duyan azab şeklinde gelmiştir. Yani öyle bir azab ki verdiği elem dolayısıyla, kendisi bile acı duyuyor. [Fatma Serap Karamollaoğlu,“Meal Şerhi 1”, You Tube (6 Ekim 2023), 00:45:30 - 00:47:20.)]
أَلَمٌ elem kelimesi, aşırı acı demektir. أَلِمَ يَأْلَمُ أَلَمًا فَهُوَ آلِمٌ bu fiilin başlıca kalıplarıdır. أَلَمْ ifâdesi ise أَ - لَمْ iki edattır; bunların biri soru hemzesi olup olumsuzluk edatı olan lem’in başına gelmiştir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
اَلٖيمٌ kelimesi اَلِمَ - يَأْلَمُ fiilinden ism-i fâildir; tıpkı وَجِيعٌ kelimesinin وَجَعَ - يَوْجَع kelimesinden, ism-i fâil olması gibi... "Azâb" kelimesinin "elîm" sıfatıyla nitelenmesi, tıpkı Arabların تَحِيَّةٌ بَيْنَهُمْ ضَرْبٌ وَجِيع "Onların aralarındaki selamlaşmaları, acı veren bir darbe gibidir" demesi de böyledir. Bu, yine Arabların جَدَّ جِدُّهُ"Onun ciddiyeti büyük oldu, ciddî oldu" demelerine benzer. Ciddiyet nasıl, ismi fâili olan kişiye ait bir nitelik ise, bunun gibi "elem" sıfatı da, gerçekte elem veren şeye aittir. (Fahruddin Er-Razi, Tefsir-i- Kebir-Mefatihu'l Gayb)
İnsanın fizikî, ve psikolojik yapısının duyduğu acı ve ıstırap anlamında bir terim olan elem , sözlükte “ acı ve ağrı hissetmek” mânasında mastar, ayrıca “acı ve ağrı” anlamında isim (çoğulu âlâm) olarak yer alır. Aynı kökten türetilen “ çok acı veren” anlamındaki elîm kelimesi Kur’an’-ı Kerîm’ de yetmiş iki yerde geçmekte ve genellikle cehennem azabının şiddetini ifade etmektedir. Bu çetin azabı belirtmek üzere tekrar edilen azâbun elīm tabiri, “ verdiği acı son sınırına ulaşmış azap” anlamıyla etkileyici bir vurguyu dile getirir. Bir ayetteki fiil şekliyle kullanımı (en-Nisa 4/104) savaşta çekilen acı ve sıkıntılara delalet eder. Elem kelimesi hadislerde daha ziyade fizikî ağrı ve acı anlamında kullanılmıştır. Elem terim olarak ahlak felsefesine ait temel bir kavramdır ve mutlulukla ilgili felsefi telakkilerin ifadesinde önemli bir yere sahiptir. Müslüman dünya görüşünde ahiret inancının belirleyiciliği ve yönlendirici özelliği, mutluluk kavramının hem dünya hem de ahireti içine alacak şekilde genişlemesine yol açmıştır. Dolayısıyla elem fikri, Kur’ân-ı Kerim’deki sürekli vurgunun etkisiyle cehennem azabı tasavvuru ile birlikte düşünülmüştür. (İlhan Kutluer, “ Elem”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 11 :23.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
أَلِيمٌ | acı |
|
|
أَلِيمٌ | acı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acı |
|
|
تَأْلَمُونَ | acı çekiyorsanuz |
|
|
يَأْلَمُونَ | acı çekmektedirler |
|
|
تَأْلَمُونَ | sizin acı çektiğiniz |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
الْأَلِيمَ | acıklı |
|
|
الْأَلِيمَ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | pek acı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
الْأَلِيمُ | çok acı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
الْأَلِيمَ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
الْأَلِيمِ | acı |
|
|
أَلِيمٍ | acı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acı |
|
|
أَلِيمٍ | acı |
|
|
أَلِيمٌ | incitici |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
الْأَلِيمَ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |
|
|
أَلِيمٌ | acıklı |
|
|
أَلِيمًا | acı veren |
|
|
أَلِيمًا | acıklı |
|
|
أَلِيمٍ | acıklı |